Amenna inandık iman ettik peki kalbimiz ürperiyor mu?
Yüce Allah'ın adını duyunca.
Korku değil ama ürperti
yani sevgi, hürmet ve teslimiyetin bir arada olduğu bir haşyet duygusu.
Açıkcası ben kendi nefsimi sorguya çektiğimde mü'minim elhamdülillah diyemiyorum.
Bütün emirlerine, yasaklarına islam ve imanın şartlarına iman ettim fakat tevekkül ve teslimiyet konusunda
asrın hakiki mü'minlerini görünce sadece müslümanım elhamdülillah diyebiliyorum.
İnşaallah mü'min de olurum
Allah razı olsun emri bil maruf hasebince yazdıklarınızdan dolayı.
Selamlar dua ile
Bir çocuk, ana sınıfı çağına gelene kadar yaklaşık 2.000-2.500 kelimeyi zaten aktif olarak kullanabiliyor değil mi? . Üniversite düzeyindeki bir gencin kelime haznesi için 11.000 deniyor ama Allah aşkına, iki yaşında konuşmaya başlayan bir çocuk dört yılda yaklaşık 2.000 kelime öğreniyorsa; aklı, muhakemesi, eğitimi ve çevresi gelişirken sonraki on iki yılda üzerine sadece 9.000 kelime mi koyabiliyor?
Bunun yerine rakamlar üzerinde durmaktan ziyade meselenin özüne odaklanılması gerektiğini düşünüyorum.
Rakamlar tartışılabilir; fakat şu hakikat değişmez hocam: Okumayan toplumun kelime haznesi fakirleşir, kelime haznesi fakirleşen toplumun düşünce dünyası da daralır.
Bir de meseleyi sadece okulla sınırlandırmamak gerekir. Çocuklar günün büyük bölümünü okulda değil, ailede ve sosyal çevrede geçiriyor. Peki bu noktada ailenin ve çevrenin hiç mi sorumluluğu yok?
Evde kaçımız düzenli kitap okuyoruz?
Kaçımız çocuklarımızla oturup bilim, tarih ya da gündem üzerine sohbet ediyoruz?
Çoc...
Mizahın da ideolojisi var artık. Charlie Hebdo'nun İslam'a ve peygamberine saldıran karikatürlerine gülenler, sanat diyenler bugünlerde de Allah ile dalga geçen soytarılıklara mizah demeye çalışıyorlar. Allah ıslah etsin ne diyelim.
Çevre bilincini işleyen manidar bir şiirdi.
Tebrik ederim.
Selamlarımla.
Vallaha Ahmet abi lafı eğip bükmeye çokta gerek yok. Bu eğitim sistemini bu nedenli rezil eden ve çorba eden maalesef ki iktidar. Az da olsa çalışan bir eğitim sistemini getirebilecekleri en berbat noktaya getirdiler ve bunu düzeltmesi gerekende yine iktidardır. Her ne kadar sol görüşlü ve sosyalist bir adam olsa da söylemeden edemeyeceğim, muhalefet denen yapı benim için yok hükmündedir. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partinin şuan ki durumunu görüyoruz. Çokta söylenecek bir şey yok.
tebriklerimle
hayırlı çalışmalar
dilerim
Allah'ın biz kullara emaneti çevre korursak da kendimizi korumuş olacağız neticede ... Kutlarım içtenlikle...
Eğer o gençler 11000 kelime biliyorlarsa yine iyi.
Bence bildikleri kelime birkaç binden öteye geçmez.
Hakikaten çoç çok hem de çok vahim bir durum.
Bir de o güzelim kelimelerimiz, kavramlarımız son zamanlar da tamamen terkediliyor yerini ingilizce kelimeler alıyor.
Memleketin ekonomik durumunu düzeltmeden daha elzem bir durum.
Dil gidiyor, Türkçe gidiyor.
Ey hükümet, ey milli eğitim ve kültür bakanlıkları tedbir almak için daha neyi bekliyorsunuz?
Çok önemli bir konuyu dile getirmişsiniz üstadım.
Ömrüm bu konuyu anlatmakla geçti.
Ama maalesef sesimizi kimselere duyuramadık.
Selamlarımla.
Eski nesillerde bir erkek eşinden memnun değilse, memnun olmayan huylarına sabreder, "Rabbım beni bununla imtihan ediyor. Bu imtihanı kazanmalıyım." der Eşinin kötü huyuna sabreden nice güzel güzel insanları kendisine örnek alırdı.
Kötü huylu eşine sabreden hanımlar da Fravun'un eşi Asiye Hatun'u örnek alarak onlar da sabrederlerdi.
Allah Resulü'nün şu tavsiyelerini hiç unutlazlardı:
Allah'ın en sevmediği helal iş boşanmaktır.
Onun ağırlığından arşı ala titrer.
Evet boşanmayı, yuvayı yıkmayı, çocukları ana babasız birakmayı düşünmezler veya en son, son, son çare olarak görürlerdi.
Onun için yuvalar sağlamdı.
Şimdi ise yuvayı yıkmak en baştaki çare olarak görülüyor.
Ne erkek kadınının ne de kadın erkeğinin en küçük bir aksi davranışına sabrediyor.
Onun için yuvalar köksüz oluyor.Hemencecik yıkılıyor.
Analar babalar kızlarını gelin ederlerken "Kızım yeni bir eve gidiyorsun. Huylarını huslarını bilmediğin insanların yanına. Aman edepli ol, saygılın ol. Dikbaşlılık yapma ki yeni yuvanda mu...
O yolculuğa her canlı çıkacaktır.
Kimisi genç yaşta, Kimisi orta yaşta, Kimisi de piri fani olarak.
Rabbım o yaşa kadar kulundan istediği gibi yaşamayı ve iman ile son yolcuğa çıkmayı cümlemize nasip eylesin.
Selamlarımla.
TÜRK ÖĞÜN GÜVEN ÇALIŞ...ATATÜRK' ten sonra ilk defa sen böyle bir talepte bulundun bu milletten kardeşim gerçekten kutluyorum canı gönülden selamlarımla...
İnsan akla sahip olsa da dünyanın en zalim ve en vahşi yaratığı yine de. Hayvanlar ölmemek yaşamak için öldürür, açtır çünkü, insan ise öldürmek için yaşayan bir varlık, konu ne kaynakların paylaşımı. Bilmiyor mu öleceğini bir gün, biliyor da bilmezlikten geliyor. Bir Kızılderili atasözü der ki ''Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.'' Şu saçma sapan uzay çalışmaları dünyayı mamur hale getirmek için harcanmış olsa fakir ve evsiz barksız insan kalmazdı belki de... Kutlarım
İçimde sana yazılmayı bekleyen uzun sessizlikler var.
bir mektup gibi bırakmak kapına.
günün nasıl geçtiğini, ne yediğini, canının neye sıkıldığını, en çok neye güldüğünü.
birinin dünya aleminde hiç tanımadan bu kadar bilir gibi hissetmek de neyin nesi?
birinin sesine bile bu kadar yabancı olup, hangi kelimenin arkasından yutkunduğunu hissetmek.
ellerini hiç görmemişken, bazı anlarda nasıl da sıcacık olduklarını.
insan ne tuhaf
birine mektuplar yazmak tanışmak istiyorsun
ama en derininden neyden sızladığını biliyorsun yaralarının
insanın yarasını içinden bildiği ama parmak uçlarına hiç tanıdık olmadığı kaç hikaye vardır.
ama bazı günler vardı.içimden bilmenin yetmediği; sesini duyuyor olmaya, gözlerine bakıyor olmaya, göğsüne çarpmak istediğim kırgınlıklarım vardı. göğsünü bilir gibi çarpmaların yetmediği, onunla yattığı onunla kalktığı ama uyurken hissedemediği anlarım vardı.
senin sigarayı bıraktığın zamanlar mı başladım ben sigaraya? ben gittikten sonra, sen gittikten sonra ne oldu...
Onaltı yıl önce korkan bir kız tanıyorum.
sarı hayalleri bile titrek bir kelebek etkisiyle yaşayan
güldüğümde başıma hangi felaketin geleceğini
daha gülmeden önce düşünmem gereken bir anneyi yaşıyordum
kendi dünyasından beni aforoz eden bir babayı
öyle ucunda tutuyordun ki;
benim vakur duruşumdan sen
içimde gün gün korkuyordum
bir ağaç bile dikmeme izin vermeyecek sandım;
toprağından çıkan kurşunların.
sahi en çok kimi vurdu onlar.
onaltı yıl önce bir kız hatırlıyorum
toprağında yağmur olmaya gönüllü
göğünde bir mevsim kalmaya niyetli
her sabah sanki seninle buluşmaya çıkar gibi
bakıyordum hangi kelimeleri düşürdün diye kapıma
görücüye çıkan kızın etekleri gibi değil de
her sabah bir çiçeğin açışına şahit olur gibi
bir gün öyle beklerken seni
gelir de sararsın diye kurutmuşum çiçeğimi
hangi kitabın arasında sakladın beni
ne yazıyordu tam orasında şiirin
neyi unutmamaya yemin eder gibi saklandım orda yıllardır
ve ne zaman açtın sende söylesene o kitabı
yoksa sadece ben mi aralar gib...
İnsan, yeryüzüne hükmetmek için değil; onu imar etmek, güzelleştirmek ve kendisinden sonra gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için gönderilmiştir. ama maalesef ne için gönderildiğini unutmuştur. İşte o sebepledir ki dünyayı yaşanacak bir yer olmaktan çıkartan da insandır.
Selam ve saygılar.
Böyle bir replik de Şener Şen'in bir filminde vardı: ''Aman aman bir tatsızlık çıkmasın da.'' Filmin adını ''Sultan '' diye hatırlıyorum ama tam emin değilim.
Bazı filmlerde ya da dizilerdeki bir replik zamanla dillerde pelesenk olur. Mesela hatırlarsınız Şogın diye bir dizi vardı ve o yıllarda '' Efendi Toranaga Der ki'' cümlesi hepimizin dilindeydi.
Güzel bir nostalji olmuş. Tebrikler.
Selam ve sevgiler.
İnsan başkalarında kusur arayarak kendi kusurlarını, günahlarını örtbas edeceğini sanır ama çok yanılır.
Selam ve saygılar.
Ağzımızın tadı kaçmasın diye diye içine attı adamcağız , herkes rahat etti o stres sahibi oldu :)
bazen de kimin tadı bozulacaksa bozulsun deyip alttan almamalı belki de :)
tebrikler Şükrü hocam
Selam ve saygılar.
Aynen şiirin sonunda dediğiniz gibi üstad.
Allah her dileyene nasip eylesin.
Selam ve saygılar.
Zeyneb ile As
Sabrın, sadakatin, aşkın, sevdanın en güzel örneği.
Evet. Sevginin hamurunda saygı ve edeb de olsa gerek.---------Tebrik ediyorum.Gençlerimize en güzel örnek