İzmirin İşgali Ve Aziz İlan Edilen İki Hain 2 Bölüm
İZMİR’İN İŞGALİ VE AZİZ İLAN EDİLEN İKİ HAİN.—2. BÖLÜM--
‘’ZİTO MUSTAFA KEMAL PAŞA ! ‘’
10 Eylül
1922... Yani İzmir’in
düşman işgalinden kurtuluşunun
hemen ertesi günü...
İzmir Ortodoks Rum Kilisesi Metropoliti Hristomos
Kalafatis diğer ruhban
arkadaşlarının ‘’ Biz kaçıyoruz. Sen de
İzmir’i terk et canını
kurtarmak istiyorsan ‘’ Uyarılarına
hiç aldırmadan Mustafa Kemal’i
tebrik etmek üzere
İzmir Hükumet Konağına
geldi.
Mustafa Kemal o
sırada İzmir’e vali olarak atadığı Sakallı
Nurettin Paşa ve Fahrettin Altay-Batı
Cephesi Komutanı İsmet
Paşa ve Fevzi ( Çakmak ) paşalar
ve diğer
bazı subaylarla birlikteydi.
Metopolit Hristomos Kalafatis’in
geldiği ve kendisiyle
görüşmek istediği haber
verilince gülümseyerek Sakallı
Nurettin Paşa’ya döndü
ve ‘’ Senin dostundur.
Onunla sen görüş.
Ben görüşmek istemem.’’
Dedi.
Metopolit Hristomos Kalafatis Nurettin Paşa’nın
dostu değil can düşmanıydı
aslında. Mustafa Kemal’in ‘’ Dostundur.‘’ ifadesi ise
aslında bir kinayeden
başka bir şey olmadığı gibi
bir yerde ona
‘’ İzmir’in Valisi
sensin. Gereği neyse
yerine getir artık ‘’
Demek istiyordu.
Sakallı Nurettin Paşa
hemen yan odaya
geçti. Fahrettin Altay Paşa da
onunla yan odaya
geçti ve az
sonra Hristomos Kalafatis bir
süre önce İzmir
Valiliğinden kovdurmuş olduğu
Nurettin Paşa’nın huzurundaydı.
Nurettin Paşa önce çok
da sert olmayan
bir ses tonuyla
‘’ “Gördün mü, Allah’ın adaleti nasıl tecelli etti. Yaptıklarından şimdi
utanıyorsun değil mi?’’ Diye sordu.
Metopolit Hristomos endişe
ile başını eğdi
ve sadece ‘’ “Ben suçsuzum. Katiyen benim bir şeyden
haberim yok’’ Diyebildi.
İyi de bu konuşmalar
niçin olmaktaydı? Mustafa
Kemal gibi kibar
ve hangi dinden
olursa olsun din
adamlarına saygılı bir
insan İzmir Metropolit’i
Hristomos’u – üstelik de kendisini
kutlamak istediği halde-
niçin kabul etmemişti?
Paki Sakallı Nurettin
Paşa niçin kızgındı
Hristomos Kalafatis’e? Ne
yapmıştı bu adam?
O zaman
gelin tanıyalım Hristomos Kalafadis
adlı bu metropliti.
Hristomos Kalafatis 8 Ocak 1867’de bugünkü Bursa
İlimizin Mudanya İlçesine
bağlı o zamanki
adıyla Trilye (Günümüzdeki
adıyla Zeytinbağı) köyünde
doğdu.
Babası Nikolaos domuz
Çobanı idi. Ancak Hristomos’un din adamı
olarak yetişmesini istediği
için onu Heybeliada
Rum Ruhban okuluna gönderdiler.
Azimli bir insan
olduğu için kilise hiyerarşisi
içinde kısa sürede yükseldi ve
1902-1907 Yılları arasında
Drama Metropoliti oldu.
1914- 1918 Yılları arasında
onu İzmir Metropolit’i
olarak görmekteyiz. Ancak
özellikle 1918 Yılında Osmanlı Devleti aleyhine
faalieyetlerinden dolayı metropolitlikten alındı. Zaten
kendisi azılı bir
Megola İdeacıydı.
Devlet onu 1918 de
metropolitlik görevinden aldı ama
30 Ekim 1918 de
imzaladığımız Mondros Ateşkes
Antlaşmasından sonra İngilizler
bastırdılar Osmanlı
Hükumetine ve 2
Ocak 1919’da yeniden İzmir
Metropolit’i oldu.
Hristomos ikinci kez
metropolit olduktan sonra tüm enerjisini
İzmir’in Yunanistan’a bağlanması
yönünde harcamaya başladı
ama karşısında çok
önemli bir engel
vardı: 17. Kolordu
Komutanı ve İzmir
Valisi Sakallı Nurettin
Paşa. Onu mutlaka
bertaraf etmesi gerekmekteydi.
Geçen bölümde de
belirttiğim gibi Hristomos
bunda başarılı oldu
ve Sakallı Nurettin Paşanın İzmir Valiliği
ve 17. Kolordu
Komutanlığından alınmasını, yerine
tam bir Yunan
köpeği olan iki kişinin
getirilmesini sağladı: Vali
olarak Kambur İzzet
Paşa, 17. Kolordu
komutanı olarak da Ali
Nadir Paşa...
Bir Türk
vatandaşı olduğu halde
tâbiyetinde olduğu ülkeye
ihanet eden bu hain
15 Mayıs 1919
Günü nihayet emellerine nail oldu
ve İzmir Yunanlılar tarafından işgal edildi.
İşgalin daha ilk gününde
2000 den fazla Müslüman
Türk katledilirken Hristomos Kalafatis
işgalci Yunan askerlerini
takdis etti. Onun
ayrıca işgalci Yunan
askerlerine “Evlatlarım, bugün İsa’nın en büyük mucizesini
göstermiş oluyorsunuz. Bu uğurda ne kadar Türk kanı döküp içerseniz, o kadar
sevaba girmiş olacaksınız. Ben de bir bardak Türk kanı içmekle, onlara olan kin
ve nefretimi teskin etmiş olacağım. Bütün azizler arkanızda!” Dediği rivayet
edilir. Bu rivayet
maalesef resmi olarak
doğrulanmasa da 14 Mayıs
1919’da İzmir’deki Rumlara “Kurtarıcılarımız yarın şehre
gelecektir. Yaşasın milletimiz!”
Dediği kesindir.
Evet... İşte bu Metropolit Hristomos
Kalafadis 10 Eylül 1922’de
Sakallı Nurettin Paşa’nın
karşısındadır.
Fahrettin Altay Paşa’nın
anıları ile devam
edelim:
Metropolit “Ben suçsuzum. Katiyen benim bir şeyden haberim yok’’ diye
yaptıklarını reddederek kendini savunmaya çalıştı. Bunun üzerine Nurettin
Paşa; “Sizi artık metropolit olarak tanıyamayız. Mustafa Kemal Paşa da
seni kabul edemez. Gidersiniz, kendinize bir vekil tayin eder,
çekilirsiniz’’ dedi.
Bunu duyan Metropolit hiçbir şey
söylemeden endişeli bir şekilde odadan çıktı ve binayı terk etti. Fakat binanın
önünde büyük bir kalabalık toplanmış onu bekliyordu. Onun 15 Mayıs 1919’dan
beri şehirde akıtılan oluk oluk Türk kanının en büyük sorumlularından biri
olduğunu düşünen bazı İzmirliler, Hrisostomos’un hükümet konağına girdiğini
duyunca binanın önünde toplanmıştı.
Hristomos korku içinde ‘’Zito Mustafa Kemal !’’ Diye bağırınca aynı yüzbaşı ‘’Nerede kaldı senin milli kahramanlığın? Süleyman Fethi süngüler arasında olduğu halde ‘’Zito Venizelos.’’ diye bağırmamış ve kanını döktürmüştü’’ diye onu aşağıladı.
Bundan sonrasında Hristomos Kalafatis bayağı bir tartaklandı ve bu tartaklanma sonucunda ezilerek can verdi. ( Vücudunun sopa ve taş darbeleri ile İkiçeşmeli denilen bir semte kadar sürüklendiği ve bu semtte öldüğü de yaygın rivayetler arasındadır. )
Bazı rivayetlere göre ( Ki bu rivayetler Yunan ve İngilizlere aittir ) Sakallı Nurettin Paşa hükumet Konağının balkonuna çıkarak bizzat kendisi Hristomos’un linç edilmesi emrini vermiştir. Bazı rivayetlere göre de iki asker eşliğinde hapse göndermek istemiş ama galeyana gelen halka engel olamamıştır.
Neticede 10 Eylül 1922’de bir hain yaptıklarının cezasını feci bir şekilde ödemiştir. Mustafa Kemal’in bu linç olayı karşısında ‘’ Böyle olmamalıydı’’ Diyerek üzüntülerini ifade ettiği ve bu linçten memnun kalmadığı da söylentiler arasındadır.
Sonra?
Sonrasında Meropolit Hristomos Kalafatis’in cesedi nereye gömüldü bilmiyorum ama 4 Kasım 1922’de Rum Kilisesi onu Aziz ilan etti.
O Türk Milleti nezdinde bir hain Rumlar ve hatta İngilizler nezdinde bir aziz olarak tarih sayfalarına geçti.
Rumlar, Yunanlılar ve İngilizler ve dahi başka Hıristiyan Devletler ona ‘’ Saint Chrysostomos of Smyrna’’ İzmir’in Aziz Hristomosu ‘’ Demektediler.
Günümüzde Hristomos’un doğduğu Trilye’de( Zeytinbağı ) Panagiao Pantobasillisa kilisesi Ortodoks Hıristiyanların hac yerlerinden biridir.
Onun ölümünden çok kısa süre sonra İngiltere’nin Atina büyükelçisi olan Horton aynen şunları söylemiştir:
Monsigneur Chrysostomos'u yıllardır tanırım. O, Yunan hırslarının ve ideallerinin aktif ve coşkulu bir savunucusuydu, bana öyle geliyor ki bir Yunan olarak oldukça doğaldı." Yunanlıların "onu bir kahraman ve şehit olarak tarihlerine yazdırmaları" gerekir.
Yunan hırslarının aktif ve coşkulu bir savunucusu olan Metropolit Hristomos Kalafatis 10 Eylül 1922’de linç edilirken maalesef ( kendi adına maalesef tabii ki ) üç yıl önce ‘’ Kurtarıcılarımız’’ Dediği Yunanlılardan hiç kimse onu kurtarmaya gelmediği gibi Yunanlıları bu ülkeye süren İngilizlerden ve halen İzmir’de olan Fransızlardan hiç kimse onu kurtarmaya gelememişti.
Hainler her zaman bir süre kullanılıp sonra sümüğümüzü sildiğimiz bir mendil gibi bir çöplüğe atılmaya mahkumdurlar. Her ne kadar aziz ilan edilseler de...
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.