Düşlerim tekil ve teklifsiz yazdım
sevdim ben bu bitimsiz esareti…
Bir cesaret olarak addedilen belki de
ve yürek iklimimde saklıdır benim mağduriyetim.
Öfkeme yenik düştüğüm zamanlar da
oldu elbet yiten insanların ardından gözyaşı dökendim yiten aslında ben olsam
da ve itibar ettiğim kimse bilemedim de ihmal ettiğimi…
Gülümsememem aldanma sakın çünkü ben,
en çok gülerken ağlarım.
Yaşlarımın müridiyim yasım da
yasamdır benim bazen şerit değiştirdiğim bazense esen rüzgara yenik düştüğüm.
Kalpazanlar var bizim buralarda.
Merdiven altı sevgiler ve aşklar var
bizim buralarda bense buradan başka her yere aitim aslımda içimdeki sarkaçtır
gidip gelmelerin meali ve ben nefes almadan severim ve konuşurum bazense ipin
ucu öyle bir kaçar ki: ah, bir de dikemediğim söküklerim ve sözcüklerim.
Buhrana denk düşer iklim.
Göç ettiğim iklimlerden sekip de
ulaştığım işte bu seferi ruhun yürek iklimi.
Mağdurum.
Mazlumum.
Kendime göre de mutluyum en azından
vicdanımdır başımı yasladığım o rahat yastık en azından uyurken mutluyum ve
özgür gerçi…
Gerçi karabasanlar da gelir
ziyaretime ve uyandığımda gözlerim ıslak kalkarım başlarım güne.
Bazense geceyi şereflendirir hüzün ve
kulağımı kabartırım en ufak sese bazen aksıran sessizlik bazen annemin ayak
sesi bazense nemalandığım gölgeler…
Öyle ya: gecedir karanlığın bekçisi
ve gecedir kalemimi ve duygularımı tetikleyen bense elim tetikte basarım da
kalemin gazına ve püskürtürüm tüm ihtiyaçlarımı ve açlığımı yazarak bastırırım.
Aslında açlıktan öte susuzluğumu
gideririm ne de olsa sulanması gereken bir saksı çiçeği görevi üstlendim son
zamanlarda bazen karanlıkta açıkgözlerim bazen ışıkta sönerken yüreğimin feri
sanırım ben acıyla ve umutla beslenirim.
Hüznümün muadili iken umut ve işte
hayat boyu içimde saklı tuttuğum gizemin de efkârını katık yapıp mutlu olmaya
dair boş bir çabadır belki de benimki.
Sevginin bilançosu mu?
Hep bütçe açığından mustarip yaşadım
yaşamaktayım ben.
Doz aşımı sevgim zehirler bazen
insanları.
İçime sonra dışıma kapandığım
yılların da kepengi hep iniktir ve hala gidip de dönemediğim bir yolculuktur
ruhun yol bildiği ve ben baş koymuşken bir kere çıktığım yola artık nasıl
oluyorsa birileri de taş koyar yoluma.
Taçlandığımsa umuttur bazense taşa
tutulduğum ve uzattığım illa ki ekmek öpmeye ve başıma koymaya doyamadığım ve
kokusu ile açlığımı bastırdığım.
Bu tufandan arda kalanlarla idare
ediyorum işte siması tanıdıktır üstelik nerede ise her günün ve kardıkça yüreği
enkaz altında kalırım illa ki baskına uğradığım ve yüreğin zelzelesi iken bazen
kaygılandığım ve hayatı kendime zehir ettiğim bu yüzden sevgidir panzehri
hayatın bazen doku kaybına uğrayan hayat bazense dokunup da solan bir çiçek
gibi içimde saklı tuttuğum gizem…
Kaynakçam elbet öğretiler bir ömür
peşini kovaladığım ve değer kaybına uğrayan hisse senedi gibi de değer kaybeden
değerler ve ben değer verdikçe değere bineceğimi sanıp da aralıksız yanılmışken
bir ömür…
Bir girdapsa hayat.
Bazense bir gayya kuyusu.
Reçetesi ise İlahi Aşkta saklı…
Beşeri aşklardan yola düştüğüm
karşılığında hüzün olarak bana geri dönen ve daha fazlasını biriktirip de içime
sonunda helalleştiğim insanlar ve yüzüm dönükken Rabbime yüz göz olmadan
kendimle hala da bir baltaya sap olmanın umudu ile yaşamanın da güncesi iken
içimden taşan dalgalar.
Bu tufandan arda kalanlarla idare
ediyorum işte siması tanıdıktır üstelik nerede ise her günün ve kardıkça yüreği
enkaz altında kalırım illa ki baskına uğradığım ve yüreğin zelzelesi iken bazen
kaygılandığım ve hayatı kendime zehir ettiğim bu yüzden sevgidir panzehri
hayatın bazen doku kaybına uğrayan hayat bazense dokunup da solan bir çiçek
gibi içimde saklı tuttuğum gizem…