Aykut Hoca Kazandı Fener Elendi
Fenerbahçe
Şampiyonlar Ligi’nin kapısından bu kez buruk dönüyor. Özellikle maçın ikinci
yarsında oynanan heyecan verici futbol, açıkçası hevesimizi kursağımızda bıraktı.
Maçın arifesinde yaşanan, Alex kriziyle mücadele eden Fenerbahçe’nin, maçın ilk
yarısında kafası bir hayli dağınık gözüktü. Gol de bundan önceki maçlarda
olduğu gibi yine sol taraftan ve yine Hasan Ali Kaldırım'ın savunduğu kanattan Gaziantep maçının kahramanı Mert'in de hatasıyla geldi. Çocukken dışarı çıktığımızda “yoldan değil kaldırımdan yürü” diyen
ebeveynlerimizi hatırlarız. Ruslar bu “kaldırımdan gitme”
mevzusunu bundan önceki maçlarda iyi incelemişler gibi gözüktü açıkçası. Selçuk
Şahin’in ilk yarıdaki “şahin değil de ürkek ceylan futbolu”
sürekli sekerek kaçan ceylanın sektirdiği taşlar gibi topu rakibe atmasına
neden oldu. Aykut Kocaman bu kaçışa 56. dakikaya kadar dayandı ve maçın başında
birlikte tribünleri selamladığı bir haftadır sorun haline gelen oyuncusu Alex’i
oyuna aldı. Bundan sonra oyunun rengi siyahtan griye, golden sonra da griden
beyaza dönüyordu ki maalesef maç bitti.
İlk korneri
42. dakikada, kaleyi bulan ilk şutu da 47. dakikada çektik. Özellikle ilk
yarıda Şükrü Saracoğlu’nun örümceklerini temizlemek için sürekli uzun uzun,
uzun pas yaptık. Bunun en önemli nedeni oyunu yönlendirmekten uzak bir orta
sahamızın ve sürekli rakiple dirsek temasında olan Selçuk Şahin’in kötü gününde
olması etken oldu. İkinci yarıda Mehmet Topuz’un orta alana geçmesi, Stoch’un
derlenip toparlanmasıyla, takım pozisyonalar üretmeye başladı. Bundan önce
oynanan 6 maçta takımın üretken olmadığı zamanlarda sahne alan Kuyt, bu sefer
son yarım saati bundan önceki maçlardaki yorgunluğunu atmak için çizgi
kenarında geçirerek geçirdi. Açıkçası kırmızı karttan sonra hala neden çizgide
oynayıp gol bölgesine gitmediğini çok anlamadım. Ancak tatilin keyfinden
çıkamadığını düşünüyorum. Şutlar, gol pozisyonları, direkten dönenler
düşünüldüğünde ikinci yarı oturmak kısmet olmadı. Oturmak kısmet olmayınca işte
2. gol de kısmet olmadı ve maç bitti...
Evet, maçın
özeti buydu. İkinci yarıdaki oyuna rağmen Şampiyonlar Ligi'ni kaybeden Fenerbahçe, ancak bu maçı kazanan bence Aykut Kocaman olmuştur. Maçın başında
seyircinin tezahüratına karşılık vermiş, futbolcusunu maçın 2. yarısında oyuna
almış gurur ve kibir yapmamıştır. Kimilerine göre “baştan başlamalıydı” da denilebilir.
Ancak biz, Anelkaları, Ortegaları oynatmayan ve inat eden teknik direktörleri
de gördüğümüz için Aykut Hocayı yürekten kutluyorum. Takım için duygularını bir
kenara bırakmış ve oyuncusuyla sorunları bitirmiştir. Kimilerine göre “oyuna
sokmasa kendi biterdi” denilse de siz bakmayın o konuşanlara... Aziz Başkanın
spikerliğe soyunduğu o anonsundan sonra kimse Aykut hocaya kolay kolay bir şey yapamazdı...
Fenerbahçe
özellikle Türkiye ve Avrupa liginde sağda Krasiç solda Stoch, çift forvet Kuyt
ve Sow göbekte iki Mehmet oyun anlayışını denemeli; kaptandan da özellikle iç
saha maçlarında oyunun gidişatına göre istifade etmelidir. Herkes kendi rolünü
benimsemeli ve takım olgusu yeniden gündeme gelmelidir. Geçen yıl topla, tankla,
tüfekle yıkılmayan bu takımı bakın bir haftada nasıl kevgire çevirdiler. Demek herkesin
bir oyunu varmış...
Umarım Avrupa Ligi, 20 yıldır devam eden yana oyun felsefesinin kırıldığı ve çift forvet ve
hızlı kanat oyuncularıyla şahlanan bir Fenerbahçe’nin nüvelerini bize gösterir diye düşünüyorum…
Türk
futbolundaki çöküş gittikçe belirginleşmeye başladı. Galatasaray’ın Şampiyonlar
Liginde diğer takımlarımızın da Avrupa Liginde gerçekleştireceği başarılar bizi
12. sırada tutacaktır. Aksi takdirde Kıbrıs Rum kesiminin bile altında kalacak
ve Şampiyonlar Ligine direkt gidememe gibi bir durumla karşılaşacağız…
Gün
renklerin ayrılığı değil kardeşliği günüdür…
Zekeriya
EFİLOĞLU
Şair-Yazar
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.