Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Tok Sesi Yalnızlığın...

 

Kibirli sancıları evrenin yine yadsıyamayacağız o göreceli kehanet.

 

Fırtınalardan muzdarip yürek yangının depreştiği en hazin makam olsa da nazarında çoğul bir tefekkürü de yadsıyamayacağımız ve günbegün seyrelen umutlarda saklı tutulası en hazin lehçe mi yoksa yalnızlık?

 

Bir gönülde açan en nazenin çiçek ve bir beyitte son sürat çoğalan aşkın nidalarında suskun kalan da bir evren oysaki severek çoğaldığımız, sevdikçe ereceğimiz hidayet ve yine bin bir badire iken maruz kalınası lakin lafını dahi etmediğimiz…

 

Tutuşan bir çığlık mı yoksunluğun konuşlu olduğu o boyutsuzluğu öldürüyoruz yalanla riyayla ya da kan kırmızı bir güruhta bir de feryatların nedametine sığdırmak gayreti ile boykot ediyoruz gökkuşağını oysaki en asil renk bilirdik siyahı belki de kusurlarımızı kapatan en derin ahkâm yine ama beyazın çığlığını bastıran bir feverandan da arda kalan o huzme yine renklerin dansı.

 

Bilumum tehdit, bilumum reçete ve sonsuzluğun ışıdığı yine hayal katsayımız ki kurduğumuz denklemlerde kaybolduğumuz, kaybolduğumuz şarkılarda coştuğumuz ve yine yüreğin ikramını geri çeviren bir küstahlık, biz sevdikçe seyrelen benlik iken asla da miadı dolmayacak.

 

Tüm hezeyanlar da kayıp insanlık gibi ve sevgi de bir eylem tadında kimine göre oysaki en uysal ve en sessiz edim bilirdik biz sevgiyi. Körelen ihanetin kanıksadığı bir iklim mi yoksa ikilem yüklü şiirlerden çıkıp da yola varamadığımız şehirlerin ışığına müptela adam boyu yalnızlığımız?

 

Kutsal tüm kehanet erbabı falcı kadın hatta hoyrat bir frekans yine Yaradan’ın bile esefle kınadığı şeytani bir zekâ yine pabucun ters giydirildiği ama alıkoyamazken kendimizi ve israf ettikçe güzeli, inkâr ettikçe sevgiyi bir de boykot ettiğimiz gökyüzünde sermişken yüreğin kinini hele ki yüreğin çeperinde en asil rota iken sevginin tezahürü ve en büyük girdap iyine sancılı benliğin deviniminde had safhada bir saygısızlık iken buyur edilen üstelik altın tepsideki sunumu ile kandırıldığımız, boyutsuzluğu ile susturulduğumuz ve nidaları ile sonlandırıldığımız.

 

Dökümlü kayıtlarında muteber gölgelerin bir de sindirilmeye çalışılan bir tabur dokunuş az sonra mevta olmaya aday lakin patavatsız bir söylemle de geldiğimiz o dolduruşa geçen kılıflarla anbean ihlal edilen, günbegün yalıtılma amacı güdülen biraz da seyrine vakıf olma ihtimalinin teğet geçtiği göreceli o sefillik.

 

Kim kimin nazarında ne bonkör insan hani sevgiyi çarçur eden bir kıblede mi kaybolmuşluğu mimliyoruz hani son sürat yaşamı mı kundaklıyoruz da buyur ediyoruz önce kırgın bir yürek akabinde kızgın bir ferman ve nihayetinde bir reveransa tabi olup da kutsanıyoruz nefret denen illet değiş-tokuşun İlahi sancısını yok sayıp da sevgi denen güzergâhın bir gıdım anlamına vakıf değilken.

 

Bir lehçede sivrilen.

 

Bir surede huşu ile çalkalanan.

 

Bir yalanda sindirilen bir doğru kadar da patavatsız mıyız yoksa ve makber bellediğimiz yalanları deşifre eden kinayeleri de yutuyoruz aç karnına.

 

Tok sesi midir yalnızlığın rükû eden?

 

Son sürat ölümü müdür cefa yüklenip sefa sürenlere nazire?

 

Yoksa işkillenen yüreğin girdabı mıdır hani yoksunluğun hani kırgınlığın hani sıra dışılığın ve nihayetinde boynumuzun borcu mudur yalnızlığın kutsandığı ama nankör lisanların da boykotu mumudur da bizler tüm saflığımızı öbür dünya için kayıt altında tutuyoruz?

 

Göreceli iklimlerde çatık kaşlı yağmurlar oysaki rahmet bildiğimiz ve en sulu reçete iken yüreğin doyup doyup hıçkırdığı ki bir safsata kimine göre belki de bir mertebe boyutsuzluğun hezimete uğratıldığı.

 

Sevmelerden geçti madem evren çocukların suçu ne?

 

Doğurduğumuz yalanlarla örttüğümüz masumiyetin bir çırpıda yerin dibine batırıldığı ve hayallerin sınandığı sırların da ihlal edildiği…

 

En son ne zaman sevdiniz?

 

Tek farkla ama: Kendinizden önce hatta aşkın rahmeti ile cinsiyet ayırımı yapmadan ve en son ne zaman güvendiniz ve söyleyin lütfen: O büyüyen kartopu ne zaman siyaha boyandı ve ne zaman çaldırdınız masumiyetinizi üstelik alayların ve ahkâmların eşliğinde?

 

Sevmekten vazgeçmeyen herkese gelsin o zaman sevdanın türküsü hele ki konuşlu olduğunuz evrende tek bir zerreye tekabül eden varlığınızla aşka da rahmet okuyalım akabinde hem kim bilir acaba bilinmedik hangi zamanda çalacak masumiyetin şarkısı hele ki ölmeyen çocuk neşemizin de sunumu ile bakalım ne zaman zangoç gongu vuracak üstelik rahmetini asla esirgemeyen yüce Yaradan’ın izniyle küçük kıyametin kopmasına saniyeler kala…

 

 

 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Tok Sesi Yalnızlığın...

GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK... GÜLÜM-ŞİİRİN TEK H/ECESİ İKEN AŞK...