Ne diyordu Attilâ İlhan;
"İyi bir şiir, bütün algılarıyla kendini ve çevresini duyumsayan bakış açısına gereksinir…"
Peki, şiir ne diyor:
"bir çocuk bıçaklanır gibi düştü ağzımdaki harfler
karanlık odalara sakladım en sonunda yüzümü…"
Duyumsama bu olsa gerek.
Pek güzeldi. Şiire ses olan arkadaşı ise ayrıca kutlarım…
Farklı tarzda, farklı temalarda yazabilmek birikim ister ki mahir kaleminizden her zaman ustaca ve manidar şiirler okuyoruz, bu şiiriniz de aynı ölçüde nefisti...
Kaleminize teşekkürler..
Selam ve saygı ile...
soyuttan somuta ustaca bir duygu aktarımı...seçkiye aday bir şiir...
duygu fikir his palnında insani melekeleri edebi zevke davet eden...
şiir sen ne güzelsin...kutlarım maicihan hocam...sevgimle
duyguları imgelerle işler kalemler. ustası gönüllerdir, duru ve berra zihinler...naif bir çalışma kutlarım..
sevgiyle kal...:)
Çok güzel bir anlatım efendim gönül sesimize kaleminize tşk ederim selam ile
görseli ile önce insanın içine işliyor...
sonra satırlar dökülüyor gözlerine...
kutluyorum şairi
umutlarla beslediğiniz düşleriniz üşümesin Şaire'm..
duyarlı kalbinizi kutlarım..
duam ile..
En güzel güle verilen adın içerisinde gül hecesi geçiyor olsa gerek, her gül kendi bahçesinde güzeldir.
Neyse sonuçta tamamı imge nasıl olsa, kurgulayıp yazıyoruz işte. Ve siz özellikle son altı aydır hüzünlü aşk şiirlerinde bir fenomen oldunuz neredeyse, çok nitelikli hece şiirleri okuyorum her daim sayfanızdan.
Kutlarım Şahsınızı Mecit Bey Dostum,
Saygılarımla,
çağatay
Of be kardeşim sabah sabah ne hakkınvar böyle beni dertletmeye ve ne hakkın var böyle güzel dizelerle gelmene.. ya bir daha bu şiirlerden mahrum edersen o zaman hakkımı helal etmem bilesin herşey o kadar güzel ki tebrik ediyorum yüreğinize saglık güzellikler aktaran herkese hakım helal olsun onlarda bana helal etsin..
Bu sevgiyi gönlümüze yerleştiren,
Rahmanın merhameti kadar kutsal olan avuçların,
Yaşadığımız sevdanın arifesin de ben,
Gamzelerinin dergâhında sana bakan kalbim, aşk diye seninle atmaktadır.
tebrikler candost, çok güzeldi, şimdiye kadar senden okuduğum en en güzel şiirdi diyebilirim
elbette diğerleri de güzeldi ama bu bambaşka bir tat....
sevgimle....
çok susadım aşka sevdaya
suyum ol susuzluğuma.
heybemde azığım,
yüreğimde sevdam ol.
karanlık dünyama güneşim
boş yatağımı paylaşan yoldaşım ol.
ben de ben, sen de sen olalım…
harikaaaa
yüreğine sağlık değerli dost....
sevgimle....
Hocam duygu seliydi... her dizede kendimi buldum... Yorum yazmayı bıraktım tekrar okudum... Bu kadar sitemin içerisinde kaybolmuşken, radyoda da *Gitme sensiz yaşayamam* şarkısı çalıyor... Tuz biber oldu...
Gönül dolusu teşekkürler....
Selam ve dua ile...
Ankara... Ne desem? Sevdiklerim orada... Sevmediklerim orada... Ama ben dimdik ayaktayım...
Aklıma geldi birden...
Ankara Gibiyim artık!
Üzülmeyi Çankaya'da bıraktım.
Coşkuyu Gençlikparkı'nda...
TBMM kadar yorgun,
Kale kadar yıkık, dökük.
Çinçinbağları kadar belalı,
Otogar kadar vedalara alışık!
Turan Güneş Bulvarı kadar kalabalık,
Tunalı Hilmi Kadar cefakar..
Ankara gibiyim yani,
Uzaktan pırıl pırıl
Ama...
Aslında yorgun ,
Ve her şeye rağmen
Anıtkabir gibi
Dimdik ayaktayım...
(Uyarlama)
İşte böyleyim...
Şiirini okuyunca,inan koptum...
Bana sadece o pırıl pırıl güzel yüreğini kutlamak kaldı... Söyleyecek söz bulamadım...
Yüreğimde öyle bir devrim yaptım ki,
Önce seni terkettim,
sonra dönmemek üzere
Ankara'yı terkettim...
Hem de ne terk etme... :(
Selam, sevgi ve saygılarım güzel yürekli arkadaşıma...
>dünün izinde canhıra bir eda ile kalme çöl kumlarını savurdu üzerimize.Bu gün içimize kalbimize ve gönlümüze ne ram olduysa hep dünden kalan bir ezginin esaretindeyken.
Ki aşk dediğin pervane ne mecnunları çöle dökerken aslında yanan meşale evreni kucaklardı.Ya evren dalında anlamsız bir çiviyi kalbin tam ortasına çakmışcasına aşk ateşle imtihan edildi.
İyi ki aşk var
ve evren döner etrafında pervane
kutlarım
''Aşk iki kişiliktir. Birinin gürlemesine karşılık diğerinin yağmasının bir süre idare edilebileceğine itirazım yoksa da, aslolan ilişkide rahmetin yağmasıdır.'' diye buyurmuş büyük düşünür, tevazu ustası Hazreti Mevlana...
bazen aşk, iki kişilik olmaktan çıkar...mısralar adeta, sevenin kaleminden küllenmiş ölüm yağmurları yağdırır.Sevgilinin elinde, sevgilinin gözlerinde ölmek güzeldir...Ancak, sevgilinin yaşattığı onca acı yüzünden ölmek; işte bu insana zor gelir.
zor gelir rahmeti başka gözlerde aramak.Sevgilinin kahır dolu sözleri var ya bir hançer yarasından daha çok elem vericidir.Aşk güvenini yitirdiği vakit kalplerde, bir ceylan gibi ürkek ve çekingendir.Onu bir daha geri getirmekse çok uzun ve meşakkatli bir zaman gerektirir.İşte o yüzden,,
''ölüm asla büyük bir kayıp değil,
asıl kayıp içimizde ölenlerdir''
Tebrik ve selamlarımla Üstad
Nicelerine...
Biliyormusunuz böyle hüzünlü yazıları okuyunca ve kendi çocukluğumu düşününce biraz utanç duymaya başladım.Ender bulunur bir insanım çünkü çocukluğum çok güzel geçti.Kendimi ne kadar şanslı saysam yeridir artık diyorum.Mutsuzluğu büyüyünce tatdım bzen..Bir de Sevdalinko arkadaşımızın buna benzer bir hikayesi vardı ki okurken göz yaşımı tutamamıştım.
Ve sizin yazınızın devamını okusam mı okumasam mı tereddütü yaşadım.Daha fazla bir acıyı kaldırabilirmiydim ki? Hayır ya olamaz dediğim öyle hüzünler akmışkı sayfaya içim burkuluyor.
Bir çocuğun kime kötülüğü olabilir ki.
Bir çocuğa nasıl el kalkabilir ki?
Ben okumakta zorlanırken sizi yaşamışsınız.Ne acı.
Allahım sabır versin..Vermiş ki şu anda bu satırları karalama cesareti bulmuşsunuz.
Yürekten kutluyorum sizi..Sabrınızı.Metanetinizi..
Sevgiler.
Bazı geceler altı yerine, yastığını ıslatışının ve niçin üvey evlat muamelesi gördüğünün farkına varabilseydi, eminim herşeye rağmen yüreğine düşen okşanma arzusunun, kalbini sızlatmasına izin vermezdi. Duygularını susturmayı bilseydi eğer…
Böyle bir yavrucağın ruhsal gelişimini düşünemiyorum desem de!!
Gördüğüm bazı ailelerin yetiştirdikleri daha sonra da evlendirip çocuk çocuğa karıştırdıkları kızları biliyorum, bazıları kendi yavrularına karşı; korumacı, bazıları ise, suçlayıcı ERKEN EVLENDİRİLDİM sendromu ve sizlerin hayatımda ne işiniz var demeleri..
Düşünüyorum da;
Nice ebeveynler cehennemi istemeyerek te olsa dolduracak, ne üzücü..
Kutlarım kaleminizi sevgilerimle şairem..
Aşk ayrı bir şey,sevgi ayrı birşeydir..Zaman zaman aşk nedensiz sevmekdir diyerek büyük büyük lavlar ederiz oysa ki Aşkın bir nedeni vardır ama sevginin bir nedeni yoktur..Aşk bir anlık kalbin çırpıntılarıdır zamanla yerini sevgiye bırakır,oysa sevgi öyle değildir,şiirinizdeki aşkın yerini alan fedakar sevgiyi çok güzel dile getirmişsinz,saygıyı da tam aranıza alaçakken kaçmalar..işde aşkı yıkan,aşkı yerlerde süründüren ve kahramanlarını şiirlere,filimlere konu edende bence budur. Aşk+sevgi=saygı bunlar olmasa olmaz.Bütün kalemler bu üçgeni yazar ve bizlerde bu üçlüyü hayatımız boyunca arar dururuz yüreğinize saglık...
Dökülmüş yine kalemden, vurgun yemiş yüreğin feryat sesi... Yitirme umutlarını, gün doğmadan neler doğar. Belki bir sabah, amansız yaraları Yaradan sarar...Çok güzeldi, yüreğim burkularak okudum. Yazan kalemine, yüreğine sağlıl Polat arkadaşım...
bıraksaydın maviyi sarardın kırmızı pamuklara v
ve
ölümün kanatlarında ruhu teslim ederek giderdim gözlerinden usulca...
acıyı damıtabilir misin....
yada yüreğe hançer yerine heceleri ok edip saplayabilir misin...
güne düşebilir misin günsüzlüğünde ve sus dermisin yazma ey kalem yeter...
acıt hadi acıtabildiğin kadar da...Nereye kadar....
kısaca yüreğin umutsuzluğun acının devinimiydi şairin kalemi...
kutlarım saygılarla