Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
5 (5 oy)

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 10 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 10 Bölüm

AKMŞE YOLLARINDA / BİR  ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -10. BÖLÜM-

Efendim,  ben  bu  ve  buna benzer bir şeyler yazınca bazı  vatandaşlar ( ve  vatandaş  olmayanlar )  soruyorlar:

‘’  Haydi  diyelim  ki  doğuda  yaşayan  bazı  Ermeniler,  Türklere  ihanet  ettiler de  batıda yaşayan Ermeniler ne  yaptılar?  Mesela  Akmeşe  Ermenilerinden  devlet ne  kötülük  gördü  de  onları  sürdü? Soykırıma  tâbi  tuttu?

İşte  bu  soruya  cevap  verebilmek  için her şeyden  önce  Ermeni ruhbanlarının Ermenilerin sadece ruhani liderleri değil aynı zamanda din dışındaki politikalarını da belirleyen liderler olduğunu  bilmemiz  lazım.

Peki bu ruhbanlar nerede  yetişiyor? Akmeşe ( Armaş ) Surp  Çarğapan  Manastırında… Türkiye’deki  tek yetiştikleri  yer  Akmeşe…

Şimdi  gelin  1915’den  hayli  ileri  bir  tarihe  gidelim.

Yıl 2001

İstanbul- Ermeni patrikhanesine bağlı rahipler çeşitli kilise meselelerini görüşüyorlar ve sonunda 15 Mayıs 2001 de bir bildiri yayınlıyorlar. Bu bildirinin 2. Maddesi aynen şöyle:

''İstanbul Ermeni Patrikliği Rahipleri, Patriklik Makamının cemaatin ruhani yapılanmasına adanmış manevi misyonunun, bir zamanlar Bitlis’teki Amrdolu, İzmit’teki Armaş manastırlarının ve 1970’li yıllara dek Üsküdar’daki Surp Haç Tıbrevank ruhban okulunun skolastik geleneklerinin, Patrikliğin asırlardır süre gelen özerkliğinin ve imtiyazlarının, özellikle de saadetli patriklerimiz Bursalı Hovagim, Bitlisli Hovhannes, Zimaralı Hagop, Kağızmanlı Zakarya, Vanlı Mıgırdıç, Hasköylü Nerses Varjabetyan, Keremetli Horen Aşıkyan, İstanbullu Mağakya Ormanyan, İstanbullu Yeğişe Turyan, Trabzonlu Karekin ve Yozgatlı Şnorkh Kalustyan’ın aktarmış oldukları ruhani-kültürel mirasın sadık koruyucularıdır.''.

Saadetli patrikler ve korunacak olan ruhani- kültürel miras?

Bu  bildiride adları  geçen saadetli(!) patrikleri aslında sizlere tek tek tanıtmak isterdim ama konu dağılmasın. Sadece ‘’ Aaa ben bu ismi görmüştüm, duymuştum’’ Diyebileceğiniz bir kaçına bakalım.

Hasköylü Nerses Verdebedjan: Rus orduları 1878 de Ayestefanos’a( Yeşilköy ) kadar ilerlediğinde Grandük Nikola’nın huzuruna çıkarak ‘’ Eğer silahlı bir ihtilal yapmamızı istiyorsanız Ermeniler buna hazırdır’’ Diyen, Türkiye’de Ermeni isyanlarının baş mimarıdır.

Horen Aşıkyan: Her ne kadar Ermeni teröristlerce suikasta uğrasa da Osmanlı toprakları üzerinde özerk bir Ermenistan fikri ona aitti. ‘’O zaman neden Ermeniler bu adama suikast yaptılar?’’ derseniz. Bu patrik meselenin silah kullanılmadan, Ermeni kanı akıtılmadan, yabancı devletlerin müdahalesiyle çözümünden yanaydı da ondan.

İstanbullu Mağaka Ormanyan: İşte konumuz olan Akmeşe Ermenileri ile ilgili olan patrik bu.( Fotoğrafını  8. Bölümde  yayınlamıştım )

Mağaka Ormanyan,1895 yılında Akmeşe Panayırı için gelen Ermenilere, Osmanlı Devleti aleyhinde telkinlerde bulunmuştu. Aynı panayırda Taşnak örgütü de sık sık propaganda yapıyordu zaten.

Yani efendim hiç bir şey, bir gece aniden veya bir gün  durduk yere değildi.

Bağımsız Ermenistan hayalinin propagandasını Psikopos Mağaka Ormanyan yaparken  bu amaç için silah teminini de pek çok zengin Ermeni gibi Apik Uncuyan yapmaktaydı.

Kimdi  Apik  Uncuyan? Akmeşe  değirmenini  işleten ve  Armaş Surp  Çarğapan Manastırının hamisi bir  Ermeni  zengini…  

Apik Uncuyan’ın adı önce 1896’ daki Osmanlı Bankasına saldırı olayına karıştı. Uncuyan’ın himayesinde olan Galata’daki okulda ve kilisede bol miktarda silah bulunmuştu. Ayrıca Taşnak Komitası ile yazışmaları ele geçirildi. Suçlu bulunduğu halde çok  yaşlı  ve  hasta  olması sebebiyle affedildi.[ Bu  olaydan sonra gözden  düştüğü  için  sürekli  Padişah  II. Abdülhamit’e yaltaklandı,  bu  sefer de  Ermenilerin  gözünden  düştü  ve  1905’de Hınçak  Teröristleri  tarafından  öldürüldü.]

Osmanlı  Bankası baskınında  kullanılan ve pek  çok  insanın  ölümüne  sebep  olan  Viyana’dan satın  alınmış silahlar  nerede  saklanıyordu  peki? ( Olaydan sonra ) Akmeşe Manastırında…[Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Y. PRK. SRN. 4/47]

1901  Yılında  Kocaeli ve Adapazarı  Ermenileri  komple  silahlanmıştı. Bu  arada  tüm  Ermenileri  Türklere karşı  kışkırtan  yayınlar  her tarafta  elden ele dolaşıyordu  ki  bu yayınlardan  biri  olan  Huys ( Umut )  adlı  dergi nerede basılıyordu? Akmeşe Ermeni Manastırının Matbaasında.

Tüm  bu  musibetler  devlet tarafından  bilindiği  halde failler  hep  affediliyordu ama daha  fazlası da  vardı.

1905  Yılında  bilindiği  gibi  II. Abdülhamit’in  arabasına  bomba  yerleştirildi  ve  öldürülmek  istendi. Peki  bu  suçun faillerine  ne  oldu? Affedildiler. Dahası : 1905  Yılında Devlet,  İzmit-Aslanbey’de  bir  Ermeni  kilisesinin  ve  okulunun  açılmasına  izin verdi.

Şimdi  çok  dikkatle  takip  edin  kronolojik  sırayı:

  7 Kasım 1914’de Rus savaş gemileri, Sarıkamış'a kışlık giyecek ve mühimmat taşıyan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa gemilerini Ereğli açıklarında batırdı.
   6 Mart 1915’de Rus filosu, Ereğli ve Zonguldak limanlarını yoğun top ateşine tuttu

  15 Nisan 1915’de Rus donanması, Ereğli'yi yeniden top atışına tuttu.
Aynı  tarihte( Yani  15 Nisan 1915’de )  doğuda Van’da  Ermeni  çeteleri  büyük  bir  katliam  yaptılar [ Katliamda  öldürülenlerin bazılarının  adlarını  ve  ne  şekilde  katledildiklerini  direkt  Genel  Kurmay  arşivlerinden  paylaşacağım  sizinle ]  

Peki  aynı  günlerde  Akmeşe’de neler yaşanıyordu?

Akmeşe’de büyük  bir  sevinç  ve  bayram  yaşanıyordu. 

Devletin dikkatini  çekti  bu  bayram.  ‘’  Şu  Akmeşe’de  bir  tahkikat daha yapalım.’’  Dediler ve daha  önce  pek  çok  silah  ele geçirdikleri  Manastırı  bir daha  aradılar ve Başrahip Norayan’ın  odasında  ne  bulsalar  iyi?

Tahrip gücü oldukça yüksek dört tane bomba ve ayrıca  bir sürü yepyeni gıcır gıcır silah. Tüm bu bombaların ve silahların fotoğrafları çekilip İstanbul’a gönderildi. [ Başbakanlık Osmanlı Arşivi DH. ŞFR. 55/192 ]

Şimdi  diyorsunuzdur  ki  ‘’Bu  Norayan  kesin yargılandı ve  idam  edildi.’’

Öyle  bir şey  olmadı.

Bir önceki  bölümde bahsini  ettiğim  yazarın iddia  ettiği  şekilde  kurşuna dizilerek de öldürülmedi.

Akmeşe  Ermenileri  sürgünde  ölüp  giderken (!)  onların  başı  olan  bu  ruhban  yaşadı.

1927  Yılında  yani  Atatürk  döneminde  de  affa  uğradı.  Affedilmekle  kalmadı  1927-1944 Yıllarında Türkiye  Ermenilerinin  Patriği olarak 17 sene  görev  yaptı.

Peki  1915’deki  ihanetleri  artık  bardağı  taşıran  son damla  olan masum (!)  Akmeşe  Ermenileri önce sürgüne gönderildi, sonra tamamen  yok mu  edildi?

Yok…Sürgüne  gönderildiler ama…

Ama Akmeşe Ermenilerinin  asıl  ihanetleri  1915’deki  bu  tehcir  olayından  sonra  oldu. Asıl  ihanet 10  Aralık  1918’de   başladı.

‘’Nasıl yani?  Akmeşe  Ermenileri  1915’de  sürülmedi  mi?  Soykırıma  uğramadılar  mı? Bu durumda 1918’in  10  Aralık’ında  ne  işleri  vardı  Akmeşe’de?’’  Diye  soracak  olursanız… Onu  da anlatacağım  elbet.  Bir günlük  daha  sabır. 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (5 oy)
  • Yorumlar 12
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 10 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 10 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber