Bilinmedik bir makamda
eşlik eden şarkının rehaveti eşlik ederken bir bardak çayın eşliğinde uzaklara
yol almak. Yakın bilirdim oysa. Hicaz makamında mıydı aslında. Aslında olsa
olsa hüzün makamıdır nakaratı dilime dolanan.
Eğreti nice mefhum
TDK’da iştigal etmiş anlamlarıyla. Seviyorum kelimeleri en az sevmeye olan
düşkünlüğüm kadar.’’ Ha gayret, aç gözlerini ve insanların gerçek manalarını
çöz diyorum’’ biteviye. İstemiyorum ki çözmek. Yeni hayal kırıklıklarını
kaldıramam artık. Fazla söze de hacet yok zaten. Kimlikleri çoktan ele verdi
gerçek eşkâllerini. Kartvizitinde yazan ne varsa. Bilindik unvanlar ve iştigal
ettikleri her ne ise. Önemli mi peki? Biçilen ne ise o önemli. Ya da biçtikleri
değer. Biçildikleri değer gün gibi aşikâr ama ya biçtikleri. Hak ettikleri ayan
beyan ortada. Ya hak gördükleri.
Merak etme gibi bir
lüksüm yok her nasılsa inanılmaz merak konusu olsam da. Fazlasıyla müphem ve
bir o kadar gizem dolu. Tarafsız olması gereken kim varsa tuttukları takım.
Gerçek anlamda fanatik zihniyetleri ile seçmişler piyonlarını ve oturtmuşlar
bir sandalyeye. Takım tutarcasına eşlik eden sanrılarla kapılıp gitmişler
hayatın rehavetine.
Nice meslek erbabı.
Nice insan. Nice sıfat. Ve gizli özneler gözden ırak.
Kanaatkâr olmaktan
çoktan vazgeçmişiz de yokmuş haberim. Limitini aşmış kartlar, yüklü kredi
borçları ya ruhlarınız… Satılığa çıkmış ruhlar.’’ Yok mu arttıran? Evet, siz
bayım ya siz hanımefendi. Evet, evet siz ön sırada oturan siyah şapkalı bayan…
Satıyorum, satıyorum ve sattım.’’
Merak etmeyin bitmedi
henüz müzayede. Sırada bekleyen milyarlarca insan var yer kapma telaşında.
Satın satabildiğiniz
kadar. Ya daha sonra ne satacaksınız, sorarım size.
Emsalsiz, eşkâlsiz ve
bitimsiz gölgeler varlıkları kayıplarda.
Sunuma hazır sayısız
söylem hicap dolu.
Görmekten aciz olmayı
dilerdim. Dilerdim bir o kadar nöbetimi devretmeyi. Bir tek ben miyim bu yolun
yolcusu. Zararsız ve yetilerini sürekli bileyip kendine batıran.
Kılı kırk yaran bir
zihniyet. Betimlemeler o kadar yersiz ki artık. Yeter ki herkes bir yerlere
çekiştirsin ve istediği gibi görüp algılasın. Acıyan mı acıtan mı? Susan mı
yoksa iç sesinin yankısında kulakları sağır olan mı?
Can mı canan mı?
Bakanlar mı görenler
mi?
Duyanlar mı duymak
isteyenler mi?
Görmek ve duymak
istemediğim ne varsa. Tasavvur etmek bile ihtimal dışı. Seçenekler azalmakta.
Aslında cevapsız bir soru yanıtı O’nda gizli. Ve er geç herkes tanık olacak
gerçek boyutuna bilinmedik soruların.
Yoktan var eden
Yaratan’a şirk koşarcasına yoktan var edilen onca yalan. Bırakınız sahiplenmeyi
sürekli savunma mekanizmaları bitimsiz bir tempoda çalışmakta.
Ortada suç yokken suçlu
addedilen günah keçileri. İlahi Adalet’in tecelli edeceği güne kadar ekleyin
halkaları ardı ardına.
Binlerce düşünce raks
ediyor binlerce kelimenin eşliğinde. Bunun bir suç teşkil ettiği gibi bir
zihniyetle karşılaşmak ayrıca inanılmaz. Kırık bir kalemin eşlik etmesi
bekleniyor onca kırık ve yarım ne varsa süpürdüğüm.
Yadsınamaz onca seyirci
merak içinde.
Arkası yarın, efendim.