Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Evim Evim Güzel Evim

EVİM EVİM GÜZEL EVİM


14 Ekim 2026


Dün eve gelir gelmez arabanın bagajından çıkanlar birer birer yerlerine yerleşti. Gel de sor bakalım sevgili güncem, böyle zamanlarda anam ağladı derim! Tatil bitti, evin mesaisi başladı. İki koca poşet kirli çamaşır doğruca banyoya gitti. Bir makineyi doldurup çalıştırdım, yıkadım, astım. Şimdi sıra geldi yağmurlu havada kurumalarını beklemeye. Bu da ayrı bir mesele! Nasıl kuruyacaklar, onu da kayınvalidem düşüne dursun. Benim şimdilik başka işlerim var.


Sabahın ilk ışıklarıyla uyandım. Biraz oyalandıktan sonra kitabımın bittiğini hatırladım. Artık yenisine başlayabilirdim ama önce sana anlatacaklarım vardı güncem. Dedim ki kendi kendime, kitaplar bekler, şu yaşananları bir kâğıda dökeyim de içimde kalmasın. Engin uyandı, yine beni yazarken gördü. Hiç sesini çıkarmadı. Belli ki bu sabah da kalemimle baş başa olmama alışmıştı. Ardından kayınvalidem uyandı. Hemen fırsatı değerlendirdim: “Hadi,” dedim, “Çiçek Lokantası'na gidelim de bir atom çorbası içelim.”


Dışarı çıktığımızda yağmur çiselemeye başlamıştı. Ben dün boşalttığımız kolileri çöpe götürürken Engin de arka bahçede arabayı çalıştırıyordu. Derken bir baktım, bahçede bir hareketlilik! “Aneee!” diye seslendim, “Kara Fatmalar çiftleşiyor bizim evin bahçesinde!” Hemen birkaç pozlarını çektim. Fotoğrafçılıkta fırsat kaçırmamak esastır, değil mi? Gerçi modellerin bundan haberi yoktu.


Tam o sırada Engin'in sesi geldi: “Hiç özel hayata saygı yok!” diye homurdanıyordu. Sesin geldiği yöne baktım ama ortalıkta kimse görünmüyordu. Demek ki eleştirisini görünmeden yapıp işine devam etmeyi tercih etmişti. Benimse elimde fotoğraflar, aklımda bahçenin en mahrem anına tanıklık etmiş olmanın verdiği mesleki (!) gurur vardı. İnsan bazen evinin bahçesinde bile kendini bir belgesel çekiminin ortasında bulabiliyor.


Çiçek Lokantası'nda yine güler yüzlü garsonlar karşıladı bizi. Engin'in annesiyle el ele gelişimizi görünce şakasını da eksik etmedi. Ardından, “Dede nerede?” diye sordu. Herhâlde aklı biraz karışmış olmalıydı. “Onlar benimkilerdi,” dedim. Garson kafasını kaşıdı, meseleyi daha fazla kurcalamadan geçti. Bazı soruların cevabı vardır ama açıklaması uzundur; hele sabah sabah, insanın atom çorbası içeceği tutmuşsa!


Engin her kaşıkta bir oh çekti. Çorbanın hakkını veriyordu doğrusu. Ben de kızarmış biberlerden birini sapından tutup lüp diye yarısını ısırdım. Kayınvalidem lahana turşusuna çatalını batırmıştı. Ev ekmekleri de masada sıralarını bekliyordu; sanki “Beni de ye, beni de unutma!” diye göz kırpıyorlardı. Herkes kendi keyfindeydi. Tatil dönüşü evin dağınıklığı, çamaşırların kuruma derdi, boşaltılan koliler derken insanın sırtına binen yük, güzel bir çorbanın başında biraz olsun hafifliyordu. Meğer eve dönmenin de kendine göre bir ziyafeti varmış.


Çorbalarımızı içtikten sonra Engin, “Babama ziyarete gidelim,” dedi. Bilirsin güncem, bu bizim alışkanlığımızdır; Çiçek Lokantası'nda çorba içtik mi ardından Ahmet babamı ziyaret ederiz. Karnımızı doyurup yola koyulduk. Mezarlığa giderken Nuran teyzeme de merhaba dedim. Anneme nerede yattığını gösterdim. İnsanın sevdiklerini aynı yerde ziyaret etmesi, onlara bir selamı da beraberinde götürmesi gibi geliyor bana.


Ahmet babamın mezarındaki çiçekler pek güzel açmıştı. Güller ise artık boyunlarını bükmüştü; belli ki yeniden baharı bekleyeceklerdi. Yağmur toprağını sulamış, çiçeklerin üzerine ince ince dokunmuştu. Biz de dualarımızı eksik etmedik.


Dönüşte aklımda günün iki ayrı görüntüsü kaldı: Bahçede özel hayatlarına saygı gösterilmeden fotoğraflanan Kara Fatmalar ve mezarlıkta yağmurla yıkanmış, sessizce baharı bekleyen güller...


Hayat da böyle işte sevgili güncem. Bir yanında çamaşır, koli, çorba telaşı; öte yanında kahkaha, hatıra ve dua. Bazen bir biberin yarısını lüp diye yutarsın, bazen bir mezar başında susup kalırsın. Ev dediğin yalnızca dört duvar değil; insanın gündelik telaşını da, sevdiklerini de, geçmişini de içine alan koca bir dünya.


Tatil bitti, evimize döndük. Çamaşırlar bir şekilde kurur, koliler çoktan çöpe gitti. Geriye anlatacaklarım kaldı sana. İyi ki varsın güncem; insanın başından geçenleri biriktirebileceği bir yeri olması da evin bir odası gibi.


H. Çiğdem Deniz

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Evim Evim Güzel Evim

çitlembik çitlembik