Günün şiirini ve şairini kutluyorum. Selamlarımla.
Ne güzel bir esinti
İçtenlikle tebrik ediyorum
Sevgilerimle dost yüreğinize
Ne güzel bir yazı ki hemen aklıma Hazreti Ali r.a Efendimizin o veciz cümlesi geldi ''Allah rızka kefildir ama imana değil o yüzden rızkınızı değil de imanınız dert edinin.'' Bütün canlıların rızkı Rabbimin elinde o istediğine daraltır istediğine de artırır bize de buna iman etmek düşer. Zekat Müessesi diye bir olgu var Müslümanların hayatında... Vesveseler durmaz ama Rahmana teslim olanlarda bu vesveselerden kolay kolay etkilenmemeli diye düşünüyorum...
Hani içini dökse insan bu kadar olurdu dersiniz.
Şiirin satır aralarına sızmış canıyanmışlık
baştan sona kadar götürüyor soluksuz
Kutlarım Sevgili Elif
Kutluyorum günün bu güzel şiirini akıp gitmiş mısralar...
Gerçekten müstesna bir şiir
Özü anlatan
Güne gelen şiiri ve şairini kutlarım saygılar selamlar
Kapital sistem nasıl cebimizdeki son kuruşa kadar göz dikiyorsa,
dilenciler de aynını yapıyor.
Biri ürün , hizmet vs ,v.d'le kapital sistemin satışı.
Güncellenmiş dua, beddua dilencininin satışı.
Görücüye çıkan ne ve tabi ki para.
Bir Karsi klasiği siz hep aşka yazın çok yakışıyor.. Tebriklerimle..
Selam ve saygılarımla
Hay yaşayın siz. Komşum bana anahtar çoğaltacak altınlarını teslim edip gidecek kadar güvendi fakat arkamdan konuşup kuyumu kazarken kendisi düşenlerin haddi hesabı olmadı hayatım boyunca! Ben güvenilmez kötü biriysem komşum nasıl bana bu kadar güvendi ki on yıldır en yakınımda yaşıyor peki öyleyse sorun neydi konuşanların? Sadece hasetlik başka hiçbir açıklaması yok! Herkesi kalbinin yemine hapsedip devam etmek en güzeli.. Yüreğinize sağlık gümbür gümbür bir şiirdi vesselam..
Selam ve sevgilerimle 🌹
Hayatımızda sayılar hep oldu. Hem de en ön sıralarda,
Toplum olarak kemniyete önem verdik, keyfiyet hep 2. Planda kaldı. Sayılar ne kadar çok sa o kadar önemli hissettik ve onaylandik zannettik. Anlatmak istediğim sey buydu.
Biliyorum sanıp bilmediğini bilmeyenler bence en kötüsü
Çok güzel konulara değinmişsin meslektaşım.
Yazdığımız şiirlerin sayısı değil önemli olan kaliteli şiirlerin sayısıdır. Zaman aşacak şiirler yazabiliyorsak ne mutlu.
Belki şiir yazan son nesiliz. Şairliğin yerini de yapay zeka alacak yakında.
Sağlıcakla kal
Ben çocukken dağlarda derelerde gezerdik. Kreş gibi bir ortamda büyüdüm yedi kuzenim dört kardeşimle beraber:)) ısırgan otu hangimizi yaksa " ısırgan iğneni al da kaç baldıran geliyor" derdik yanan yere baldıran otu ile vurarak.. Sanki baldıran otu şifa olurdu , çocuk aklı işte :)) büyükler hangi birimizin derdini dinlesin biz birbirimizden sorulurduk. Ne güzeldi şimdi ne kadar yalnız insanlar çocuklar ve biz.. Şiiriniz beni o günlere götürdü Adem hocam duygulandım..
Sizi kimseye vermeyecek yüreği bulursanız kör topal olsa da bırakmayın zira en zor bulunanıdır devrin! Şiirinizi ifade etmeye lüzum yok zira ihtiyacı yok. Yüreğinize sağlık..
Selam ve saygılarımla
Şiiri okumadan önce Mehmet Rauf’un Eylül romanı gizlenmiş resme. Romanın o ağır, içten içe büyüyen melankoli hissi de sinmiş dizelerinize. Şiirinizde de aşk; yüksek sesli bir tutku olarak değil, insanın ruhunu içeriden kemiren, yavaş yavaş dağıtan bir hâl olarak verilmiş.
“Eylül gibi sev beni diyordun” dizeniz şiirin merkezine oturmuş. Tıpkı romandaki gibi burada da aşk; huzurdan çok sancıya, yakınlıktan çok iç çöküşe dönüşüyor. “Doğum sancısı” metaforu da çok yerinde kullanılmış kanımca.
“Şiirlerim sana gebeydi” ve “kanamalı cümlelerin sancısı” dizeleri gerçekten dikkat çekiciydi. Aşkın bedensel değil, zihinsel ve ruhsal bir yarılma hâline dönüşmesini çok iyi taşıyorlar. Bu yönüyle şiiriniz, tıpkı romandaki gibi psikolojik bir yoğunluk kuruyor.
Son bölümdeki “Aşk ölüm gibidir / Ne yaşı olur ne de kaçışı” söyleyişi ise tam bir Eylül ruhu taşıyor. Sessiz, derin, kaçınılmaz ve insanı içinden eksilten bir sevda…
Kaleminize sağlık. Mehmet Rauf’un melankolik aşk damarını modern ve yaralı ...
Bu aralar okuduğum bir kaç şiir böyle yazılarda kendimi o kadar çok buluyorum ki;...
Liderlik strateji davranmayı gerektiren mühim bir olay. Herkes bir koltuğa oturabilir; ama herkes Lider olamaz.
İki takım elbise ve bir parlak ayakkabı ile ne yazık ki bu işler olmuyor. Olmadığını çok gördük. Olmayacakları da hala konuşuyoruz...
ait olduğunuz kulvar her ne ise; Ramazan Bey'in de izah ettiği gibi sırtlanlar güruhuna çok dikkat etmek gerekiyor. Çünkü tek hedefleri sırtlan olabilmeye layık olmak. sadece bundan beslenirler; ve bu artık onlar için bir hayat görevidir... Tehlikeli ve öldürücüdürler.
Bunları keşfedip; gereken önlemi alırsanız; Liderlik tadından yenmez.
Ama kendinize o güveni verebiliyorsanız tabi. Bazıları bu ağırlığı taşıyamaz.
Bir duruş, konuşma sanat olmalı.
İki kelimenle insanların sendeki o etkisini öyle bir arttırmalısın ki, hayran kalıp senden kopamasın.
Ama bunları gösterişte değil de; samimice yapmak gerekiyor. Samimice etrafındaki insanlara kendinden neler v...
Ermeniler, 93 harbinde Rus ordusunun içinde Doğu Anadolu'dan saldırdılar bize ve o tarihte ele geçirdikleri topraklarımızı geri aldığımız hâlde, bugün bile kendi toprakları olduğu iddiasındalar. Şehir ve beldelerimiz onların haritalarında Ermeni isimleri olarak görünür.
Balkanlar'da da vahşette emsali görülmemiş derecede iş çıkaran Ortodoks Slavları Osmanlı'ya karşı saldırttı. Romanlar, Bulgarlar, Sırplar, Hristiyan Hırvatları, Karadağlıları ve Kazakları cepheye sürdü. Maalesef Balkanlar'daki topraklarımızı kaybettik.
Ruslar sıcak ve soğuk denizlere hâkim olma ve Büyük Rus İmparatorluğu arzu, hayal ve planlarını asla rafa kaldırmaz. Yanı başımızda bizi yemek için ağzını açmış bekleyen canavarların en büyüğüdür. İçimizdeki azınlık hareketlerini yöneterek vaktini bekliyor.
Kiliselerin etkisi küçümsenmeyecek derecede önemlidir. Rusya ve Ukrayna arasında 2014'de Kırım ilhakı, Donbass Savaşı olmuştu. Fener Rum Patriği 2019'da ne yaptı? Ukrayna Ortodoks Kilisesi'ne bağımsızlık statüsü verdi....
Her şeyden önce aynanın karşısına geçip kendinizi telkin etmekle başlayabilirsiniz.
liderlik bana yakışır, benden başkası bu apartmanı/şirketi/pide salonunu yönetemez! nidası ruhunuzda gizli kalan o büyük komutanı uyandırmaya yetecektir.
Ancak dikkat edilmesi gereken en mühim viraj etrafınızı saracak olan o meşhur mutlak sırtlanlar güruhudur.. diyor Ahmet hocam.
En büyük liderlik insanın önce kendi nefsine, sonra da aynadaki aksine söz geçirebilmesidir. Gerisi zaten sadece tabeladan, koltuktan ve bir gün elbet sonu gelecek olan o geçici saltanattan ibarettir.
Eyvallah hocam
bolca tebessüme bandık :)
Dünya hayatı dediğimiz şey susuz kalmış bir insanın serap peşinde koşmasına benzer.
Bazen öyle anlar gelir ki susuzluktan kavrulan dudaklarımız önümüze konan zehri şifa sanır da içer.
Gelenler gelir, geçenler geçer, kalabalıklar ise sadece izlemekle yetinir ve kimse kimsenin içindeki yangını söndürmeye bir kova su bile taşımaz.
İşte bu yüzden bu şiirdeki çağrışımlara kulak verdiğimizde bunun bir acziyet değil, aidiyetin en yüksek perdeden ilanı olduğunu anlarız.
Baştan sona bir ruh sığınmasıdır bu şiir. Dünyanın hengamesinden, yolların çıkmazlığından, rüzgarın acımasızlığından kaçıp, bilinen ve değer verilen o tek menzile varma arzusudur.
Eyvallah Adem hocam
en içten tebrik ve selamlarımla.
Şiirin o kalıplara sığmayan, zincirlerini kıran o özgür ruhu var ya,
bazen karşımıza öyle bir ihtişamla çıkar ki kelimelerin/imgelerinn ağırlığı altında ezilmek değil de o ağırlıkla göğe yükselmek istersiniz.
İşte öyle bir şiir sevgili kardeşimden. Serbest tarz şiirin sadece bir biçimden ibaret olmadığını, aynı zamanda ruhun en hür, en dizginsiz haykırış biçimi olduğunun en asil kanıtı.
Şiir dediğin okuyucunun göğüs kafesine tam da böyle vurmalı dedim içimden. her dizede bir nabız gibi atıp içerde bir yerleri kanatmalı. Ne muazzam bir teslimiyet ve ne derin bir adanmışlık. Acının, hasretin gözyaşı desenleri bir sima üzerine nasıl da nakış nakış işleniyor.
Bu bir sevda işçiliğidir.
İmgeler o denli taze, sunum o denli kusursuz ve vurucu .
Eyvallah kardeşim.
Gönülden tebriğimle,
selam olsun.
Günün en güzel, en etkili şiiriydi. Tebrikler
Selam ve saygılar.