Futbol Yok Krize Devam....
Kriz oluşturmak için iç işleriniz her
zaman fitne atılması gerekmeyebilir. Bazen krizi siz kendiniz oluşturursunuz
farkına bile varmazsınız. Önce Dos Santos, sonra Emre, sonra Özer ve Alex sonra
da Baroni. Aykut Kocaman bu oyuncularla son bir yıldır değişik problemler
yaşadı. Her ne kadar Santos’un problemi evvelki senenin devre arasında olsa da
bu krize dâhil edilebilir. Sivas maçı öncesi Baroni’nin kadroda olmaması,
birçok kişinin kafasında soru işaretleri oluşturmakla kalmadı, geçmişi hatırlamak
için yetti de arttı bile. Sorun gerçekten oyuncularda mı yoksa Aykut Kocaman’da
mı? Önümüzdeki günlerde sanırım bu soru daha sık sorulmaya devam edecektir diye
düşünüyorum.
Neyse maça gelelim. Fenerbahçe maça
gayet iyi başladı. İyi başladığını da 18 dakikalık dilimdeki 6 şut ve 4 korner
atışından anlayabiliriz. Bu hızlı başlayışta başrol ise Hasan Ali Kaldırım’dı.
Bundan önceki maçlarda yolgeçen hanına dönen sol taraftan atağa gelmesine 35
dakika müsaade etmediği gibi gollük üç orta ve atak girişim oldu. İleri uçta
Sow’un enerjik ve sürekli deplase olan futboluna, Moskova maçının son yarım
saatlik diliminden beri ortalarda gözükmeyen Kuyt’un durgun oyunu eklenince ilk
yarıda Fenerbahçe gol atamadı. Bundan önceki maçlar için çok eleştirdiğim Hasan
Ali’nin güzel oyununa Gökhan Gönül’ün de karşılık vermemesi Fenerbahçe’nin
eksikliklerindendi. Yine Spartak Moskova maçının top kayıpları uzmanı Selçuk, kaldığı
yerden devam edeceğinin sinyalini ayağına aldığı ilk topu hatalı kullanarak
gösterdi. Mehmet Topuz’un enerjisi, Mehmet Topal’ın gayreti ilk yarıda gol
getirmedi.
Maçın 2. yarısında ise Fenerbahçe’nin
durgun ve yorgun oyunu devam etti. Özellikle maçın 70. dakikasından sonra Sivasspor’un
baskısı iyice hissedildi. Hele hele 73 ila 76. dakika arasında nerdeyse Sivasspor
Fenerbahçe’yi 3 dakika ceza sahası içinden hiç çıkarmadı. Bunda açıkçası
sahanın en çalışkan isimlerinden Mehmet Topuz’un 70. dakikada oyundan
çıkmasının da önemli etkisi vardı. Top Fenerbahçeli oyuncudayken ondan pas
isteyen oyuncunun olmaması, kimsenin yardıma gitmemesi nedeniyle bir sürü top
kaybı yapan Fenerbahçe’de önümüzdeki günlerde ah “Emre vah Emre” türküsünün çok söyleneceğini, hatta o beğenilmeyen
Özer’in bile aranacağını, krizseverlerin de bunu sürekli kaşıyacağını düşünüyorum.
Ayrıca maçın 2. yarısındaki 66-33 Sivasspor lehine topla oynama oranının da çok
dikkate değer bir konu olarak altının çiziyorum. Yine 60. dakikaya kadar 10 şut
çeken Fenerbahçe’nin son yarım saatte sadece 2 şut çekmesini de düşünmek
gerekir.
Kocaman bir 2. Yarı hiçbir şey
yapmayan Musa Sow ve 90 dakika hemen hemen hiçbir şey yapamayan Kuyt’ın
oynadığı kadar etkisiz oynayan Semih olsa idi bu kadar sabredilir miydi diye düşünmek
gerek bence. Burda kural şu olmalı, kim kötü oynuyorsa etiketine bakılmadan
oyundan alınmalı. Moskova maçından bu yana ortalarda olmayan Kuyt ve top
kaybetme uzmanı Selçuk Şahin sahanın en çok aksayan oyuncuları olmasına rağmen
oyundan alınmaması, Moskova maçının etkili oyuncusu Stoch’un oyuna son 15
dakikada girmesi ekstra düşünülmesi gerek konular bence.
Aziz Yıldırım’ın sevmediği hakem Yunus
Yıldırım için ise ilk yarıda Eneramo ve Yobo arasında faul yoktu ve Sivasspor önemli
bir atağı kesildi. Mehmet Topal’a verilen sarı kart yanlıştı. Rainoh’un gördüğü
sarı mı kırmızı mı tartışılır çünkü top geçtikten sonra Stoch’un bileğinde
diret darbe var. Aatıf’ın sarı kartı varken top durduktan sonra topa vurması ve
bir de elle oynamasına neden 2. Sarı kart çıkmadı tartışılacaktır. 86. dakikada
ceza sahası içinde Kuyt’ın eline top değmeden el verdi, yanlış karardı. 91. dakikada Semih’in pozisyonu faul değildi. Genel
olarak Yunus Yıldırım iyi maç yönetti.
Maç Sivasspor’a daha yakındı. Geçen hafta
Gaziantep maçında, Moskova ve Sivasspor maçının ilk yarısında kötü oynayan
Fenerbahçe herkesi yanıltmaya devam ediyor…
Bakalım bu hafta hangi nurtopu gibi krizimiz olacak…
Zekeriya EFİLOĞLU
Şair-Yazar
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.