Allah Kardeşini Eksik Etmesin Sultanım Osmanlıda Kardeş Katliamı 5 Bölüm
ALLAH KARDEŞİNİ EKSİK ETMESİN SULTANIM-OSMANLIDA KARDEŞ KATLİAMI 5. BÖLÜM-
Evet, bugün, zamanının en büyük hükümdarı olup bilinen dünyada herkesin ‘’Muhteşem Süleyman’’ dediği, günümüzde ise bazı avanakların millete yarı Türk- Yarı Alman bir sanatçının ağzından kısaca ‘’ Sülüman ‘’ diye tanıtmaya çalıştığı Kanuni Sultan Süleyman döneminden bahsedeceğim.
O Kanuni ki en başta süt kardeşi Yahya Efendi olmak üzere Ebussud Efendi, İbn-i Kemal, Zembilli Ali Cemali Efendi, İbrahim el Halebi, Merkez Efendi ve daha nice çok büyük din alimleri onun zamanının din alimleridir.
Peki bu kadar büyük din alimleri bizim görüp de (!) ‘’ Olmaz yahu. Annesinin memesini emen bir bebek anne kucağından alınıp da boğdurulamaz ‘’ileride fitneye sebep olabilir.’’ gerekçesiyle. Bu, dine uygun değildir.’’ Dediğimiz meseleyi görememiş, değerlendirememiş olabilirler mi?
Mesela hazinede gördüğü bir usulsüzlük sebebiyle 40 civarında görevli için idam emri veren Yavuz Sultan Selim gibi hiddetli-şiddetli bir padişahın bu kararını şeriata uygun olmadığı yolundaki fetvasıyla engelleyen ve padişah ‘’ Neden bana engel oluyorsun?’’ Diye sorduğunda ‘’ Benim görevim senin ahiretini korumaktır. ‘’ Diye cevap veren Zembilli Ali Cemali Efendi aynı hassasiyeti neden şehzade katliamında göstermemiştir? Neden aynı Yavuz Sultan Selim’e ‘’ Yapmak istediğin/ yaptığın şeriata aykırıdır. Daha ağzı süt kokan bir sabi, ileride fitneye sebep olabilir diye öldürülemez. ’’ dememiştir?
Ben uzun zamandır kafama takılı olan bir başka durumu yazayım siz mutlaka ne demek istediğimi anlayacaksınızdır.
Kur’an-ı Kerim’in 18. Suresi olan Kehf Suresinde Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın yolculuğu anlatılmaktadır.
Bu yolculuk sırasında…. ( Direkt Kur’an’dan okuyalım )
“Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o ( Hızır Aleyhisselam ) hemen onu öldürdü. Musa: "Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın" dedi. ( Kehf Suresi 74. Ayet )
Yani Hz. Musa aynen bizim gibi davrandı. Hz. Hızır’a kızdı, onu kınadı ve öfkeyle sordu: ‘’ Sen tamamen masum bir cana mı kıydın? Bu yaptığın çok kötü bir şey. ‘’
Sonra yolculuk devam etti ve Hz. Hızır, Hz. Musa’nın bir türlü anlam veremediği eylemlerinin sebeplerini tek tek açıkladı. O masum çocuğu niçin öldürdüğünü ise şöyle izah etti:
“Öldürdüğüm çocuğa gelince, onun ana-babası mü’min insanlardı. Fakat o çocuğun ileride onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.” ( Kehf Suresi 80. Ayet )
“Böylece Rablerinin kendilerine, onun yerine daha temiz, daha hayırlı, onlara karşı daha merhametli ve daha itaatkâr bir çocuk vermesini istedik.” ( Kehf Surei 81. Ayet. )
Yani Hz. Hızır, minicik bir çocuğu, ileride anne babasını küfre ve azgınlığa sürükleyebileceği gerekçesiyle öldürmüş.
Zavallı masum bir yavru, o an itibariyle hiç bir suçu olmadığı halde sırf gelecekte çok büyük bir suç işleyebileceği gerekçesiyle öldürülmüş ve böyle bir durum şeriata uygun zira Hz. Hızır bu eylemi Allah’ın izni ile yapıyor.
Yani?
Yani Rabbimiz bazı hallerde ortada hiç bir suç olmasa da o an için tamamen masum olan bir insanın, bir masumun öldürülmesine izin veriyor hatta bırakın izin vermeyi bizzat kendisi istiyor öldürülmesini.
Evet, daha fazla uzatmayacağım sanırım herkes anlamıştır ne demek istediğimi.
Sanırım Osmanlıda Kardeş Katliamı olayına bizler Hz. Musa gibi bakarken zamanın çok büyük din alimleri, o alimlerin rahle-i tedrisinde yetişmiş hükümdarları ( Padişahlar ) Hz. Hızır gibi bakmışlar.
***
Şimdi kaldığımız yerden yani Kanunî Sultan Süleyman ile devam edelim.
Kanunî Sultan Süleyman zamanında Türkiye’de bulunan Avusturya elçisi Busbecq(1553) Kanuni oğlu Şehzâde Mustafa’dan bahsederken diyor ki: “Türk padişahlarının oğlu olmak büyük bir talihsizliğe düşmek demekti. Çünkü bunlardan birisi tahta çıkınca diğerleri ölüme hazırlanmalıydı. Bu da bilhassa yeniçerilerin durumuyla ilgilidir. Çünkü padişahın hayatta bir kardeşi varsa, bu askerlerin padişahtan istekleri hiç sona ermez. Diledikleri şey kabul edilmezse de padişahı ‘’ ALLAH KARDEŞİNİ EKSİK ETMESİN PADİŞAHIM !'' Diye tehdit ederlerdi.
‘’Allah kardeşini eksik etmesin ‘’ aslında çok güzel bir duaydı ama yeniçerilerin ağzından çıkınca ‘’ Sen isteklerimizi kabul etmezsen nasıl olsa kabul edecek kardeşlerin var, biz de onu başa geçirir isteklerimizi kabul ettiririz.’’ gibi bir anlama bürünüyordu. Osmanlı Padişahlarının - bir dönem - kardeşlerini ortadan kaldırmalarının en önemli sebeplerinden biri de buydu maalesef.
Kanuni Sultan Süleyman, diğer kardeşleri babalarının ölümünü görmeden vefat ettikleri için tahta çıktığında herhangi bir kardeş katliamı yapmadı. Ancak Osmanlı’da şehzade katliamı denince maalesef öncelikle onun adı gelir akla. Çünkü Kanuni kardeş katliamı yapmamıştır ama iki oğlu olan Mustafa ve Bayezıd’ı öldürtmüştür.
Her iki evladını da devlete baş kaldırdıkları için öldürtmüştür. Bunları uzun uzun yazmayacağım. Ancak bizim halkımız her nedense Mustafa’yı çok sevmiştir. Onda biraz da dedesi Yavuz Selim’i görmüşlerdir. O sebeple Mustafa’nın katli ta o zamandan bu zamana bir yara olarak kalmıştır Türk halkının içinde.
Ancak..
Ancak Padişah Kanuni’ye neredeyse hiç kimsenin bir tepkisi olmadığı halde Mustafa’yı boğan cellatların başındaki Zal Mahmut Paşa’ya yönelmiştir tüm öfkeler. Hatta ileride Zal Mahmut Paşa’nın Eyüpsultan ilçesinde yaptırdığı camiye çok uzun süre hiç kimse namaz kılmaya gitmemiştir sırf bu tepki yüzünden.[ Bugün de bu caminin cemaati çok da fazla değildir.]
Kanuni, Şehzade Mustafa’nın Mehmed adındaki oğlunu yani kendi torununu da öldürtmüştür.
Kanuni’nin, oğlu Bayezıd’ı da öldürtmüş olduğunu pek çoğumuz bilmeyiz.
Bayezıd, ağabeyi Mustafa’nın öldürülmesinden sonra diğer ağabeyi Selim ile taht mücadelesine girişti ve daha babaları hayattayken ağabeyi ile Konya’da yaptığı savaşı kaybedince İran’a, Şah Tahmasb’a sığındı.
Bu, affedilmeyecek bir hataydı. Yine de Kanuni Sultan Süleyman, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’den fetva istedi.
Ebussuud Efendi, şehzade Bayezıd’ın yaptığı işin devlete karşı isyan olduğunu, devlete isyanın cezasının da ölüm olduğu yolunda fetva verince Bayezıd’ı Şah Tahmasb’dan istedi.
Sonuçta İran Şahı Tahmasb, baskılara dayanamadı ve Kanuni’nin izniyle İran’ın Kazvin şehrine gönderilen Şehzade Selim’in cellatları 25 Eylül 1561’de Şehzade Bayezıd’ı ve 17 yaşındaki evladı Orhan’ı, 16 Yaşındaki oğlu Osman’ı, 13 Yaşındaki oğlu Abdullah’ı, 9 Yaşındaki oğlu Mahmud’u 3 Yaşındaki oğlu Mehmed’i, 2 Yaşındaki oğlu Murad’ı boğarak öldürdüler.
Sehzade Bayezıd’ın bir erkek evladı da henüz bebek olan Süleyman’dı ve o Bursa’daydı. Kanuni’nin emriyle o da Bursa’da boğularak öldürüldü.
Yani?
Yani Kanuni Sultan Süleyman 1566’da Zigetvar önlerinde sefer esnasında hayata gözlerini yumarken, Bugünkü Afyon’un Sincanlı-Sinanpaşa ormanlarında av peşinde koşturan oğlu Selim ( II. Selim ) bir an önce İstanbul’a gidip tahta oturmak için acele etmedi. Çünkü babası, o tahta oturmadan önce tüm diğer muhtemel taht adaylarını ortadan kaldırmıştı.
Evet, II. Selim ile ilgili yazacak çok bir şey yok
bu konuda. O sebeple hafiften dokunup önce III. Murat, daha sonra da en büyük katliamın yaşandığı III. Mehmet dönemini ele alacağız gelecek bölümde inşallah.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu