Hayatın Matematiği
Bir gün çocukluğumuzu çıkardılar içimizden.
Kimse fark etmedi.
Sadece aynaya baktığımızda
yüzümüzde bir çocuğun cenazesi vardı.
Annemin elleriyle başladı ilk hesap.
Bir ömrü beş kişiye böldü,
kendine düşen payı sofraya koymayı unuttu.
Biz bölme işlemini okulda öğrendik sandık.
Meğer anneler çoktan biliyormuş
kendilerinden eksilterek çoğalmayı.
Büyüdük.
Bir kadına rastladık.
Gözleri, bütün bilinmeyenlerin cevabı gibiydi.
Bir gülüşünü aldık, iki ömürlük hayal kurduk.
Matematikte böyle bir çarpma yoktu.
Bir insanın kalbine dokunup
kendi kalbini milyon parçaya çoğaltmak...
Ayrılık geldi.
Kapı kapandı.
Bir sandalye boş kaldı.
İki kişilik geleceğin
tek kişilik bir mezara dönüştüğünü gördük.
O gün anladık:
Bazı çıkarma işlemlerinde
eksilen şey sayı değil, insandır.
Yıllar geçti.
Biriktirdik.
Maaşlar, faturalar, anahtarlar,
çekmecede unutulmuş fotoğraflar...
Bir de yaşanmamış hayatlar.
Her akşam eve dönerken
aynı sokak lambasının altında
biraz daha yaşlandığımızı gördük.
Zaman, yüzümüze faiz işleyen
acımasız bir tefeci gibi çalışıyordu.
Bir gün hastane koridorunda
duvardaki saati izledim.
Akrep yürüyordu.
Yelkovan yürüyordu.
Ama içeride bir adamın dünyası durmuştu.
Doktor bir sayı söyledi.
Bir insanın bütün geçmişi,
üç basamaklı bir ihtimale sığdı.
O an anladım:
Matematikte sıfır hiçbir şeydi,
insanın hayatında
bazen bir sıfır bütün dünyayı götürüyordu.
Sonsuzluğu düşündüm.
Kâğıda yan yatmış bir sekiz çizdim.
Biraz anneme benzedi.
Annem de sonsuzdu;
her gidişimde arkamdan dua eden,
her dönüşümde aynı kapıyı açan
o yorgun elleriyle...
Oysa ben,
bir gün o kapının açılmayacağını
hesaplamayı hiç öğrenemedim.
Şimdi önümde koca bir hayat,
arkamda silinmeye yüz tutmuş rakamlar var.
Topladım: Sevdiklerimi.
Çıkardım: Kaybettiklerimi.
Çarptım: Hayallerimi.
Böldüm: Ekmeğimi, ömrümü, kendimi.
Sonuç?
Bir insan.
Biraz eksik.
Biraz geç kalmış.
Biraz da hâlâ umutlu.
Tahtaya son bir denklem yazdım:
ÖMÜR − ZAMAN = HİÇBİR ŞEY
Sonra eşittir işaretinin altına
titreyen elimle bir çizgi daha çektim.
Yanlış hesaplamıştım.
İnsan, yaşadığı günlerin toplamı değildi.
Bir başkasının hayatında bıraktığı izdi.
Belki de hayatın en acı matematiği şuydu:
Bir insan dünyadan eksildiğinde
sayı bir azalır.
Onu seven herkesin içinden
bir ömür eksilir.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 6
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu