Fıtratı aşkın belki de
hissedilen en durağan şarkı:
Asla ki yerden göğe uzanan tüm kainat mademki
aşktan ibaret hangi bakir tümcede asılı kalır gözyaşı.
Sondan bir önce,
Rakımın incesi o rütbe
Ve adı konmamış bir şarkı...
Ökçesi ağırdan, rahvan
bir yetmezlik:
Hangi menkıbe ise
durağan süreci
Irgat bir tesellide
saklı.
Heybesinde ahkâm kesen
berduş bir serzeniş:
Muhatabı pervasız gök
kubbe.
Sirayet edenden öte
kıblesinde;
Gönül gözüne rağbet
eden o öfke haricinde
En derin teselli soyut
bir mertebenin tecellisi.
Ey sakil, ey nahoş ve
beyhude gönül:
Mantığın kulaç attığı
revnak günce:
Sanır mısın ki;
Tümden gelen sitemin
hangi katresi ise
Soluk bir tebessümde
gizli?
Sürgün, yorgun
alabildiğine:
Yavuklusu yüreğin
mademki hüzün,
Sarnıcına koy beni
Hem de biteviye
sızarken gün ışığı.
Sözden öteyim sevgili;
Saklıyım gizil bir
tefrikada,
Hem belli mi olur;
Sızan o gölgede kesişir
yolumuz:
Hutbesinde mademki aşk
saklı,
Birincil kaideyi asla
unutma:
Ne urgan ne kısık bir
seyrinde gözün,
Vardan evvel
sonlanmaksa indirdiğim hatim:
Bırak ve sal yaşlarını.
Ne kadar kırılgan olsa
da muallimi yüreğin,
Sus sen ve asla ses
etme:
Zincirin bağlı kırdığı
o sessiz hüküm:
Muhatabım kuru bir
yaprakta saklı;
Kovuşturduğum onca
sancı,
Yetmese de mecalim,
Hoyrat bir tümceden
ibaretim.