Ah Benim Mutsuzları Mutlu Eden Nergislerim
"Birileri mutsuzsa, mutsuzlara nergis yolla,
Bir kırmızı battaniye,
onlara bir mutluluk çadırı yolla
sonra belki, ben de gelirim."
Didem MADAK
ah benim geç kalmış bilgeliğim.
bir zamanlar bütün kapıların açılmak için yapıldığına inanırdım.
şimdi biliyorum.
bazı kapılar yalnızca kapanacakları günü bekliyormuş.
ben ömrümü eşiklerinde geçirmişim.
içeri girmeye utanarak.
dışarı çıkmaya kıyamayarak.
ah benim küçük kalbim.
seni hangi mezata çıkardılar da kimse kıymetini bilmedi.
hangi tellalın dilinde ucuzladın.
oysa içinde bir dağ saklardın.
biraz ardıç.
biraz su.
bir de kimse üşümesin diye
kendinden yaktığın o küçücük ateş.
ah benim vefalı hafızam.
sen ne kadar yanlış yere sadıksın.
bir kapının gıcırtısını unutmuyorsun.
bir taşın yerini.
bir çiçeğin kokusunu.
ama kendine edilen haksızlıkları
o güzel yazmaların altına katlıyorsun.
ne zaman geçmişi açsam
önce ellerime bir avuç bahar bırakıyorsun.
sonra o baharın altında
çürümüş kökleri gösteriyorsun.
ah benim görgüsüz fedakarlığım.
ne zaman güzel bir şey görsen bütün evi ona veriyorsun.
sonra kapının önünde üşüyorsun.
üstüne bir de
içeridekilerin üşümemesini diliyorsun.
senin bu halini
hangi kitaba yazmalı.
hangi taşın alnına kazımalı.
insan kendi evinde
bu kadar mı misafir olur.
ah benim mutsuzları mutlu eden nergislerim.
siz hangi toprağın kederinden doğdunuz.
hangi kışın alnına beyaz bir mendil koydunuz.
herkesin içinde bahar açtırırken
kendi köklerinizi nasıl unuttunuz.
siz de mi bütün güzel şeyler gibi
kendinizi eksilterek çoğaldınız.
ah benim beyaz yüzlü yoksullarım.
size kim öğretti
başkalarının karanlığına çiçek olmayı.
kendi gecenizde
bir kere olsun açamadınız mı.
ah benim kırgın nergislerim.
kim söyledi size
güzelliğin her şeyi affettireceğini.
hangi bahar kandırdı sizi.
hangi yağmur verdi tutamayacağı sözleri.
ben sizin beyazlığınıza inandım.
sizden başka bir şey istemedim.
ama insan bazen
en temiz hatırasının içinde
en kirli acısını taşıyormuş.
ah benim küçük sarı felaketim.
sen neden bu kadar güzel kaldın.
neden yıllar senin tekerleklerine dokunamadı.
neden bütün renkler soldu da
sen hala o eski yazın içindesin.
ben büyüdüm.
ellerim büyüdü.
kırgınlığım büyüdü.
bir tek sen büyümedin.
şimdi seni avucuma alsam
hangi çocukluğum kanar bilmiyorum.
ah benim terbiyeli öfkem.
sen neden hiç bağırmadın.
hangi dağın arkasına sakladın sesini.
taşlar çatladı.
sular çekildi.
ardıçların dalları kırıldı.
sen hala kırıldığın yerden
kimse incinmesin diye
usulca kanadın.
ah benim yetim kalmış merhametim.
sana ne çok iş düşürdüm.
bir ömrün bütün kırıklarını
senin küçücük ellerinle süpürdüm.
kendi yaralarını saramadın.
ama taşların bile
keskin yerlerini örttün.
şimdi hangi yaranın başında
kendini unutuyorsun.
ah benim eski evim.
duvarların neden hala ayakta.
hangi hatıranın hatırına
çökmemekte direniyorsun.
merdivenlerin yorgun.
kapıların küskün.
pencerelerinde yıllanmış bir sessizlik.
ben bütün odalarını boşalttım.
bir tek yokluğunun ikinci katına dokunamadım.
orası hala eşyalı.
orası hala üşüyor.
ah benim çocukluğum.
sen yine de orada kal.
o taşın altında.
o sarı rengin yanında.
dünyanın henüz kendini belli etmediği yerde.
ben artık gelip seni uyandırmayacağım.
çünkü sen uyanırsan
ben sana bütün bunları
nasıl anlatacağım.
ah benim zavallı ömrüm.
bir kez olsun
kendin için çiçek açsaydın.
bir kez olsun
kimsenin baharı olmadan
kendi toprağında yaşasaydın.
belki o zaman
ölü nergisler mevsimi
bu kadar uzun sürmezdi.
ah benim kaderim.
ilkokuldan beri kaderim.
önlüğümün yakasına
iğneyle tutturulmuş beyaz mendilim.
dizlerim daha yaralıyken
sen ömrümün neresine saklandın.
ben büyüdüm.
sen hiç değişmedin.
ne olur gel kurtar beni.
ben artık kendi çocukluğumun
elinden tutamıyorum.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu