Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Atışma Online Üyeler
(0 oy)

Kuyu Mahallesinin Kızları Deyimler Ve Biraz Yağmur

Kuyu Mahallesinin Kızları Deyimler Ve Biraz Yağmur

Kuyu Mahallesinin Kızları, Deyimler ve Biraz Yağmur


3 Kasım 2026


Kasımın ilk günleri yağmurlu geçiyor. Bugün Kuyu Mahallesi'nin kızları yine bir araya gelecek. Nerede o eski günler! Her ay yaptıkları altın ya da dolar günleri, öncesinde özenle yapılan temizlikler, aynı ihtimamla, sevgilerini de katarak hazırladıkları hamur işleri, salatalar, mantılar, dolmalar, kısırlar... Hepsi şimdi geride kalmış, anlatıldıkça ah çektiren anılar. Zaman, sofraların şeklini de alışkanlıklarımızı da değiştirmiş. Ama bir araya gelme isteğimizi henüz elimizden alamamış.


Korono zaten başlı başına ele alınmalı, lâkin şimdi annemi ele alalım. Kendini zor taşıyor. Yine halkla ilişkiler müdürü olarak bana düşüyor görev. Bugün Mine de geleyim dedi. Önce onu aldım evinden, sonra annemi aldık. Yağmur eritmez ama yine de dikkat etmekte fayda var. Mine'ye, "Anneme şemsiye yetiştir, ıslanmasın," diyorum. Annem evin çöpünü atacakmış, malûm kulakları duymuyor. Kıçımı yırttım, yine duymadı; arkasından koşuyor bizim Mine. Kaba konuşuyorsun deme bana sevgili güncem, ben deyimleri yerinde kullanmayı seviyorum. Hem bazen bir durumu anlatmak için süslü cümlelere ne hacet!


Arabayı Asuva'nın önüne park ettiğimde yağmur daha da şiddetlenmiş, damlalar irileşmişti. Mine yine şemsiyesini alıp annemi dışarı çıkardı. Benim şemsiyemi de hazırlayıp elime tutuşturdu. İnsanın bir kardeşi olması ne güzel. Bazen bir şemsiye, uzun uzun anlatılacak kardeşlik hikâyelerinin en kısa özeti oluveriyor.


Şimdi isim kullanmakla kullanmamak arasında kalıyorum. Biraz sonra bu konuda bayağı fikir beyan edenler oldu. Neyse ki Seyhun ablanın sesi çıkmadı. Onları arıyorum, hangi tarafta oturduklarını öğrenmek için ama cevap yok. Bu yağmurda gelen olmazsa şaşmam diye düşünürken bir baktım ki masanın etrafında gülen yüzler var. Bizim de aralarına katılmamızla birlikte bir masa üçte sandalye ilave ediliyor. Demek ki yağmur, gönülden gelmek isteyenlere engel olamıyor.


S. teyzeme kuşlar haber uçurmuş. Geçen günlerde birlikte yaşanan anıları sana yazdığımı ve paylaştığımı öğrenmiş. Hatta, "Durmadan telefonda bunları mı yazıyorsun? İş güç yok herhalde," dedi. Mine hemen atıldı: "Olur mu hiç ablam bütün işini kendi yapar, eniştem de çok titiz adamdır." Bu meraklı sorular beni rahatsız etmedi. Hatta gülümsedim. Fakat biz kadınların dramını tekrar tekrar oynatıyor olmak canımı sıkıyor sadece. Bir kadının yaptığı işleri, ürettiği cümleleri, kurduğu hayalleri bir kenara bırakıp telefonda ne yazdığını sorgulamak ne kadar tanıdık bir hikâye! S. teyzem kadar diğer Kuyu Mahallesi'nin kızları da benimle gurur duyuyor. Bunu her hareketleriyle, her sözleriyle belli ediyorlar. Bu da insanın yüreğine iyi geliyor.


Geçenlerde Orhan Kemal'in Bereketli Topraklar Üzerinde kitabını okurken altını çizdiğim iki halk deyişi geldi aklıma: "Kadere kırk beş" ve "Sabredenin koynunu kurt yemezmiş." Dilimizin böyle ilginç, ilk duyduğumda insanı durup düşündüren sözleri var. Birinin içinde kaderle yüzleşmek, diğerinde sabırla beklemek var. İkisi de insanın hayat karşısındaki hâline dair bir şeyler söylüyor.


Bugünkü buluşmamızda da bu sözleri kendime bir kez daha hatırlattım. Hayatın değişen şartlarına, eski günlerin artık geri gelmeyecek oluşuna, yaş almanın getirdiği zorluklara bazen kadere kırk beş demek gerekiyor. Her şeyi değiştiremiyoruz. Bazı şeyleri de sabırla karşılamak, zamana bırakmak gerekiyor. Sabredenin koynunu kurt yemezmiş. Belki de insanın kendine vereceği en güzel derslerden biri bu. Her şeye yetişmeye, herkesi memnun etmeye, geçmişi bugüne taşımaya çalışmadan, elindekinin kıymetini bilerek yaşamak...


Yağmurun altında başlayan günümüz, bir masanın etrafında toplanan kadınların kahkahalarıyla güzelleşti. Eski günlerin sofraları belki yok artık ama anlatacak hatıralarımız, birbirimize uzatacak şemsiyelerimiz, ikram edecek kahvelerimiz ve daha nice sohbetlerimiz var.


Günün sonunda anlıyorum ki insan bazen geçmişe özlem duyarak bugünün güzelliğini kaçırabiliyor. Oysa hayat, tam da o eski günleri anarken kurulan yeni bir sofrada devam ediyor.


H. Çiğdem Deniz

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Kuyu Mahallesinin Kızları Deyimler Ve Biraz Yağmur

Kuyu Mahallesinin Kızları Deyimler Ve Biraz Yağmur

çitlembik çitlembik