Bu aralar okuduğum bir kaç şiir böyle yazılarda kendimi o kadar çok buluyorum ki;...
Liderlik strateji davranmayı gerektiren mühim bir olay. Herkes bir koltuğa oturabilir; ama herkes Lider olamaz.
İki takım elbise ve bir parlak ayakkabı ile ne yazık ki bu işler olmuyor. Olmadığını çok gördük. Olmayacakları da hala konuşuyoruz...
ait olduğunuz kulvar her ne ise; Ramazan Bey'in de izah ettiği gibi sırtlanlar güruhuna çok dikkat etmek gerekiyor. Çünkü tek hedefleri sırtlan olabilmeye layık olmak. sadece bundan beslenirler; ve bu artık onlar için bir hayat görevidir... Tehlikeli ve öldürücüdürler.
Bunları keşfedip; gereken önlemi alırsanız; Liderlik tadından yenmez.
Ama kendinize o güveni verebiliyorsanız tabi. Bazıları bu ağırlığı taşıyamaz.
Bir duruş, konuşma sanat olmalı.
İki kelimenle insanların sendeki o etkisini öyle bir arttırmalısın ki, hayran kalıp senden kopamasın.
Ama bunları gösterişte değil de; samimice yapmak gerekiyor. Samimice etrafındaki insanlara kendinden neler v...
Ermeniler, 93 harbinde Rus ordusunun içinde Doğu Anadolu'dan saldırdılar bize ve o tarihte ele geçirdikleri topraklarımızı geri aldığımız hâlde, bugün bile kendi toprakları olduğu iddiasındalar. Şehir ve beldelerimiz onların haritalarında Ermeni isimleri olarak görünür.
Balkanlar'da da vahşette emsali görülmemiş derecede iş çıkaran Ortodoks Slavları Osmanlı'ya karşı saldırttı. Romanlar, Bulgarlar, Sırplar, Hristiyan Hırvatları, Karadağlıları ve Kazakları cepheye sürdü. Maalesef Balkanlar'daki topraklarımızı kaybettik.
Ruslar sıcak ve soğuk denizlere hâkim olma ve Büyük Rus İmparatorluğu arzu, hayal ve planlarını asla rafa kaldırmaz. Yanı başımızda bizi yemek için ağzını açmış bekleyen canavarların en büyüğüdür. İçimizdeki azınlık hareketlerini yöneterek vaktini bekliyor.
Kiliselerin etkisi küçümsenmeyecek derecede önemlidir. Rusya ve Ukrayna arasında 2014'de Kırım ilhakı, Donbass Savaşı olmuştu. Fener Rum Patriği 2019'da ne yaptı? Ukrayna Ortodoks Kilisesi'ne bağımsızlık statüsü verdi....
Her şeyden önce aynanın karşısına geçip kendinizi telkin etmekle başlayabilirsiniz.
liderlik bana yakışır, benden başkası bu apartmanı/şirketi/pide salonunu yönetemez! nidası ruhunuzda gizli kalan o büyük komutanı uyandırmaya yetecektir.
Ancak dikkat edilmesi gereken en mühim viraj etrafınızı saracak olan o meşhur mutlak sırtlanlar güruhudur.. diyor Ahmet hocam.
En büyük liderlik insanın önce kendi nefsine, sonra da aynadaki aksine söz geçirebilmesidir. Gerisi zaten sadece tabeladan, koltuktan ve bir gün elbet sonu gelecek olan o geçici saltanattan ibarettir.
Eyvallah hocam
bolca tebessüme bandık :)
Dünya hayatı dediğimiz şey susuz kalmış bir insanın serap peşinde koşmasına benzer.
Bazen öyle anlar gelir ki susuzluktan kavrulan dudaklarımız önümüze konan zehri şifa sanır da içer.
Gelenler gelir, geçenler geçer, kalabalıklar ise sadece izlemekle yetinir ve kimse kimsenin içindeki yangını söndürmeye bir kova su bile taşımaz.
İşte bu yüzden bu şiirdeki çağrışımlara kulak verdiğimizde bunun bir acziyet değil, aidiyetin en yüksek perdeden ilanı olduğunu anlarız.
Baştan sona bir ruh sığınmasıdır bu şiir. Dünyanın hengamesinden, yolların çıkmazlığından, rüzgarın acımasızlığından kaçıp, bilinen ve değer verilen o tek menzile varma arzusudur.
Eyvallah Adem hocam
en içten tebrik ve selamlarımla.
Şiirin o kalıplara sığmayan, zincirlerini kıran o özgür ruhu var ya,
bazen karşımıza öyle bir ihtişamla çıkar ki kelimelerin/imgelerinn ağırlığı altında ezilmek değil de o ağırlıkla göğe yükselmek istersiniz.
İşte öyle bir şiir sevgili kardeşimden. Serbest tarz şiirin sadece bir biçimden ibaret olmadığını, aynı zamanda ruhun en hür, en dizginsiz haykırış biçimi olduğunun en asil kanıtı.
Şiir dediğin okuyucunun göğüs kafesine tam da böyle vurmalı dedim içimden. her dizede bir nabız gibi atıp içerde bir yerleri kanatmalı. Ne muazzam bir teslimiyet ve ne derin bir adanmışlık. Acının, hasretin gözyaşı desenleri bir sima üzerine nasıl da nakış nakış işleniyor.
Bu bir sevda işçiliğidir.
İmgeler o denli taze, sunum o denli kusursuz ve vurucu .
Eyvallah kardeşim.
Gönülden tebriğimle,
selam olsun.
Allah'a inançları olsaydı bu denli şerefsiz ve alçak olamazlardı.
Candan tebrikler.
Selam ve saygılar.
Günün en güzel, en etkili şiiriydi. Tebrikler
Selam ve saygılar.
Tahminen neredeyse hiç birimizin bilmediği ilginç bir hikayesi olan güzel bir şiir.
Sayenizde araştırdım Kurmancan Datka'yı. Ruslara teslim olmuş diyen de var, memleketini kıyımdan kurtarmış ve barış içinde yaşatmış diyen de...
Aslında bir Türk olarak tanımamız lazım ama gel gör ki biz Anadolu topraklarımızdaki kahramanlarımızı bile doğru düzgün tanımıyoruz.
Evet, şiirde ruh vardı ama bence ölçü ve kafiye konusuna biraz daha özen göstermelisiniz.
Candan tebriklerimle
Selam ve saygılar.
Bir şiirin değerini dijital bir rakama indirgemek, turna kuşunun gökyüzündeki süzülüşünü metreyle ölçmeye kalkışmaktır. Kuş yine uçar, gökyüzü yine mavidir; olan sadece elindeki metreyle kalakalanın sığlığına olur.
Edebi bir eleştiri saygıyı hak eden bir derinlik taşımalıdır. Bir şiir beğenilmeyebilir, yapısı zayıf bulunabilir ya da imge örgüsü oturmamış olabilir. Ancak bunu yapmanın yolu pusuda bekleyip kaçak bir skorboard memuru gibi davranmak değildir. Gerçek bir sanat dostu ya da yapıcı bir eleştirmen, açık yüreklilikle ortaya çıkar; şiirin estetik değerini, ritmini, imge dünyasını edebi argümanlarla tartışır.
Arka planda kimliğini gizleyerek sadece yıkıcı bir refleksle hareket etmek şiire duyulan bir sevgiden değil, muhtemelen kendi üretememişliğinin verdiği bir hınçtan beslenir.
Eğer o perdenin arkasındaki gizli profesörün anlatacak bir tezi, savunacak bir estetik anlayışı ve sığınacağı bir edebi hakikati varsa buyursun gelsin meydan burasıdır.
Adama sormazlar mı;
Madem ...
Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rifat (Garip Akımı): Şiirden şatafatı, mübalağayı ve o güne kadar mukaddes sayılan kalıpları söküp attıklarında kıyamet koptu. Nasır şairlerin konusu olunca alay ettiler, "Şiir bu mu?" dediler. Dijital bir puanlama sistemi olsa muhtemelen her gün 1 puan alacak olan Garip, bugün Türk şiirinin en büyük kırılma noktalarından biridir.
İkinci Yeni Şairleri (Cemal Süreya, Edip Cansever, Ece Ayhan): Dilin sınırlarını zorladıkları, anlamı soyutlaştırdıkları ve "anlamsızlığın anlamını" aradıkları için dönemin eleştirmenleri tarafından ağır dille eleştirildiler, "toplumdan kopuk" olmakla suçlandılar. Bugün ise Türk edebiyatının en derin imge madenleri olarak kabul ediliyorlar.
Şimdi tekrar sormak gerekir: Zamanında bu isimlerin karşısına geçip "Senin yazdığın bu metin 1 puanı bile hak etmiyor" diyen o dönemin profesörleri bugün neredeler? İsimlerini hatırlayan var mı? Hayır. Ama o eleştirilen şairlerin mısraları hâlâ insanların kalbinde yer etmeye devam ediyor...
Edebiyatın dijitalleşen meydanlarında sırtını anonimliğin arkasına yaslayıp elindeki düşük puanlı kırbaçla gezen figürlere rastlamak artık şaşırtıcı değil sevgili hocam. Şiirin o ölçüye gelmez, tartıya sığmaz kuralları göz ardı ederek, gizli bir perdenin arkasına saklanarak hemen her şiire tek tip bir yargıyla yaklaşmak aslında sanatın doğasını hiç kavrayamamış olmanın en sarih örneğidir.
Kendini şiirin profesörü zanneden, ancak neyin altında imzası olduğunu gösterecek cesareti bulamayan bu gölge yargıçlar edebiyat tarihinin her döneminde var olmuş ama hiçbir zaman o tarihin asıl yapıcıları olabilmişler midir? Asla.
Şimdi sormak gerek.
Şiir dediğimiz şey, kuralları önceden yazılmış ve maddeleri bir mevzuata bağlanmış bir hukuk metni midir? Eğer öyle olsaydı Türk şiirinin köşe taşlarını yerinden oynatan o büyük dehalar bugün edebiyat atlasımızın merkezinde yer alabilirler miydi?
Geçmişe dönüp baktığımızda bugün önünde saygıyla eğildiğimiz birçok şairin, kendi dönemlerinin profesörle...
Oy oy oy düşünüzün kovuğunda ki şiir, dişimizin kovuğunda kaldı hocam :)
Tebrikler, selamlar sevgiler
Bu şiiri okurken yalnızca dizeler değil bir ruh hâli de akıp geçti içimden..Kelimeleri sadece yan yana getirmemişsiniz..Acıyı, hüznü, aşkı ve insanın içindeki kırık tarafları bir dile dönüştürmüşsünüz..Özellikle imgelerin gücü ve kurduğunuz atmosfer çok etkileyici..Bazı dizeler insanın zihninde değil de doğrudan kalbinde yankılanıyor..Ne de güzel bir şiirdi..Gönülden tebrik ediyorum Boran Şairim..Kaleminiz hep varolsun emii..
Çok Anlamlı güzel bir şiir olmuş.
Güzel şiiri yazan ellerinize sağlık.
Kutlar,selamlarımı sunarım.
Kardeşim şimdi yorumlardan öğrendim doğum gününüz kutlu olsun,ayrıca ALP ÜNLÜTÜRKÜNDE ,bu dünyaya gelmesini tebrik ediyorum sağlık sıhhat ve esenlikler diliyorum.,saygılar
Yaklaşık Bir buçuk yıl önce, hatıra binayen bir topluluk icine girdim. Gorev aldım. Amma hic yapmadığım gorev... Tam olarak bu istekler niyeti ile başladım çalışmaya. Ekip arkadaşları ile gönüllülük esaslı hizmet ediyoruz. (Güyya)
Oyle dualar aldik. Öyle insan biriktirdik, anlatılmaz huzur verici.
Sonra benim bir üssüm görevi bırakmak zorunda kalınca, kaldı mı ihale olduğu gibi bana... Çalışmaları seriye bağladım. Ekip toplantıları, istişareler... Merkezden gelen görevler...
Çıtayı fazla yükselttik herhalde ki, niyetimizin tam aksi olan insanlar tarafından hedef alındık. İşin enteresan kısmı ise bu insanlarla aynı mecrada olmak...
Neyse ki, arka sokaklardan çevrilen islere, ayak oyunlarına kadar her bir şey yaşadık... ama Tam da Şiirdeki hedeflerimiz nedeni ile mücadele ediyoruz...
Bir gece ansızın hersey değişti...
Bendeki Görev,
Tahsil,
Tecrübe,
Yas,
Diksiyon,
Vs
Vs
Bakmaksızın ve bu saydıklarımın hiç birini taşımayan birine verildi.
Sebep?
Yok.
Muhatab
Yok....
Çünkü
D...
Böylesine kucaklayıcı herkese bir yer bulan yürek kolay bulunmuyor bu zamanda. Ne güzel söylemişsiniz "abartalım güzellikleri... " Evet güzelliğin abartılması kötülüğün küçük kalması aslında mantıken. Şiirinizi başkaları kıskansın ben yüreğinizi kıskanmakla meşgulüm.:))) Tebrik ediyorum ve geniş yüreğinizin karşısında saygıyla eğiliyorum.
1- //...Günahıma aşkı sürsem, arındırır mısın beni bende...
Eller kötü, eller acımasız...
Sen alıp, bir tek beni görür müsün gözlerinde...///
2- //... üşüyoruz ikimiz de biliyorsun...
Kalbimiz buzlaşmadan sarar mısın beni...
Bir kurşunluk ruhumu, düşmana teslim etmeden, Hedefinden sevmeyi vurup tutar mısın beni...//
3- //... Titreyen bedenimde, dağılan hallerimde sarılır mısın bana
Bak aşk ektim bahçemdeki topraklara,
Dikenleri temizleyip, burcu burcu kokar mısın baharıma...//
4- //... Duyar mısın uçurumun kenarında sen diye bağıran sesimi... hasretin canımdan can götürürken, işitir misin misralarımdaki seni...//
5- //... Dolu dolu gözlerle bakarken tek bir çerçeveye geride kalan,
Gelir misin ismini sayılmadığım gün,
Düştüğüm yollarda, dermanı kesilen bedenimi çevirir misin sana çıkan yollara...//
6- //... Sitemim var koca dünyanın ortasında tekliğime... Kıydılar ruhuma, canıma, sevgime...
Gel desem tutar mısın bu hüzünlü yüreği yüreğinle...//
7- //... Gizlerim... A...
Arada olur böyle şeyler
meseleyi sohbet malzemrsi yapmak da lezzet katmış muhabbete
kutlarım
Keyifle yapılan bir çalışmadan sonra sanırım aşırı konsantrasyonla olmuştur :)
Zaman zaman hepimizin başına geliyor.. Yaşla ilgisi yok yani :) Endişelenmeyin.
Paylaşıma tebrikler
selam ve saygılar.