Tahminen neredeyse hiç birimizin bilmediği ilginç bir hikayesi olan güzel bir şiir.
Sayenizde araştırdım Kurmancan Datka'yı. Ruslara teslim olmuş diyen de var, memleketini kıyımdan kurtarmış ve barış içinde yaşatmış diyen de...
Aslında bir Türk olarak tanımamız lazım ama gel gör ki biz Anadolu topraklarımızdaki kahramanlarımızı bile doğru düzgün tanımıyoruz.
Evet, şiirde ruh vardı ama bence ölçü ve kafiye konusuna biraz daha özen göstermelisiniz.
Candan tebriklerimle
Selam ve saygılar.
Bir şiirin değerini dijital bir rakama indirgemek, turna kuşunun gökyüzündeki süzülüşünü metreyle ölçmeye kalkışmaktır. Kuş yine uçar, gökyüzü yine mavidir; olan sadece elindeki metreyle kalakalanın sığlığına olur.
Edebi bir eleştiri saygıyı hak eden bir derinlik taşımalıdır. Bir şiir beğenilmeyebilir, yapısı zayıf bulunabilir ya da imge örgüsü oturmamış olabilir. Ancak bunu yapmanın yolu pusuda bekleyip kaçak bir skorboard memuru gibi davranmak değildir. Gerçek bir sanat dostu ya da yapıcı bir eleştirmen, açık yüreklilikle ortaya çıkar; şiirin estetik değerini, ritmini, imge dünyasını edebi argümanlarla tartışır.
Arka planda kimliğini gizleyerek sadece yıkıcı bir refleksle hareket etmek şiire duyulan bir sevgiden değil, muhtemelen kendi üretememişliğinin verdiği bir hınçtan beslenir.
Eğer o perdenin arkasındaki gizli profesörün anlatacak bir tezi, savunacak bir estetik anlayışı ve sığınacağı bir edebi hakikati varsa buyursun gelsin meydan burasıdır.
Adama sormazlar mı;
Madem ...
Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat (Garip Akımı): Şiirden şatafatı, mübalağayı ve o güne kadar mukaddes sayılan kalıpları söküp attıklarında kıyamet koptu. Nasır şairlerin konusu olunca alay ettiler, "Şiir bu mu?" dediler. Dijital bir puanlama sistemi olsa muhtemelen her gün 1 puan alacak olan Garip, bugün Türk şiirinin en büyük kırılma noktalarından biridir.
İkinci Yeni Şairleri (Cemal Süreya, Edip Cansever, Ece Ayhan): Dilin sınırlarını zorladıkları, anlamı soyutlaştırdıkları ve "anlamsızlığın anlamını" aradıkları için dönemin eleştirmenleri tarafından ağır dille eleştirildiler, "toplumdan kopuk" olmakla suçlandılar. Bugün ise Türk edebiyatının en derin imge madenleri olarak kabul ediliyorlar.
Şimdi tekrar sormak gerekir: Zamanında bu isimlerin karşısına geçip "Senin yazdığın bu metin 1 puanı bile hak etmiyor" diyen o dönemin profesörleri bugün neredeler? İsimlerini hatırlayan var mı? Hayır. Ama o eleştirilen şairlerin mısraları hâlâ insanların kalbinde yer etmeye devam ediyor...
Edebiyatın dijitalleşen meydanlarında sırtını anonimliğin arkasına yaslayıp elindeki düşük puanlı kırbaçla gezen figürlere rastlamak artık şaşırtıcı değil sevgili hocam. Şiirin o ölçüye gelmez, tartıya sığmaz kuralları göz ardı ederek, gizli bir perdenin arkasına saklanarak hemen her şiire tek tip bir yargıyla yaklaşmak aslında sanatın doğasını hiç kavrayamamış olmanın en sarih örneğidir.
Kendini şiirin profesörü zanneden, ancak neyin altında imzası olduğunu gösterecek cesareti bulamayan bu gölge yargıçlar edebiyat tarihinin her döneminde var olmuş ama hiçbir zaman o tarihin asıl yapıcıları olabilmişler midir? Asla.
Şimdi sormak gerek.
Şiir dediğimiz şey, kuralları önceden yazılmış ve maddeleri bir mevzuata bağlanmış bir hukuk metni midir? Eğer öyle olsaydı Türk şiirinin köşe taşlarını yerinden oynatan o büyük dehalar bugün edebiyat atlasımızın merkezinde yer alabilirler miydi?
Geçmişe dönüp baktığımızda bugün önünde saygıyla eğildiğimiz birçok şairin, kendi dönemlerinin profesörle...
Oy oy oy düşünüzün kovuğunda ki şiir, dişimizin kovuğunda kaldı hocam :)
Tebrikler, selamlar sevgiler
Bu şiiri okurken yalnızca dizeler değil bir ruh hâli de akıp geçti içimden..Kelimeleri sadece yan yana getirmemişsiniz..Acıyı, hüznü, aşkı ve insanın içindeki kırık tarafları bir dile dönüştürmüşsünüz..Özellikle imgelerin gücü ve kurduğunuz atmosfer çok etkileyici..Bazı dizeler insanın zihninde değil de doğrudan kalbinde yankılanıyor..Ne de güzel bir şiirdi..Gönülden tebrik ediyorum Boran Şairim..Kaleminiz hep varolsun emii..
Çok Anlamlı güzel bir şiir olmuş.
Güzel şiiri yazan ellerinize sağlık.
Kutlar,selamlarımı sunarım.
Kardeşim şimdi yorumlardan öğrendim doğum gününüz kutlu olsun,ayrıca ALP ÜNLÜTÜRKÜNDE ,bu dünyaya gelmesini tebrik ediyorum sağlık sıhhat ve esenlikler diliyorum.,saygılar
Yaklaşık Bir buçuk yıl önce, hatıra binayen bir topluluk icine girdim. Gorev aldım. Amma hic yapmadığım gorev... Tam olarak bu istekler niyeti ile başladım çalışmaya. Ekip arkadaşları ile gönüllülük esaslı hizmet ediyoruz. (Güyya)
Oyle dualar aldik. Öyle insan biriktirdik, anlatılmaz huzur verici.
Sonra benim bir üssüm görevi bırakmak zorunda kalınca, kaldı mı ihale olduğu gibi bana... Çalışmaları seriye bağladım. Ekip toplantıları, istişareler... Merkezden gelen görevler...
Çıtayı fazla yükselttik herhalde ki, niyetimizin tam aksi olan insanlar tarafından hedef alındık. İşin enteresan kısmı ise bu insanlarla aynı mecrada olmak...
Neyse ki, arka sokaklardan çevrilen islere, ayak oyunlarına kadar her bir şey yaşadık... ama Tam da Şiirdeki hedeflerimiz nedeni ile mücadele ediyoruz...
Bir gece ansızın hersey değişti...
Bendeki Görev,
Tahsil,
Tecrübe,
Yas,
Diksiyon,
Vs
Vs
Bakmaksızın ve bu saydıklarımın hiç birini taşımayan birine verildi.
Sebep?
Yok.
Muhatab
Yok....
Çünkü
D...
Böylesine kucaklayıcı herkese bir yer bulan yürek kolay bulunmuyor bu zamanda. Ne güzel söylemişsiniz "abartalım güzellikleri... " Evet güzelliğin abartılması kötülüğün küçük kalması aslında mantıken. Şiirinizi başkaları kıskansın ben yüreğinizi kıskanmakla meşgulüm.:))) Tebrik ediyorum ve geniş yüreğinizin karşısında saygıyla eğiliyorum.
1- //...Günahıma aşkı sürsem, arındırır mısın beni bende...
Eller kötü, eller acımasız...
Sen alıp, bir tek beni görür müsün gözlerinde...///
2- //... üşüyoruz ikimiz de biliyorsun...
Kalbimiz buzlaşmadan sarar mısın beni...
Bir kurşunluk ruhumu, düşmana teslim etmeden, Hedefinden sevmeyi vurup tutar mısın beni...//
3- //... Titreyen bedenimde, dağılan hallerimde sarılır mısın bana
Bak aşk ektim bahçemdeki topraklara,
Dikenleri temizleyip, burcu burcu kokar mısın baharıma...//
4- //... Duyar mısın uçurumun kenarında sen diye bağıran sesimi... hasretin canımdan can götürürken, işitir misin misralarımdaki seni...//
5- //... Dolu dolu gözlerle bakarken tek bir çerçeveye geride kalan,
Gelir misin ismini sayılmadığım gün,
Düştüğüm yollarda, dermanı kesilen bedenimi çevirir misin sana çıkan yollara...//
6- //... Sitemim var koca dünyanın ortasında tekliğime... Kıydılar ruhuma, canıma, sevgime...
Gel desem tutar mısın bu hüzünlü yüreği yüreğinle...//
7- //... Gizlerim... A...
Arada olur böyle şeyler
meseleyi sohbet malzemrsi yapmak da lezzet katmış muhabbete
kutlarım
Keyifle yapılan bir çalışmadan sonra sanırım aşırı konsantrasyonla olmuştur :)
Zaman zaman hepimizin başına geliyor.. Yaşla ilgisi yok yani :) Endişelenmeyin.
Paylaşıma tebrikler
selam ve saygılar.
Adamın biri berbere gitmiş. Berber koltuğuna oturunca da ukala ukala sormuş: '' Kafamda çok beyaz saç var mı?''
Berber cevap vermiş: ''Az sonra hepsini önün dökeceğim, bakarsın ''
O hesap.
Neydi günahımız?
Zamanı gelince işlediğimiz zerre kadar hayr da zerre kadar şer de önümüze dökülecek nasılsa. Allah o günün azabından korusun.
Selam ve saygılar.
Severken ölmek mi
buyursun gelsin diyesim geldi
Kutlarım bu harika eseri
Hayat kimine altın bir tepsi içinde güzellikler sunarken kimisine de bunları çok görüyor ve bir çok insan aslında maddi sıkıntılar içinde hayatını sürdürüyor ve ayakta kalmaya çalışıyor. Bazı şeyleri isteseniz de değiştiremiyorsunuz. Yaşamak için çokça sabır ve tevekkül gerekiyor. Sevmek sevilmek güzel duygular bunlar, sevecek birini bulmak hele de her şeyin çıkar ve menfaate döküldüğü şu zamanda yüreğine birisini koymak cesaret işi, ama yine de dayanmamız lazım. Burası geçici barınma merkezi, gerçek yurdumuz bizi bekliyor. Misafir gibi yaşamayı becerelim ve emaneti de almaya geldiklerinde sahibine, can emanetinize iyi baktık diyebilelim. Umutsuzluk yakışmaz inanan insanlara, illaki bir yerde olumluya dönecek bir çok şey yaşarken göreceksin... Kutlarım...
Bazen Yurt dışında inanılmaz başarılara imza atan gençlerimize bakıyorum ve çok büyük umutlara kapılıyorum. Bazen 9 Arkadaşını birden katleden gençlerimize bakıyorum korkudan uyuyamıyorum.
Çok acayip bir ülkeyiz vesselam.
Selam ve sevgiler.
'' Kars, Sarıkamış ve Kağızman’ı işgal eden Ermenilerin Türklere yönelik kıyımına karşı bölgesel direniş örgütlenmeleri ortaya çıkmaya başladı.''
*****
Sami Bey'in kendisi veya babası değil ama dedesi Eyüp ve babasının amcaları Mehmet Ali ile Ömer, Ermenilerle çok vuruştu Kağızman'ı korumak için.
Selam ve saygılar.
Kurgu da olsa gerçeğe hayli yakındı.
Bana Ademi anlatma...
Her kelimesinden aldıklarım; her nasihatinden ders çıkardığım şiirleri oldu yıllarca...
Kafam attı kapısında buldum kendimi.
Yoktu çünkü bir ağabeyim.
Belki bazen babam.
Bazen arkadaşım...
Bana Ademi anlatma...
içimden geçerdi her bir şiiri.
Kafa tasımın içinde dağılan her bir hücre
kendine gelirdi gecenin sabahına bağlanan o saatlerde...
Bana Ademi Anlatma...
En son
Hayatı Şiirlerle süslediğimiz saatlerden sonra
Yol boyu yürüyüşümüz gelir aklıma.
Hatırlarım dün gibi.
Sanki o gün şehrin en güçlü o kızı bendim.
Bana Ademi anlatma.
Çünkü O şehrin kızı Adam gibi bir ağabeyin adımlarını takip ediyordu...
Etrafımızda kaç tane şair... Kaç tane yazar.
Ama onun o heybeti; konuşması başkaydı...
Bana Ademi Anlatma.
Yalnızlığımın ve çaresizliğimin en dip zamanlarında kan bağımdan öte
Babam gibi adam odu...
Yıllar geçti.
Neler değişti.
Kalem susmadı; fakat vefa bitmedi...
İşte şimdi
Bana Ademi Anlat...
Anlat ki,
Şimdi sıra bendeyse eğer
neleri saramadım, hangi ya...
Yaşananlar gerçekten çok hüzünlü ve biz neden anlatmıyoruz ya da doğru düzgün anlatamıyoruz birilerine, aslında katliamlara uğrayanın Türkler olduğunu ve Ermenilerin acımasızca vahşet yaptığını... Bir silkinip kendimize gelmemiz lazım. Ermenistan da bir tane Türk yaşamazken halihazırda ağırlık İstanbul olmak üzere içimizde binlerce Ermeni olduğunu, anlatamıyoruz. Manidar bir öyküydü...