Göz bu harama bakmaktan sakındırdık mı ne mutlu bizlere... Kutlarım yürekten...
Deruni vurgularla zorluklardan umudlara kapi araliyor eser
Kutlarim yürek sesinizi
Selamlar
İçimizden birisi Musa ve onun dizelere aktarılmış hikayesi ne güzel... Kutlarım içtenlikle...
Yeryüzünde kendi ecdadına bu kadar düşman olan o şanlı ecdadı Yunan ve İngiliz kafirinden daha kötü gören ikinci bir millet var mıdır yeryüzünce acaba bilemiyorum.
Bir millet geçmişi ve geleceği ile bir bütündür. Geçmişi milletin tarihinden silip atarsanız o millet bir uzvunu yitirmiş sakat bir hastaya döner.
Türk milletinin 5000 yıllık bilinen tarihi vardır.
Ama nedense en çok düşman olunan Osmanlı devletidir.
Yabancı ülkelerde Osmanlı'nın kurduğu müesseleri daha iyi anlayıp kendi toplumlarına uygulamak için Osmanlı kürsüleri kurulurken bizin proflarımız kendi ecdadına küfreden nesiller yetiştiriyorlar.
Milli tarihini dahi yabancılardan öğrenen bir milletin evladına doğruları nasıl öğreteceksiniz ki?
Yıllarca çocuklarımıza Hammer'in yazdığı tarih kitaplarından Osmanlı öğretildi. Oysaki bu tarih yalan ve yanlışlarla dolu Mesela harem denilince hep batılılar'ın ifira ve hayal gücüne dayanarak anlattıkları ahlaksızlık yuvası akla geldi.
Kendi tarihinin belgelerini çöp fiyatına yabancıl...
İstemsiz olarak işini yapan tek duyu organımız belki de gözümüz. Açık olduğunda her şey gözüne çarpar insanın.
O anlarda edebi koruyup haramdan kaçınabilenlere ne mutlu.
Tebrikler İlyas hocam
Selam ve saygılar.
Hep öyledir Ahmet Hocam
Yüz kere ver bir kere vermedi mi kötü olursun ek olarak.
Selamlar
Ne mutlu ki tarihini unutmayan yazarlar, şairler var. Bu gerçekten vahim bir olay. Hep okur, dinleriz tarihimizi. Tarihimizi silmek için her şeyi yaptılar; dinimizi, imanımızı, örf ve âdetimizi, yazımızı, fesimizi değiştirdiler, elimizden aldılar. Yılların intikamını aldılar. Haham yazarlardan âlim, siyonistlerden Diyanet Başkanı, dinsizlerden lider yaptılar ve bütün bunlara inanmamızı beklediler.
Oysa bu milletin kökleri tarihin derinliklerine uzanır. Ne kadar uğraşsalar da köklerimizi sökemediler. Geçmişimizi, değerlerimizi ve hafızamızı tamamen silemediler. Hamdolsun, bugün yeniden hatırlıyor, yeniden öğreniyor ve yeniden filizleniyoruz. Çünkü kökleri sağlam olan bir millet, ne kadar savrulsa da yeniden ayağa kalkar.
Saygılar selamlar
Sevgili Murat kardeşim,
Yıllardır güzel şiirlerini büyük bir keyif ve beğeniyle okuyorum. Edebiyatımıza kattığın değerler, kaleminden dökülen güzel dizeler ve gönüllere dokunan sözlerin için sana gönülden teşekkür ediyorum. Şiirlerinle duygularımıza tercüman oluyor, kelimelerinle gönül dünyamıza güzellikler katıyorsun. Edebiyat yolculuğunda nice güzel eserlere imza atmanı, şiirlerinin daha nice gönüllere ulaşmasını diliyorum.
Yolun açık, ilhamın bol, kalemin daim olsun kardeşim. Nice güzel şiirlerini okumak dileğiyle, sevgi ve saygılarımla…
Eski filmlerinde dizilerin de bir ruhu vardı. Ne güzeldi o Perihan Abla ile Şakir'in aşkı, ya Kaynanalar, sonra o Yedi Numaranın güzel üniversiteli gençleri... İnsan olmanın erdemleri güzellikleri yardımlaşmanın önemi anlatılırdı... Şimdilerde birbirine benzeyen bir sürü saçma sapan senaryo ve dizi. Hele de o mafya dizileri ki ilk önce Kurtlar Vadisi ile başladı bu saçmalıklar yazık ettiler toplumun gençlerine, o diziden sonra mafyavari olaylar arttı ülkede... Hiç birini izlemeyerek kendime büyük iyilik yaptığımı düşünüyorum. Komedi programları desen onlarında bir çoğunun skeçleri gerçekten çok basit ve sıkıcı... Güldürmeyi bırak gıdıklamıyor bile... Velhasıl eskiyi arıyoruz çoğu zaman... Kutlarım...
evet biz de eski Türk filmleri ile büyüdük filmlerde toplumsal mesajlar vardı gerçekten her birini kendimizden biri gibi görürdük özellikle Neşeli günler gibi filmler de oynayan aktörlerin Yaşar ustanın emekçi baba aileye sahip çıkma Hafize anne keza öyle aile ve toplumu birleştirici filmlerdi şimdi resmen yuva yıkmak için senaryo yazılıyor neredeyse tüm dizilerde var sadece TRT bir de cumartesi günü yayımlanan gönül dağı dizisi o diğerlerinden farklı ben onu izliyorum tüm bölümleri kayıtlı hatta çok güzel bir dizi izlemenizi tavsiye ederim belki yine TRT de öyle kaliteli diziler vardır özel kanallarda pek yok neyse çenem düştü yine lafı uzattım anlamlı bir yazıydı gönülden tebrikler saygılar selamlar
"Yol, kimin üzerinden adımlayacağını her zaman bilir."
Kesinlikle.
Yol bu. Çıkmaz sokakların sonu bir duvar da olsa, yol etmek isteyen o duvardan atlamasını da bilir.
Güne ziyadesiyle yakışan al al olmuş dizelerinizi kutlarım üstadem.
Muhabbetle
İlyas Hocam, edebi öyle güzel anlatmışsınız ki gözü korumaktan gönlü korumaya uzanan bir yol çizmişsiniz. Her kıtada insanı kendine döndüren, düşündüren bir öğüt var. “Göz gönle akan su; göz kapağın, edebin” sözü şiirin özünü çok güzel taşıyor. Edebi bir süs değil, insanı insan yapan bir değer olarak işlemişsiniz. Kaleminize, gönlünüze sağlık hocam.
Harun Hocam, bu şiirde aşkı öyle ağır, öyle sarsıcı anlatmışsınız ki insan her kıtada biraz daha içine çekiliyor. Kırılmış bir keman, solmuş güller, yetim kalmış bir çocuk… Her benzetme aşkın başka bir yarasına dokunuyor. Ama son kıta var ya, şiirin bütün yükünü sırtlanıyor: “Yaşarken diri diri ölmeye benziyor aşk.” İşte bu mısra insanın yüreğine oturuyor. Kaleminize, yüreğinize sağlık hocam. Hüzünlü, derin ve unutulması zor bir şiir olmuş. TEBRİKLER..
Ne güzel anlatmışsınız… Eski Türk sinemasının o sade ama yüreğe dokunan, güldürürken düşündüren, ağlatırken insanın içine işleyen ruhunu öyle güzel hatırlatmışsınız ki insan ister istemez eski filmlere dönüp bakmak istiyor. O filmlerde imkân azdı belki ama samimiyet, emek ve gerçek duygu vardı. Bugün görüntü güzelleşti, teknoloji ilerledi; ama bazen insanın aradığı şey yine o eski sıcaklık oluyor. Kaleminize sağlık. Bazı filmler eskimez; çünkü insanın çocukluğuna, hatıralarına ve yüreğine dokunmuştur. TEBRİKLER..
Bu yazının türü deneme zaten belli bir daha başlığa DENEME diye yazmaya gerek yok. Esas başlık MAKSAT ise onu başa yazman lazım değil mi?
Çok anlamlı bir söz… Bilgi, hazır verildiğinde akılda kalabilir; ama insan kendi düşüncesiyle, kendi emeğiyle öğrenirse zihnine iyice yerleşir. Asıl öğretmen, cevabı veren değil; insana düşünmeyi öğreten kişidir. Çünkü düşünerek öğrenilen bilgi kolay kolay silinmez. Yüreğine sağlık, çok güzel ve düşündürücü bir paylaşım olmuş.
İnsan yüz iyiliği bir kenara bırakıp, tek bir hatayı ömür boyu hatırlıyorsa; mesele yapılan hatada değil, insanın bakışındadır. Yüz kere doğru yaparsın, kimse konuşmaz… Bir kere yanılırsın, herkes onu anlatır. İnsanları bir hatasıyla değil, yüzlerce güzel haliyle hatırlayabilmek asıl insanlıktır. Hocam..
Günün şiirini tebrik ederim…
Daha ortada tren bile yokken, Dağların omuzlarına bir tren yolu inşa eden insanlardan inanmayı ve umut etmeyi öğrenmeliyiz.
Yine yeni şeyler öğrendik.
Örümcek zambağı, Japonyada geçmişte hayvanların ve böceklerin mezarları kazmasını/zarar vermesini engellemek için mezar çevrelerine dikilen bir çiçekmiş.
Bizde eğitim yok öğretim var. Oku okut ezberlet tamam.
Yollar aşkla gidildiği zaman daha güzel engel de tanımıyor sevenler dik de olsa yokuşlar... Kutların günün bu güzel şiirini...