hocam ilk olarak
bu şiirinizi herkes okumalı elbet anlayana
çok çok ciddi bir müessese evlilik
sevgi saygıya dayalı...
demek isterdim lakin günümüzde maddi değerler işin içine girip her şeyi berbat ediyor
kişi ve eşi ve aileleri
kabullenmek ve saygı duymak
iki kişi evlenmiyor sadece aileler de evleniyor
ayıkla pirincin taşını
çok da düşündü mü insan karar veremiyor
ya da ani karar verip işler zora giriyor
güven meselesi çok ehemmiyetli günümüz toplumunda
tanımadığınız biri bir anda karşınıza çıkıyor
paylaşmak çok normal
duyguları hayatı paylaşmak
kader desek doğru elbet
ama kişi aklını da kullanacak elbet gönül de ferman dinlerse
ah be hocam çok karışık işler bunlar
bence en makülü üniversitede okurken tanışıp evlenmek işi kestirmeden halletmek
bu da bir ütopya olabilir
derken kariyer
derke...
Kıymetli Gönül Dostum, okurken boğazımda bir düğüm, ruhumda ağır bir sızı bıraktınız. Fatma ile Müzeyyen’in birbirine sığınan ama ikisi de ayrı yerlerden kanayan hikâyesi, bu memleketin değişmeyen, değiştirilemeyen makûs talihi gibi karşımızda duruyor. Tahsilin, paranın ya da mevkiinin şiddet karşısında nasıl da çaresiz kaldığını, celladın bazen en yakınımızdaki nur yüzlü maskeyle dolaştığını ne kadar çıplak anlatmışsınız. Müzeyyen’in dikiş tutmayan yaralarıyla Fatma’nın hiç açılmayan sınav sonucu arasındaki boşluk, aslında insanlığımızın düştüğü o derin çukurdur. Kadın, vatanı kocası sanırken; vatanın nasıl bir cehenneme dönüşebileceğini, umudun ise ancak morg soğukluğunda son bulduğunu görmek yürek sızlatıyor. Bir ay arayla yaşanan iki ayrı trajedi, aslında tek bir gerçeği haykırıyor: Biz Fatmaları koruyamadıkça, Müzeyyenlerin yaraları asla kabuk bağlamayacak. Bu sarsıcı yüzleşme, o enkazın altından ses bekleyenlere bir çığlık olmuş. Kaleminize, hiç susmayan vicdanınıza sağlık. Aşk i...
Kıymetli Gönül Dostum, mısralarınızdaki o beşinci mevsim arayışı, ruhun ne dünyaya ne de göğe sığabildiği dar vakitlerin en zarif nişanesi olmuş. "Renkler mi meşgule verdiğim?" diye sorarken, aslında hayatın tüm karmaşasına rağmen kendi deruni dinginliğinize, rüzgârın kızı olan hür yanınıza sığındığınızı hissettiriyorsunuz. Poyrazın serinliği ile cennet bahçesinin kokusunu aynı satırda buluşturan bu seferi nöbetçi ruhunuz, kelimelerin her b/ağlandığı yerde yeniden hayat buluyor. Emeğinize, dirlik ve dinginlik abidesi yüreğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
insan
insanın diğer insanlara olan ihtiyacı
ve bingo!
elbet güven duygusu ile şekillenecektir ilişkiler ve anlayış ve sevgi
her insanın derdi kendine
ve günümüzün tek gerçeği:
kimse ama hiç kimse diğerinin derdini umursamıyor ya da umursar gözüküyor
acı
mutluluk
biz insanız
yeri geldi mi üzülüp yeri geldi mi mutlu olacağız ve paylaşacağız da
paylaşmak bir ihtiyaç bölüşmek lokmayı sevgiyi acıyı bölüşmek
uzun uzadıya da anlatmak
eyvahlar olsun!!!
:)))
kaçışan kaçışana
iyi ki gerçek dostları var insanın az da olsa yüreğinde muhafaza ettiği
yanılsak da gücensek de sevgi ve paylaşmak bir ihtiyaç
kocaman sonsuz sevgimle sevgili hocam değerli gönül dostum
Kaleminize sağlık. Adaletin olmadığı bir barışın, sadece zalimin elini rahatlatan bir sessizlikten ibaret olduğunu çok net bir biçimde ortaya koymuşsunuz. Katille maktulü aynı kefeye koymayan, o çocukların ahını yerde bırakmayan gerçek bir selametin peşine düşen yüreğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Kıymetli Sami Hocam, bu şiirdeki temel yanlış, şairin kiminle konuştuğunu ve nakaratın kime hitap ettiğini birbirine karıştırmış olmasıdır. Şiirin nakarat kısmında Candan aziz Yüce Rabbim diyerek doğrudan yaratıcıya sesleniliyor. Ancak kıtalara baktığımızda namaz kıl, günahı bırak, orucu tut, kımılda yerinden gibi emir kipleriyle karşılaşıyoruz. Bu durum ortaya çok garip bir tablo çıkarıyor. Şair, sanki bu emirleri haşa Rabbine veriyormuş gibi bir anlam kayması yaşanıyor. Oysa kulun kula vereceği öğütler ile yaratıcıya yakarış aynı potada, bu dil bilgisi yapısıyla eritilemez. Hitap edilen kişi beşer ise nakarat boşa düşüyor, hitap edilen makam belli ise emir kipleri haddi aşıyor. Özetle, özne ile yüklem arasındaki görünmez bağ kopmuş, şiir kendi içinde bir mantık hatasına düşmüş. Kaleminize sağlık, bu ders niteliğindeki paylaşım umarım pek çok arkadaşımıza rehber olur. Aşk ile eyvallah.
Evliliği bir huzur limanı olmaktan çıkarıp hırsa ve alışkanlığa dönüştürenlere karşı, çok kıymetli bir ihtarname olmuş bu dizeler. Şiirinizde bahsettiğiniz merhametle yara sarma ve ev kapısını keyifle çalma hali, aslında yitirdiğimiz en büyük zenginliğimiz. Dışarıda kalacak gözlerin ve bölüşülmeyen dertlerin olduğu bir çatının, yuva olamayacağını çok duru bir şekilde anlatmışsınız. Gönlünüze bereket. Aşk ile eyvallah.
Nerelerdesin özlettin Hocam
Şiirlerinle Ankarayı sevdirdin
Ankara şairi
Kalemin daim ola
Güne düşen şiirinizi kutluyorum. Tebrik ederim Lal Şairem.
Adem hoca Şiir, evliliği romantik bir hayalden çok sorumluluk, sabır ve fedakârlık ekseninde ele alan nasihatnâme üslubunda yazılmış. Her kıtanın “... isen evlenme” redifiyle bitmesi hem ritmik bir bütünlük sağlıyor hem de mesajı güçlü bir şekilde pekiştiriyor; didaktik ama samimi bir ton taşıyor. Çok güzeldi Selamlar hayırlı geceler.
Aslında konu o değil Arapların bizle birlikte olması ya da bizim onlarla birleşmemiz. Kur'anın emri "Müminler kardeştir " hep Ortaya atarlar 1.Dunya savaşında Araplar bizi arkadan vurdu" sözleri dillendirilir oysa ki çok küçük bir nufustur bu vede İngiliz kışkırtıcılığı ile olmuştur. Müslümanlar birlik olacak ama birbirini sömürmeden olmalı olacaktır....kutlarım güzel yazını...
Bu sabırla bekleyişten inşallah feraha kavuşuruz. Tebrik eder, kutlarım.
Çok tatlı bir görsel. GÖNLÜN HEP ASUMANLARA TAÇ ne güzel bir temenni. Tebrik ederim Lal Şairem, yolun açık olsun.
Tamamen alakasız bir tv programında bir şeften duymuştum şu sözü: Acı, öldürmediği müddetçe insanı olgunlaştırır.''
Buz olmaya çalışsak da buhar olmaya çalışsak da neticede acı çekmeden olmuyor bu. Acı çektikçe de olgunlaşıyoruz.
Peki bu olgunlaşma bize huzurlu bir hayat sağlıyor mu?
Hiç sanmıyorum. Bana sağlamadı mesela. Ama olsun her şeye rağmen olgun muyum? Dalından düşmek üzere olan bir incir kadar olgunum.
Selam ve saygılar.
Güne gelen şiirinizi kutlarım hocam
Oldum demek biraz cüret ister
Ancak olma yolunda menzile varmanın gönüllüleriyiz der bir söz büyüğü.
O niyette olmak duasıyla
Selamlar
İnsanoğlu garip bir varlıktır. Bazen en fazla unutmak istediklerini bir ömür boyu hafızasında canlı tutar, bazen de hiç unutmak istemediklerini çoktan unutmuştur.
Selam ve saygılar.
Üstünlük nedir dostlar, sonu mezar her kulun diyerek kibrin belini bükmüş, insanın en çıplak gerçeğini masanın tam ortasına bırakmışsınız. Dünya malının ve keskin sözlerin gürültüsü arasında, kınımız dostluk olsun ifadesi bir sığınak gibi duruyor. Kaleminizden dökülen heceler, Pir Sultan’ın dert ortaklığını ve Hazreti Ali’nin vefasını bugüne taşımış. Başkasının canı yandığında gözünde sel olanların azaldığı şu devirde, bu samimi çağrınız ruhumuza iyi geldi. Emeğinize, o geniş gönlünüze sağlık. Aşk ile eyvallah.
Kardeşi Bu şiir de, anneye duyulan hasreti imanla yoğurup acıyı asalete dönüştüren dimdik bir ruhun haykırışı olmuş. 🌿
Her dizesinde hem yara hem dua var; insanı sarsan ama sonunda ayağa kaldıran çok güçlü ve çok sahici bir şiir.Can-ı gönülden tebrikler Hayırlı Ramazanlar.
Kıymetli Gül Öğretmenim, az önceki o asil direnişin ardından, hayatın bu denli çıplak, sakil ve trajikomik haliyle yüzleşmek sarsıcı oldu. Anıl karakterinin o devasa boşluğunu 'yüzsüzlükle' yamamaya çalışması, aslında yasın en karanlık ve kimsesiz yüzünü gösteriyor. İnsanın tutunacak dalı kalmadığında, kendi düşüşünü bir komediye çevirmesi ne kadar acı... Yasın sadece gözyaşı olmadığını, bazen böyle bir savruluş ve yırtma çabası olduğunu o kadar sahici anlatmışsınız ki; hem tebessüm ettiriyor hem de o bip sesinin ardındaki koca sessizliği hissettiriyor. Kaleminize, bu cesur gözleminize sağlık. Sizi seviyorum. Aşk ile eyvallah.
Kıymetli Gül Öğretmenim, kaleminizden dökülen bu satırlar, sadece bir özlemi değil, aynı zamanda hayata karşı verilen o asil ve beyaz direnişi anlatıyor. Bir annenin gidişiyle sarsılan ama yıkılmayan, enkazdan bir kale inşa eden ruhunuzun vakarı içime işledi. İnsanın saf ve beyaz kalmak için verdiği bu mücadele, dünyanın tüm gürültüsünden daha haşmetli. Annenizin gölgesinde büyüttüğünüz o solmayacak çiçeğin, inancınızla ve asaletinizle nasıl devleştiğini hissetmemek mümkün değil. Acıyı tevekkülle harmanlayıp, sığınacak tek limanı kalbinde bulan dik duruşunuza hayranım. Gönül dolusu selam ve saygılarımla. Aşk ile eyvallah.