İmam-ı Azam Ebu Hanife oğlu Hammad'a( kİ çok sevdiği hocasının ismini vermiştir) o zamanın en popüler işi olan alimlerle tartışmayı kesinlikle yasaklar. Bunun üzerine Hammad babasına "İyi ama babacığım, bana yasakladığın işi sen kendin yapıyorsun" dediğinde İmam'dan şu cevabı alır.
_Evladım, evet biz bu işi yaptık, hala da yapıyoruz. Ama bizimle sizin aranızda bir fark var, o da şudur: Biz karşımızdaki muarızımızla tartışırken gönlümüzde tek bir niyyet besledik o da hakikatın ortaya çıkmasıdır. Tek hakikat ortaya çıksın da ister benim dilimden çıksın isterse muarızımın dilinden çıksın . Hiç farketmez. Amacımız hakikatı bulmaktı. O hakikat ortaya çıkınca da iki taraf onu kabüllenirdi.Yani biz bu tartışmayı ben kazanayıp, rakibimi susturayım gayesiyle değil hakikatı bulalım gayesiyle yapardık. Şimdi görüyorum ki sizin gönlünüzdeki gaye bu değil. Bu amaçla yapmıyorsunuz tartışmaları. Tek gayeniz, tartıştığınız kişiyi susturmak ve kendinizin haklı olduğunu ispatlamak. Hakikat onda olsa dah...
Şiiriniz için yürekten kutluyorum.
Kaleminize sağlık.
Nice güzel şiirlere.
Esen kalın.
Öyle güzel anlatmışsınız ki fani dünyanın gerçeğini insanın yüzüne yüzüne söylüyor şiir. Zengin-fakir, genç-yaşlı demeden herkesin aynı sona yürüdüğünü hatırlatıyor.
Hele “Kula son mekandır şu kara toprak / Ahirete göçen geri gelmedi” dizeleri yüreğe dokunuyor. Kaleminize, yüreğinize sağlık. Düşündüren, ibret veren ve insanı kendine getiren güzel bir şiir olmuş. Selam ve saygılarımla.
Bazen insanın en çok kendine söylediği cümleler etkiliyor hayatını hocam. Kendi kendimize biraz daha iyi, biraz daha umutlu konuşmayı öğrenmek lazım. Çünkü insan bazen önce kendi sesine inanıyor. 🌿
Nurettin hocam, sabır, tevekkül ve nasip üzerine gönle dokunan çok güzel bir şiir olmuş. “Veriyorsa o nasibin alırsın, vermiyorsa bin ibreti bulursun” sözü şiirin özünü taşıyor. Kaleminize, yüreğinize sağlık hocam. Rabbim nasibimizi hayırlısından versin, gönlümüzü Hakk’tan ayırmasın.
İlyas hocam, yine çocuklarımızın yüreğine bilgi, kitap ve merak sevgisi eken çok güzel bir bölüm olmuş. Çimen’in birinci olup mikroskop ve teleskop kazanması, diğer çekirgelerin de bilim setleriyle sevindirilmesi insanın gönlünü ısıtıyor. En güzel ödülün bilgi olduğunu, en büyük zenginliğin öğrenmek olduğunu çocukların dünyasından öyle güzel anlatmışsınız ki… Böylesine güzel mesajlar veren kaleminiz hiç susmasın hocam. Yüreğinize, emeğinize sağlık.
Öyle bir sevda anlatmış ki birkaç kelimeye koca bir yürek sığdırmış… Dışarıdan bir ben, içeride binlerce sen… Aşkın en güzel hâli belki de budur; insanın içinde kendinden çok sevdiğini taşıması. Yüreğine sağlık, çok güzel ve derin bir paylaşım.
Ne güzel ve ne doğru bir hatırlatma… İnsanın kendine söylediği söz, bazen kaderine attığı ilk adımdır. “Yapamam” dedikçe güçten, “Benden geçti” dedikçe umuttan uzaklaşır insan.
Dilimize de gönlümüze de umut yakışır. Kaleme alanın yüreğine sağlık; düşündüren, insana kendini sorgulatan güzel bir paylaşım olmuş.
Nuri hocam can gardaşım, bu bölümde de başınıza gelmedik kalmamış! Sel, çamur, traktör derken bir de araba suyun altında kaldı. Okurken hem heyecanlandım hem de sizin o tatlı anlatımınızla kahkahaya boğuldum.
Ama şu bir gerçek ki bunca sıkıntının içinde bile dostluğu, kardeşliği ve beraber gülmeyi hiç bırakmıyorsunuz. İşte insanın yüreğine dokunan tarafı da bu. Hele sucuk muhabbeti var ya, bütün o çamuru, seli unutturdu.
Can gardaşım, kalemine ve yüreğine sağlık. Rabbim sizleri her türlü afetten, beladan korusun; böyle güzel dostluklarınız, muhabbetiniz ve maceralarınız daim olsun. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Selam, sevgi ve muhabbetle can gardaşım SELAMLAR...
Derdimizin ortağı, o gönüllerin harı
Bozkır ellerimizin, medar-ı iftiharı
Dilinden düşürmedi, ana baba ve yâri
Merdoğlu merdanedir Bozkırın Tezenesi..
Elinize kaleminize vefalı yüreğinize sağlık üstadım
Şu günlerde
Rahmetle minnetle yad ediyoruz milletimizin çok önemli değerlerinden bir ulu çınarı.
Allah razı olsun.
Selam ve hürmetle
Yüreğinize, kaleminize sağlık.
Gece ile gündüzün eşitlendiği o özel anı, Reyhan ile Deniz’in kavuşmasını son derece imgesel ve masalsı bir dille dizelemişsiniz; gerçekten çok etkileyici.
Saygı, selam ve dualarımla...
Tebrik ediyorum İlyas Bey, faydalı bir hikaye daha
Yüreğinize, kaleminize sağlık
Saygı, selam ve dualarımla...
Burada kimin ne yaptığından ziyade herkes kendi dogrularina inanıyor araştırıp doğru bilgilere ulaşmak yerine tembellik edip doğru yanlış olduğuna bakmadan Kendi bildiğini okuyor ve bunu en çok ta tarih profesörü yâda araştırmacı yazarlık adı altında yapıyorlar adı altında diyorum zira her ne kadar kendi unvanlarına profesör yâda yazar deselerde hiç kıymeti harbiyesi Yok eh onlar bunu yapınca normal vatandaşta onlara inanıyor ve bilgisi olmadan fikir sahibi oluyorlar her biri karşı tarafa yok hain yok dinsiz gibi yafta yapıştırıyor doğrusunu söylemek gerekirse bende bu yazıları okumadan önce kafam oldukça karışıktı şimdi gönül rahatlığıyla doğruları öğrendiğime inanıyorum bu kanıya nereden vardın derseniz çünkü Sami hocam herhangi bir çıkarı menfaati yok yani yalanları doğru diye yazmak ona bir artı yâda eksi kazandırmıyor onun için kafam rahat teşekkür ederim hocam bilgiler için saygılar selamlar
Bir önceki yazınızda yaptığım yoruma verdiğiniz karşılık üzerine yazıyorum hocam. Ben bu zamana kadar öğrencilik hayatımda hiç şanslı bir öğrenci olmadım. Ama bunu söyleme sebebim kesinlikle hiçbir öğretmeni yargılamak değil. Öğretmenler bizim baş tacımız, elbette. Benim anlatmak istediğim, mesleğini idealist bir şekilde yapan, gerçekten hakkını vererek emek veren, sadece ders anlatmakla kalmayıp doğru bilgiyi aktarmayı önemseyen eğitimcilerdi. Asla yanlış anlaşılmasın. Bana ışık olan, bilgisini ve sevgisini öğrencisine gerçekten aktarabilen bir öğretmene ben rastlamadım. Ta ki siteye üye olup sizin yazılarınızı okumaya başlayana kadar. Tarihi çok seven biri olarak, yazılarınızdan öğrendiğim her yeni bilgi bana ayrı bir şey katıyor.
Bu yüzden artık gönül rahatlığıyla “Sami Hocam var, bilgileriyle bizlere ışık oluyor.” diyorum. Bize kattığınız bilgiler ve tarihe olan sevginizi bu kadar güzel aktardığınız için çok teşekkür ederim hocam. İyi ki yazıyorsunuz, iyi ki biz de okuyup öğreniyor...
Vefalı duygularla harika yazılmış yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
Kalemine ve vefalı yüreğine sağlık diliyorum.
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Bozkırın Tezenesi" olarak bilinen 25 Eylül 2012’de hayatını kaybeden halk ozanı Neşet Ertaş’ı vefâtının 14. yılında rahmet ve saygıyla anıyorum.
Ruhu şâd, mekanı cennet olsun.
Deniz kalbinin yarısını avuçlarına alır
Reyhan'ın yarım kalbinin yanına koyar
Saç tellerinden ayak parmaklarına doğru
Her hücrenin, her bakışın adı artık aşk olur -----Şirinizin bütününde harika bir ritim ve kelimelerde muhteşem bir sanat var
tebrikler
Vallahi çok üzüyor beni böyle durumlar, tabiata çıkıp da yaz kış fark etmeden çocuklarımızı ve kendimizi tabiatın kucağına bırakmak varken AVM denilen yerlerde vakit geçirmek... Tabi arada olur ama doğayla haşır neşir olmak daha bir mutlu edecektir hem çocuklarımızı hem de bizi... Ağaçlara çiçekler dokunmak, toprağa basmak, temiz hava solumak bunlar hem sağlıklı hem de güzel şeyler... Kutlarım
Hocam, bu şiir sıradan bir aşkı değil ki, iki yüreğin yıllar sonra birbirini bulmasını anlatıyor. Reyhan’la Deniz’in hikâyesi mısra mısra gözümün önünde canlandı be. Hele “iki yakayı birbirine bağlayan köprüler” sözü var ya, yüreğe dokunuyor yüreğe. Kalemine, gönlüne sağlık; çok güzel ve derin bir eser olmuş kardeşim. Selam ve saygılarımla. Hayırlı geceler..
Reyhanla Denizde sanki hani o efsane aşklar gibi bir hikayenin kahramanları gibiydi şiirde. Üstelik bugün ekinoks ve 2 gün sonra ayın ondördü :)
Tevafuk mu hesap mı bilemedim :)
Tebrik ederim kaleminizi Mavi hocam
Selam ve saygılar.