Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Bu İki canavar karşılaşmışlar; Enflasyon Canavarı der ki: - Ben insanların cebini yakarım, maaşı eritirim. Sen ne yaparsın ki? Trafik Canavarı cevap verir: -Ben de insanların zamanını yerim, sinirini tüketirim. Sen parayı götürürsün, ben sabrı. Enflasyon Canavarı gülerek: -Demek birlikte çalışsak kimseye huzur bırakmayız ha? Emeğinize sağlık Saygılar,selamlar
Çok da zor değil aslında böyle çocuklar yetiştirebilmek ve tabi büyünce de onlarla gurur duyabilmek sefasını sürebilmek... İş anne ve babalarda bitiyor, biraz ilgi, biraz sevgi, biraz gözlerinin içine içine bakmak biraz tensel iletişim, biraz yüreklerine dokunabilmek... Saldım çayıra Mevla'm kayıra düşüncesini bir kenara bırakmak... Kutlarım...
Beklemek hele de yürekten sevdiğini beklemek sıkıntılıdır zaman zaman... Sevmek güzel de illaki de vuslat olacak... Kutlarım Dilara Hanım...
Kalemine yüreğine sağlık toprağım tebrik ederim güzel şiir her zaman ki gibi yüreğin varolsun saygılarımla
Akran Zorbalığı: Sorun Nerede Başlıyor? Bu bir siyasi ya da terör meselesi değil. Bu, uzun zamandır gözümüzün önünde büyüyen bir toplumsal yaradır: akran zorbalığı. Sorunu yalnızca okulda aramak, gerçeğin yarısını görmek demektir. Çünkü mesele sınıfta başlamıyor; evde filizleniyor. Bu yüzden çözüm de okul kapısından önce, aile eşiğinde başlamalıdır. Okul öncesi dönemde ailelerin eğitilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bugün öğretmene, müdüre el kaldıran bir çocuk varsa, bu sadece bireysel bir taşkınlık değildir. Bu, denetimsiz büyüyen bir anlayışın sonucudur. Böyle durumlarda yalnızca çocuk değil, aile de sürecin parçası olmalı; gerekirse birlikte psikolojik değerlendirmeden geçirilmelidir. Çünkü çocuk, çoğu zaman evin aynasıdır. Özgürlük kavramı da yeniden düşünülmelidir. Özgürlük; başkasının sınırını ihlal etme hakkı değildir. Terbiyesizlik, saygısızlık ve sorumsuzluk özgürlük değildir. Aksine, özgürlüğün yozlaşmış hâlidir. Bugün artık “cahillik” meseles...
Gözler çağlasa da ağlasa da bir şeye yaramıyor ama çoğu kez ağlamamak elde olmuyor. Bu insani bir duygu. Mesela 14 Yaşında bir çocuk kendi yaşlarında dokuz çocuğu daha katlediyor. Haydi gel de ağlama ağlamak bir işe yaramaza da.. Selam ve sevgiler.
Güncel olayları değerlendiren , çok faydalı bir yazı olmuş Üstadım Umarım bu yazıdan ders çıkarılır. Kaleminize sağlık . Hürmetlerimle
Harika bir şiir hocam, kut luyorum. Gönül heybemden dökülen üç beş kelam, Dosttan dosta gönderilen sessiz bir selam... Ne yaş var kirpiğimde ne bir sitem özüme, Sadece usta, Hüzünlü bir şiir kaçtı gözüme... Selamlar saygılar sunarım 🙏☕
Gerçekten de ilginç bir durum. Yazmak kadar okumak da bir yazarın kendini geliştirmesi için önemli bir adım. Başkalarının düşüncelerine kulak vermek, farklı bakış açıları kazanmak ve yazınsal dünyayı daha iyi anlamak için harika bir fırsat. Ancak, bazı insanlar sadece kendi düşüncelerini paylaşmayı tercih edebilir, bu da bir seçim meselesi. Yine de, yazılarımıza gelen yorumlar kadar bizim de başkalarının yazılarına katkıda bulunmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu, hem yazarlık topluluğunu güçlendirir hem de daha samimi bir etkileşim ortamı yaratır. Güzel bir konuya parmak basmışsınız. Tebrikler.
Vuslat da ayrılık da Rahmanın yazdığı yazıyla amenna...kutlarım içtenlikle
Ne hoş dizeler. Buram buram his dumanıyla sözler yakıp ağlatmış gözleri. Şiir ki ya ağlatmalı, ya da anlatmalı Hiçbir anlam ifade etmeyen sözler şiir olur mu hiç? Yüreğinize sağlık Melahat Hanım can-ı gönülden kutlarım Muhabbetle💐
12 şubat ruhu... Maraş'ın kendi kendini kurtardığı, destanlaştığı ve adını kahramanlaştırdığı tarih. 78 ve onun gibi nice tarihler... Gözyaşının kurumadığı zamanlar Biliriz ki tarih tekerrürden ibarettir. Zira insan nisyanla malüldür. Hal böyle olunca da tekrar etmesi kaçınılmaz. Lakin biz toprağa gömülse de her seferinde o toprağı yarıp çıkan ve defalarca filiz veren kutlu bir çınarın tohumlarıyız. Bir ve beraber oldukça, altından kalkamayacağımız bir şey yok Allah'ın izniyle. Ki, neler neler atlattık. Bu kaostanda kurtulmak için sadece özümüzü hatırlamak ve bilinçlenmek yeterli ilk etapta. Fitillenen her ateşin hangi karanlık ellerden çıktığını görmeli, o elleri kırmak için birbirimizin elini sımsıkı tutmalıyız artık. Çünkü başka Türkiye yok. Güne gelen yazınızı kutlarım. Güzel bir konuydu Lütfiye Hocam Muhabbetle💐
Bu olay daha çok araştırılacaktır ama ben bu işlerin kesinlikle planlandığını düşünüyorum yoksa bir çocuk,savaşa gider gibi okula gidip katliam yapar mı? Üstelik bazı illerimizde de buna benzer haberleri duyuyoruz. Sağduyulu olmak lazım,yangına körükle gitmemek lazım, bence bu olayların tek amacı,iç karışıklık çıkartmak ve öğrencileri okuldan korkutup soğutmak. Geçmiş olsun hocam,sabırlar diliyorum.
Günün seçkisini ve usta yazarını kutluyorum. Selamlar saygılar sunuyorum 🙏☕
Zeynep kardeşim Şiir, yalnızlık ve iç sıkıntısı içinde kalan bir insanın duygularını anlatıyor. Kişi her şeyden kaçmak istese de yine aynı acı ve düşüncelere geri dönüyor.Çok güzeldi selamlar hayırlı geceler..
Şiiriniz derin bir hüzün ve içsel yolculuğun izlerini taşıyor. Her bölümde farklı bir duygu — yalnızlık, umutsuzluk, hayal kırıklığı, yorgunluk, sahte düşler ve kabuslar — öznenin karşısına çıkıyor ve ona “hep seni seçiyorum” diyerek kader gibi yapışıyor. Bu tekrar, şiire güçlü bir ritim ve içsel yankı kazandırıyor. Tebrikler.
Sevgili Lütfiye öyle hiiiç işin hamasetine kaçmadan, boyumdan büyük laflar etmeden, bizim Kars tabiriyle '' Cıbılın Kabadayısı '' olmadan, eğmeden, bükmeden yazıyorum. Allah'ıma binlerce şükür ki bundan 20 sene önce yaklaşan büyük, çok büyük, çok çok çok büyük felaketi görerek emekli olmuşum. Oysa 13 sene kadar çalışabilirdim ama çalışmadım. Eğer çalışsaydım şu anda benden ya '' Şehit öğretmen'' diye bahsedilecekti ya da '' Öğrenci katili Şerefsiz '' diye Düşün ki 20 sene önce böyleydi. O 20 senede kar topu çığ oldu ve o çığın altında kimlerin kaldığını hep birlikte gördük. Ben olsaydım atacağım en somut adım ne olurdu onu da yazayım. Ki onu yapmaya çalışıyorum canla başla: Hani Milli Eğitim Bakanının biri '' Velimi üzen öğretmeni , idareciyi üzerim'' demişti ya. Ben de bu Milli Eğitim Bakanına '' Öğretmenimi üzen öğrenciyi de o öğr...
Saygıdeğer hocam, çok derin, düşündüren ve yürek sızlatan bir yazı olmuş… Geçmişle bugün arasında kurduğunuz bağ insanı gerçekten sarsıyor. Korkuyu inkâr etmeden ama umudu da elden bırakmadan yazmanız çok kıymetli. Eğitim kurumlarının güven ve merhametin adresi olması gerekirken böyle anmalarla yüzleşmek hepimizi yaralıyor. Sorduğunuz soru ise çok önemli; belki de en somut ilk adım, sınıfta ayrıştırmadan dinleyen, anlayan ve güven duygusunu yeniden inşa eden bir iklim kurmakla başlar. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Bu yüzleşmeye gerçekten ihtiyacımız var. SELÃM DUÂ VE MUHABBETLE..!🖊🤲😔
Değerli Hocam Oldukça hoş bir şiir. Okurken yüzyümde tebessümler oluşturdu. Çok hoşuma gitti Ama? Ama ilk dörtlükteki ''da '' lar ayrı olacak. Açtında değil Açtın da Saçtında değil Saçtın da Çerçeve içini maalesef değiştiremiyorum. Oysa bu şekilde paylaşmasan editör olarak düzeltirdim. Selam ve sevgiler.
Nuri, Nuri'ce eşlik etmiş bu güzel şiire; ben de Sami'ce eşlik edeyim. Olura olmaza hep bulaşırken Yetmiş yaşa da ulaşırken Yaşıtlarım çoktan kel dolaşırken Başımdaki saçlar, kıllar utansın Selam ve sevgiler