Eski yaşanmışlıklar şimdi hep anılarda kaldı maalesef... Güzel günlerdi o günler mahalle bakkallarımız vardı, mahallede sünnet düğünü oldu mu ya da biri evlendi mi çeyreğini alır gelirdi her şeye rağmen bazıları... Bir sakız, ufak bir gofret zaman zaman bebelere ikram olurdu gönülden... Üç harfliler başa geldi şimdi, o sıcaklığın zerresi yok hiç birinde... Kutlarım
Okurken herkesi kendi çocukluğuna götüren, kahkaha attıran, şahane ve sıcacık bir yazı olmuş; tebrik ederim
Atmış sene geriye ta çocukluğuma götürdü beni yazınız.
Ortaokula giderlen günlük harçlığım 25 kuruştu.
O 25 kuruşla neler alınmazdıki?
Seval büsküvileri vardı. 25 kuruşluk bisküvi aldığım zaman iki cebim de dolardı.
Leblebici Şükrü amca vardı. Ondan 25 kuruşluk leblebi aldığımızda akşama kadar yiyerek bitiremezdik.
Dondurmacı pehlivan amca vardı çarşı içinde. Yaz günleri ondan 25 kuruşluk dondurma isteyince kocaman bir külah doldurur verirdi.
Öğlenleri bazan eve gitmezdik. Çeyrek ekmeğin arasına tahin helvası doldurtturur onu paydos arası okul bahçesinde hemen yer yarım kalan sınıf maçımıza devam ederdik.
Cumartesi, çarşamba günleri gündüz sinemada bayanlar matinesi vardı. Biz küçük çocukaları onların matinesine alırlardı. Bayanlara 50 kuruş biz çocuklara 25 kuruştu.25 kuruşa bazan iki flim bile izlerdik.
Hey gidi baba harçlığı.
Harca harca bitmiyordu.
Demek ki o zaman bet bereket vardı.
Şimdi hiçbir şeyde bereket bile kalmadı.
Yine özledim çocukluğumu.
Selamlarımla.
Sen çalı süpürgesi dönemlerini yaşamadığına göre eminim Tatlı Cadı Sementa'yı da bilmezsin. Bir burun hareketiyle yapmadığı şey yoktu cadı kızı cadının... Çalı süpürgesi onun uzay aracı gibi bir şeydi.
Bir sosyetik kızla buluşacağız ve o ortamda dans etmek şart lakin dans etmesini bilmiyoruz. Dans etmesini bilen biri elimize verirdi bir çalı süpürgesi, ellerimiz çalı süpürgesi sevgilimizin belinde başlardık Şecaettin Tanyerli'nin '' Papatya gibisin beyaz ve ince '' Tangosu eşliğinde dans etmeye...
Sonra gırgırlar girdi hayatımıza.
Daha sonra '' Ho ho ho Hover, süpürür döver, her şeyi temizleyen Hover Hover Hoverler. '' ( Bunu da bileceğini sanmıyorum ama eminim annen çok iyi hatırlar bu reklamı.
Sonra akıllı süpürkeler girdi hayatımıza
Ve en son işte bu robotlar.
Ama hiç iyi olmadı.
Şu minicik yuvarlak nesnenin neresinden tutar da dans edersin ki.
Selam ve sevgiler.
İnsan her şeye rağmen düştüğü yerden kalkmalı ve dimdik adımlarla yoluna devam etmeli.
Candan kutlarım üstad.
Selam ve sevgiler.
Doğanın ne kadar bizim evimiz olduğu ona nasıl baktığımızla ilgilidir. Maalesef bazı insanlar evlerine çok hor bakıyorlar, hatta yakıyorlar.
Selam ve saygılar.
Usta işi oldukça güzel bir şiir olmuş.
Evet maalesef zaman zaman ömrümüzü bazı hiç değmeyecek insanlar ya da olaylar sebebiyle boşu boşuna harcıyoruz. Ama bence yine de zararın neresinden dönersek kardır deyip nerde tırak, orda bırak demesini bilmek lazım.
Candan kutlarım.
Selam ve saygılar
Mahlasa baktığım da hafif hasarlı yazıyor lakin yazdiklariniz gerçekten zerre hasarsız ve neredeyse herkesin hayatına dokunuyor bence mahlas pek uyumlu değil elektrik süpürgesine gelince şimdi yeni jenerasyon ona temizlik robotu diyor gerçi o da ayrı bir aygıt benim bahsettiğim sulu süpürge onunla evi süpüreyim dedim zaten kullanmasını da pek beceremedim yâda süpürge bozuktu su kaçırdı ev oldu çamurlu neyse bir şekilde hallettim sonra süpürgeyi temizlemek için bayağı Zaman ve enerji tükettim eski köy süpürgesi olsaydı hiç bu kadar zahmete girmez doğrudan temizlik yapar sonrada çayımı keyifle içerdim çocukluğumuzda ise arada bir annem ev ile birlikte benimde tozumu alırdı en azından ben Yola gelirdim şimdi ne eski süpürge kaldı nede tozumuzu alacak kimse vesselam saygılar selamlar :))))
Biz de Fıstık'a geçmiş olsun diyelim ve acil şifalar dileyelim.
Selamlarımla üstadım.
Değerli üstadım ,hayatım boyunca en çok savunduğum ve üzerinde durduğum konulardan birisi de dildir.
Diline sahip çıkmayan bir insan , diline ihanet eden bir insan yarin maddi menfaatı olduğu zaman iline de ihanet eder.
Şöyle bir sokağa, caddeye çıkalım. Yabancı tabelalardan geçilmiyor. En milliyetçi geçinenin, Türklüğü kimseye bırakmayanın bile işyerinin tabelası ingilizce.
Yiyecek, içecek isimlerinden tutunuz da , kıyafetlere kadar, kullandığımız eşyalara kadar her şeyin ismi ingilizce.
Ne oldu bu insanlara?
Çağdaş olacağım diye illa dillerine ,güzelim Türkçe'ye ihanet mi etmek gerekir?
Bu konuda hükümeti de suçluyorum. Her türlü imkan elinizde varken bir yasa ile bu işyerlerindeki yabancı tabelaları, yasaklamanız, gençleri Türkçe kullanmaya mecbur etmeniz, sosyal mecrada Türkçe kelimelerin yerine yabancı kelimelerin kullanılmasını yasaklamanız çok mu zor? İnanınız bu mesele bir devlet ve hükümet meselesidir.
Dilimiz elden çıkıyor. Gençler bir kaç yüz kelime ile konuşmaya çalışıyorla...
"Doğayı sev yeşili koru" diyen duygularla harika yazılmış yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Esenlikler ve şiir dolu günler dileğiyle 💐🤗
Yüregine saglik kardes
Doga bizden bir parca bizde ondan
Ne yazik ki o pislendikce bizde pisleniyoruz
Selam ve dua ile
Emeğinize saygı duyarak ve ilgiyle okudum. Muhteviyatı derin ve
anlamı olduğu kadar, kombine ediliş şeklide oldukça edebi ve anlaşılır
bir lehçeyle sübuta bağlamışsınız. Darısı devamına olsun...SAYGILAR
Önce itiraf edeyin sizin şu yazılarınızı okumaya bayılıyorum.
Sabah siteye girdiğimde ilk baktığım Sami Hoca'nın tarihi makaleleri sonra da sizin yazılarınız.
Maşaallah yaşınızın çok çok üstünde bir yazma kabiliyetiniz var. Bu da bir Allah vergisi.
Bu yazınızı da büyük bir keyifle okudum.
Yalnız ben oldum olası şu mekanik süpürgeleri sevmedim. Hele ki elektrikli süpürgeleri.
Yav iki tane çöp alacağım diye ortalığı velveleye verip insan da kafa beyin bırakmıyorlar.
Hanım hasta olduğu için evin süpürülmesi işi bana düşüyor. Her süpürme işinde de münakaşa başlıyor. Evde senin evrelerini saydığın her süpürgeden var. En son eklenen de robot oldu. Ama ben hasır süpürgesinden ve gırgırdan asla vazgeçmiyorum. Hanım da "Ne uğraşıyorsun şunlarla süpürsene elektrikli süpürgeyle, yada robotu çalıştırsana" dediğinde ben, "Yok hanım ne onun sesini dinlerim ne de diğerinin kapristini çekerim. Bu ikisi de uysal ben bunlarla yaparım" dediğim de itiraz başlıyor. Yok efendim bunlar iyi temizlemiyorlarmış...
Bu paylaşım Sultan Vahidettin'in hain olmadığının ispatının özünün özü olmuş üstadım.
İki taraf da vatanı kurtarmak için canla başla mücadele vermişler. Ama bütün imkanlar Mustafa Kemal Paşa'nın eline geçtiği için O çok çok rahat hareket ederek mücadelesini vermiş. Ama İstanbul'da da eli kolu bağlı bir padişah boş durmamış O da gizliden gizliye mücadele vermiş. Netice de milli mücadele kazanılınca Atatürk'ün kafasındaki devlet modeline saltanat ve hilafet aykırı olduğu için önünde en büyük engel olarak da bu iki makamı gördüğü için bu makamları kaldırmak maksadıyla sultanı hain olarak göstermiş.Tamamen siyasi bir oyun .
Çok teşekkür ediyorum.Selamlarımla.
Tabiat kelimesi, Arapça TaBa'A kökünden gelir; yani "mühür bastı", "kitap, para bastı", "damgaladı" demektir. Buna göre, tabiat, "Yaradan'ın kalıpladığı, kalıbını çıkardığı"; "yaratılışın izini taşıyan" anlamlarına gelmektedir. Hasılı, tabiatta yaratıcının mührü vardır. Tabiatta işittiğimiz hayvan sesleri, hayvanların türlü tavırlar ile birbirlerine yani türdeşlerine haber iletme çabasından... Selam ve dua ile...
Kandil nurunda kemale erdikçe riya
Mahcupluğum tavafında ezgiler üryan
"Kalbim bakışlarına kapanır iken kapılar
Küllendi mavilikler
Yeşerdi katran ve siyah."> diyerek hocamı ve eserini tebrik ediyorum. Baştan sona su gibi berrak ve akıcı. Kutluyorum yürekten. Nicelerine hocam
Muhteşem ötesi olmuş kardeşim bende bir nazire yazacağım ve yayınlayacağım,selamlarımla
Şiiriniz için yürekten kutluyorum.
Kaleminize sağlık.
Nice güzel şiirlere.
Esen kalın.