Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Günün şiirini ve şairin gönülden kutluyorum selamlar sevgiler
Hasretin bağrımı yakar ha yakar Gözyaşlarım çağlar, akar ha akar Hangi yöne dönsem hep sana çıkar Yoktur senden başka yol kara gözlüm. Dedim ben de bu güzel şiire.. Candan tebrikler. Selam ve sevgiler.
Aslında böyle çok uzun dizeleri olan şiirleri pek sevmem, okumak da istemem ama içimden bir ses '' Elif Erdem yazmışsa okunur.'' Dedi. Okudum, şimdi diyorum ki '' İyi ki okumuşum. '' Hem beni yanıltmadığın için hem de derin derin şiir soluttuğun için Can-ı gönülden hem tebrik hem teşekkür ediyorum. Selam ve saygılar.
Senelerce İstanbul'da yaşadım ama nasip olmadı Yahya Efendi Mezarlığını ziyaret etmek. Ama Eyüpsultan Mezarlığı delikanlılık yıllarımın en değişmez mekanıydı. Dede Efendi'den Mareşal Fevzi Çakmak'a kadar kimler yoktu ki o mezarlıkta. O mezarlığın da bugün halen en sadık sakinleri kedilerdir. Onlardan sonra yaz mevsimleri için leylekler. Eskiden geceleri şarapçılar da Eyüpsultan mezarlığını mesken tutar, orada kafa çekerlerdi. Şimdi bildiğim kadarıyla temizlenmiş oralar şarapçılardan. Ancak yazınızla bir şeyin daha farkına vardım: Mezarlıklardan feyz almak için oralara sabah ezanından önce varıp ezanın okunuşunu o mekandan dinlemek gerekiyormuş. Ne diyeyim bilemiyorumO kadar güzel yazıyorsunuz ki, bunları okuyup da kendinden bir şeyle bulamayacak herhangi bir insan tasavvur edemiyorum. Can-ı gönülden tebrikler. Selam ve saygılar.
Günün şiirini ve şairini kutluyorum. Selamlarımla.
Ne güzel bir esinti İçtenlikle tebrik ediyorum Sevgilerimle dost yüreğinize
Ne güzel bir yazı ki hemen aklıma Hazreti Ali r.a Efendimizin o veciz cümlesi geldi ''Allah rızka kefildir ama imana değil o yüzden rızkınızı değil de imanınız dert edinin.'' Bütün canlıların rızkı Rabbimin elinde o istediğine daraltır istediğine de artırır bize de buna iman etmek düşer. Zekat Müessesi diye bir olgu var Müslümanların hayatında... Vesveseler durmaz ama Rahmana teslim olanlarda bu vesveselerden kolay kolay etkilenmemeli diye düşünüyorum...
Hani içini dökse insan bu kadar olurdu dersiniz. Şiirin satır aralarına sızmış canıyanmışlık baştan sona kadar götürüyor soluksuz Kutlarım Sevgili Elif
Neydi seni onca zaman sonra cesaretlendiren? Bir zamanlar kalbinde tüterken ocağım, Şimdi gurbet kokan türkülerde Beni arama isteğin neydi? Onca yıl tek kelime düşmemişken kalemime, Saçlarımı okşayan bir yel misali Gelip dolandı yüreğin. Dünyamın ekseni kaydı şimdi… Bu yağmurların susmamasına Artık şaşırmaman lazım. Bahçelerinde bahar eksik kaldı, Yaz mevsimini unuttu iklimler. İçimde kaldı gururum, Yıllar önce tüküremedim içimdeki acıya. Oysa avlumda, Senin yağmur damlalarında karılacaktı toprağım. Sonra gözlerinle ısınacaktı Üşüyen bütün mevsimlerim. Şimdi bozkır kadar kurağım; Yanı başımda bir akarsu çağladığı halde... Bazen insanı, atamadığı adımlar eksiltir; bazen de attığı adımlar felakete sürükler. Bu yüzden yaşanmamış hiçbir acı ya da tecrübe hakkında kesin konuşmamalı insan. İçinde hâlâ yazdıran bir şeyler varsa, o ışığa tutunmalı. Çünkü insanın içindeki ışık söndüğünde, hiç ummadığı insanlar karanlıkta kalabilir..
Kutluyorum günün bu güzel şiirini akıp gitmiş mısralar...
Gerçekten müstesna bir şiir Özü anlatan
Güne gelen şiiri ve şairini kutlarım saygılar selamlar
Kapital sistem nasıl cebimizdeki son kuruşa kadar göz dikiyorsa, dilenciler de aynını yapıyor. Biri ürün , hizmet vs ,v.d'le kapital sistemin satışı. Güncellenmiş dua, beddua dilencininin satışı. Görücüye çıkan ne ve tabi ki para.
Bir Karsi klasiği siz hep aşka yazın çok yakışıyor.. Tebriklerimle.. Selam ve saygılarımla
Hay yaşayın siz. Komşum bana anahtar çoğaltacak altınlarını teslim edip gidecek kadar güvendi fakat arkamdan konuşup kuyumu kazarken kendisi düşenlerin haddi hesabı olmadı hayatım boyunca! Ben güvenilmez kötü biriysem komşum nasıl bana bu kadar güvendi ki on yıldır en yakınımda yaşıyor peki öyleyse sorun neydi konuşanların? Sadece hasetlik başka hiçbir açıklaması yok! Herkesi kalbinin yemine hapsedip devam etmek en güzeli.. Yüreğinize sağlık gümbür gümbür bir şiirdi vesselam.. Selam ve sevgilerimle 🌹
Hayatımızda sayılar hep oldu. Hem de en ön sıralarda, Toplum olarak kemniyete önem verdik, keyfiyet hep 2. Planda kaldı. Sayılar ne kadar çok sa o kadar önemli hissettik ve onaylandik zannettik. Anlatmak istediğim sey buydu.
Biliyorum sanıp bilmediğini bilmeyenler bence en kötüsü Çok güzel konulara değinmişsin meslektaşım. Yazdığımız şiirlerin sayısı değil önemli olan kaliteli şiirlerin sayısıdır. Zaman aşacak şiirler yazabiliyorsak ne mutlu. Belki şiir yazan son nesiliz. Şairliğin yerini de yapay zeka alacak yakında. Sağlıcakla kal
Ben çocukken dağlarda derelerde gezerdik. Kreş gibi bir ortamda büyüdüm yedi kuzenim dört kardeşimle beraber:)) ısırgan otu hangimizi yaksa " ısırgan iğneni al da kaç baldıran geliyor" derdik yanan yere baldıran otu ile vurarak.. Sanki baldıran otu şifa olurdu , çocuk aklı işte :)) büyükler hangi birimizin derdini dinlesin biz birbirimizden sorulurduk. Ne güzeldi şimdi ne kadar yalnız insanlar çocuklar ve biz.. Şiiriniz beni o günlere götürdü Adem hocam duygulandım.. Sizi kimseye vermeyecek yüreği bulursanız kör topal olsa da bırakmayın zira en zor bulunanıdır devrin! Şiirinizi ifade etmeye lüzum yok zira ihtiyacı yok. Yüreğinize sağlık.. Selam ve saygılarımla
Şiiri okumadan önce Mehmet Rauf’un Eylül romanı gizlenmiş resme. Romanın o ağır, içten içe büyüyen melankoli hissi de sinmiş dizelerinize. Şiirinizde de aşk; yüksek sesli bir tutku olarak değil, insanın ruhunu içeriden kemiren, yavaş yavaş dağıtan bir hâl olarak verilmiş. “Eylül gibi sev beni diyordun” dizeniz şiirin merkezine oturmuş. Tıpkı romandaki gibi burada da aşk; huzurdan çok sancıya, yakınlıktan çok iç çöküşe dönüşüyor. “Doğum sancısı” metaforu da çok yerinde kullanılmış kanımca. “Şiirlerim sana gebeydi” ve “kanamalı cümlelerin sancısı” dizeleri gerçekten dikkat çekiciydi. Aşkın bedensel değil, zihinsel ve ruhsal bir yarılma hâline dönüşmesini çok iyi taşıyorlar. Bu yönüyle şiiriniz, tıpkı romandaki gibi psikolojik bir yoğunluk kuruyor. Son bölümdeki “Aşk ölüm gibidir / Ne yaşı olur ne de kaçışı” söyleyişi ise tam bir Eylül ruhu taşıyor. Sessiz, derin, kaçınılmaz ve insanı içinden eksilten bir sevda… Kaleminize sağlık. Mehmet Rauf’un melankolik aşk damarını modern ve yaralı ...