Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 8 Bölüm
AKMŞE YOLLARINDA / BİR ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -8. BÖLÜM-
1915 Yılına kadar Kocaeli’nin bazı köylerinin halkının çoğu Ermeni’ymiş.
Mesela: Bahçecik, Ovacık,
Aslanbey, Döngel… Akmeşe ise 1200 -1500
arası nüfusuyla tamamen Ermeni’ymiş ancak Onlar da asırlardan beri bu
topraklarda yaşayan
Ermeniler olmayıp 1600’lü
yıllarda gelmişler Akmeşe’ye?
Peki nereden gelmişler?
Neden gelmişler?
Bu konuda rivayetler
fazla ve çoğu kez
iç içe girmiş bu
rivayetler.
Bazılarını yazalım:
1- İran’da Şah Abbas’ın baskılarından kaçmışlar ve
1600’lü yılların başında taaa İzmit’e-Akmeşe’ye kadar
gelmişler. Peki İran’dan taa
Akmeşe’ye ne alaka?
Rivayete göre İzmit’in yukarıda bahsettiğim köylerinde yaşayan
Emeniler daha önce gelmişler
İzmit’e ve burada taş işçiliği yapıyorlarmış. Soydaşlarına ‘’
Buralara gelin. Buralar hem
çok güzel hem de rahat bir hayat
sürüyoruz’’ diye davet etmişler.
2-Bir başka rivayete göre ( Ki en çok
kabul gören rivayet budur.) Van’da yaşayan ve bir kilisenin rahibi olan
Thadeos, rüyasında hep Hz.
İsa’yı görmektedir ve
Hz. İsa ona ‘’
Cemaatini topla ve batıya doğru yürü.
Ben sana dur
deyinceye kadar yürüyün. ‘’
demektedir.
Rahip, rüyasını cemaatine
anlatır ve cemaati ‘’ Senin yürüdüğün yerde bize durmak
olmaz. Biz de yürüyoruz ‘’ Der
ve 300
Kişi yola koyulurlar. Dağ
tepe, ova-bayır aşarlar ama
Hz. İsa bir türlü
‘’Dur ‘’ demez Rahibe.
Nihayet 1608’de Akmeşe’ye
geldiklerinde Hz. İsa, Rahip Thadeos’a görünür rüyasında ve
ona ‘’ Dur, buraya yerleşin
ve burada bir manastır,
yetimhane ve okul
kurun.’’ Der ( Yani
Osmanlının külliyeleri gibi
bir yapı )
Akmeşe Ermeni Köyü böyle
kurulur. 1611’de ise Hz. İsa’nın
İşaret ettiği Manastır ‘’ Surp Çarğapan
Manastırı (Aziz Kötülükleri Kovan
Manastırı ) olarak açılır.
Manastır denen bu külliyenin içinde
bir ruhban mektebi, ruhban mektebi öğrencileri
için yatakhane, bir yetimhane, ve ‘’ Surp Asdvadzadzin’’
Kilisesi ( Aziz Tanrı Doğuran Yani Aziz
Meryem Ana Kilisesi ) Bulunmaktadır. [ Ancak bence burada
bir acayiplik vardır zira 1 No’lu
fotoğrafta gördüğünüz kompleksin 1608- 1611 yılları arasında sadece üç yılda
yapılmış olması bana
pek mümkün görünmüyor. ]
Rahip Thadeos, Van’dan gelirken ahşap
bir haç getirmiştir yanında. Bu
haç da güya Hz. İsa’nın gerildiği
çarmıhın ta kendisidir.
O sebeple kısa süre içinde
Akmeşe, hangi mezhepten
olursa olsun tüm
Hıristiyanlar için bir hac
mahalli olur. Hatta
zamanla her yılın Eylül Ayının
ilk haftası ‘’ Kutsal
Çarmıh ‘’ Bayramı olarak kutlanır. (2 No lu fotoğraf Kutsal
Çarmıh Bayramlarından birinde
çekilmiş olan bir
fotoğraftır. )
Peki Akmeşe adı
nereden geliyor?
Efendim, Ermeniler buraya Armaş
diyorlar.
İyi de neden?
Ermeniler Akmeşe’ye geldiklerinde
köyün adı ‘’Armağan Şah ‘’ İmiş. Armağan Şah dillerine kolay gelmediği için Armaş
olarak değiştirmişler.
3- Hikayenin bir diğer versiyonu da
şöyle:
Klikya Ermeni Krallığının Memlükler
tarafında 1375’de yıkılması üzerine Maraş’ta yaşayan Ermeniler göç etmişler ve gele gele Akmeşe’ye gelip yerleşmişler. Geldikleri
yer Maraş olduğundan köye ‘’
Maraşlı ‘’ anlamında ‘’ Armaş ‘’
demişler.
Ancak bu versiyonlardan ikincisi Ermenilerin bu köye
nasıl geldikleri konusunda
daha kabul görür. Köyün
adı konusunda da üçüncü versiyon daha fazla
kabul görür.
Peki Ermeniler bu köye öyle
ellerini kollarını sallayarak
mı geldi yerleştiler? Burada Türkler yok
muydu? Bir Allah’ın kulu bunlara ‘’
Ne işiniz var bu
topraklarda? Defolun gidin.’’
Demedi mi?
Bu topraklarda toprak
ağaları vardı. Bunlara ve
idareleri altındaki köylülere yerleşik Türkmen
manasında ‘’ Manav ‘’ denirdi.
Bunlar tabii ki ‘’Defolun gidin ‘’
demeyi çok isterdiler
ama diyemezlerdi zira Osmanlı Devletinin gelmiş
geçmiş en dindar Padişahı I. Ahmet, 1611 Yılında ‘’
Armaş Ermenilerine dokunana fena dokunurum. Ermeni tebaam rahatsız
edilmeye’’ deyu ferman
irad eylemişti.
Dahası 1717, 1758, 1787 ve 1820
yıllarında da padişahlar, yayınladıkları
fermanlarla sıkı sıkı
tembihlemişlerdi Ermenilere dokunulmamasını…
****
Evet, Akmeşe ile bir şeyler
öğrendikçe hayretler içinde
kalıyordum.
Mesela ben göreve
başladığımda 2000 civarında nüfusa sahip olan
Akmeşe’de üç tane kahvehane
vardı ve
üçü de her zaman
tıklım tıklım dolu olurdu. Üç
tane bakkal vardı ( her ne kadar
onlar kendilerine market
dese de ) Bizim okulun hizmetlisi
Neşet abi ( Ki ona Gececi Neşet Derdik ) ve karısı
Ayşe hayvancılık yapardı. Bir de benim komşum
Kore Gazisi Hüseyin Amca vardı ( Allah Rahmet Eylesin. ) Ona herkes ‘’ Boğacı Hüseyin ‘’ Derdi. Bizim zamanımızda bir iki
ineği vardı ama zamanında
hayvancılık yaparmış. (
Başka da yoktu bildiğim
kadarıyla.
Köyde bir mandıra, iki
berber dükkanı vardı. Köylünün
az bir kısmı
fındık üreticiliği yapıyor,
çoğunluk ise aşağıdaki( İzmit
) Çelik
Halat fabrikasında ya da sonu
SA ile biten
Sabancı’nın fabrikalarından birinde
çalışıyordu.
Oysa bu
köy Ermeniler zamanında Bursa’dan sonra
Türkiye’nin ikinci ipek üretim
merkezi imiş.
Oldukça huzur dolu bir
yermiş Akmeşe. Öyle
ki zamanla bizim Müslüman
halk da Armaş Surp Asdvadzadzin Kilisesi rahiplerine gelir olmuşlar
okunmak için. Nefesi tesirli papazların üflemeleriyle her
türlü dertlerine şifa bulacaklarına inanırlarmış.
[ Şimdi de yapıyorlar bunu.
İnanmayan İstanbul-Vefa’daki Ayın
Biri Kilisesine gitsin her ayın
birinde. Gitsin de manzarayı görsün ]
Neyse… İşte bu huzur ve
mutluluğun adresi köyde yaşayan
ve günlerini sadece ve sadece çalışarak ya da ibadet
ederek geçiren masum(!)
keşiş tabiatlı insanlara
1915’de Devlet-i Âlîmiz
birden bire, ortada hiçbir sebep
yokken(!) ‘’ Haydi bakalım
beyler bayanlar. Sizi de sürüyorum
taaa Suriye çöllerine.’’ Dedi(!) ve ‘’ Neden?’’
diye soranlara da ‘’ Nedene gerek
var mı? Keyfim öyle
istiyor.’’ Cevabını verdi.(!)
Evet, bir Ermeni’ye
ya da Ermeni severe sorsanız ‘’
Bir zamanlar Ermeni Köyü
olan Akmeşe’de neden Ermeni
yok?’’ Diye, alacağınız
cevap tam olarak
budur.
Peki gerçek bu mudur?
Onu da anlatalım ve hep beraber görelim Akmeşe Ermenileri
ne kadar masumdu?
Ne zaman anlatalım?
Tabii ki
gelecek bölümde.
- Yorumlar 12
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.