Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
5 (3 oy)

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 11 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 11 Bölüm

AKMEŞE YOLLARINDA / BİR  ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -11. BÖLÜM-

Osmanlı  Devleti  batıda Çanakkale’de,  doğuda  Allahuekber Dağlarında,  Güneyde Irak’ta Yemen  Çöllerinde  düşmanla  savaşırken  15  Nisan  1915’de  Ermeni Çeteleri  Van’da ( ve  çevresinde ) akıllara ziyan bir  katliam  yaptı.

Dediğim gibi  bu  katliamları,  katliamda  hunharca öldürülenleri,  nasıl  öldürüldüklerini  tek  tek  yazacağım  ama  bir  fikir  edinmeniz  için  şimdilik  sadece  Kazım  Karabekir  Paşanın anılarında  anlattığı  bir  olaydan  bahsedelim.

‘’  Erzurum’a  o  kadar  çok  yaklaştım  ki,  artık  insanların  dişlerini  görecek kadar  yaklaşmıştım. İnsanlar beni  gülerek  karşılıyorlar  zannettim.  Biraz daha  yaklaşınca ortada  bir  gayri  tabiilik ( doğal  olmayan ) olduğunu  farkettim  zira  bu  insanlar hiç  kımıldamıyorlardı.  Daha da yaklaşınca ızdırapla  gördüm  ki  bu insanların  her  biri  canlı  canlı  kazığa  oturtulmuştu.  İnsanların  dişleri  çektikleri  acıdan  kasılmış,  uzaktan bakınca gülüyormuş  gibi bir  hal  almıştı.  Allah  benim  gördüklerimi  hiç  bir  göze  göstermesin ‘

Ülkemizde hepsi  Ermeni  olanlar maalesef Ermenilerin  yaşadıkları  acıları  görür,  buna  bir  de  ‘’Soykırım ‘’  etiketi  yapıştırır  da  maalesef  Kazım  Karabekir  Paşa’nın,  sonra da Kızı  Timsal  Karabekir’in  anlattığı  bu  vahşeti  görmezler.  Hiiiç  dile  getirmezler.
*****
Şerefsizler  15  Nisan 1915’de  Rus Donanmasının  Ereğli’yi  bombalamasını  mesela  Adapazarı’nda  açıkça  sokaklarda  borazan- trampet çalarak  kutluyorlar ve  yine  açıktan  açığa ‘’ Türkleri  bu  topraklardan  kovmanın  zamanı  geldi.’’  Diyorlardı.

Neyse… Devlet ‘’Sabır,  sabır,  sabır’’ dedi ve oturup  kara  kara düşündü ‘’  Ne  yapayım  bu  Emenileri?  Atsan  atılmaz,  satsan  satılmaz.

Sonunda  bunların  fikir  babaları  ve  hepsi de  masum (!)  Taşnak,  Hınçak  ve  benzeri  örgütlerin militanı  olan  250  Masum(!) Ermeni  aydınını İstanbul’dan  alıp Ankara/Ayaş  ve  Çankırı’ya  sürmeye  karar  verdi  24 Nisan 1915’de.

Yani  hiç  bir şey  durduk  yere  olmuyordu.

Bugün  Ermeniler ve  onların  muhibbanları 24  Nisan 1915’i Soykırım  günü  olarak  anarlar  ama  sadece dokuz  gün  önce Van’da  gerçekleştirdikleri  soykırım’dan  hiç  bahsetmezler.

Evet,  buraya  kadar  yazdığımız  ihanetleri  sebebiyle, yani aslında  hiç  de  masım  olmadıkları  için  batıdaki  illerimizde yaşayan  Ermeniler  de daha 27 Mayıs 1915’de çıkarılan  ve  1 Haziran’da yürürlüğe  konan Tehcir  Kanunu mucibince  sürgüne  tâbi  tutuldu  ve  bu kapsamda  İzmit-Adapazarı ve çevresinden  58.000  Ermeni  tehcir  edildi. Yani  zorunlu  göçe  tâbi  tutuldu.

Ancak?

Ancak ABD’nin kendilerine  muhteşem  bir  mektep  yaptırdığı  Bahçecik  Ermenileri ve Ermeniler  için  kutsal  olan Armaş’ın ( Akmeşe ) Ermenileri başta  olmak  üzere pek  çoğu  özel  imtiyaz  gördüler  ve  doğuya  değil  batıya, İstanbul’a  göç  ettirildiler. / Daha  sonra da Tekirdağ’da  kurulan  kamplara yerleştirildiler.

Akmeşe Manastırında bulunan pek çok eşyanın ( bu arada kutsal haçın ) kaydı yapıldı ve bu eşyaların bir kısmı İstanbul’daki patrikhaneye gönderildi, bir kısmı da zimmet defterlerine kaydedilerek manastırda bırakıldı. Manastır, Ruhban Okulu ve Yetimhanenin kapılarına kilit vuruldu, Ermeni yetimleri de İstanbul’a getirilerek Ermeni patrikhanesine emanet edildi.

****

Bilindiği gibi Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşından yenik çıktı ve 30 Ekim 1918 de Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzaladı. Bu antlaşma çerçevesinde İtilaf Devletleri kuvvetleri 13 Kasım 1918 de İstanbul’a geldiler.

Şimdi dikkatinizi çekerim.

Mondros Ateşkes Antlaşması 30 Ekim 1918 de imzalanmış, İtilaf Devletleri kuvvetleri İstanbul’a 13 Kasım 1918de gelmişti ama adamlar daha İstanbul’u bile işgal etmeden 1 Kasım 1918 de Akmeşe olayına el koydular ( Yaptıkları ilk iş.)

Akmeşe yetimhanesi 1 Kasım 1918 de İngilizler tarafından manastır yetkililerine teslim edildi. Pardon… Hani  bunlar  soykırıma  tâbi  tutulup  yok  edilmişlerdi?  Hangi  manastır  yetkilileri bunlar?

Ama  bu  kadar değil.

10 Aralık 1918 de ise Akmeşe Ermenileri tekrar Akmeşe’ye geri döndüler. Yani efendim 9. Bölümde zikrettiğim yazarın dediği gibi 1915 deki tehcir esnasında Akyazı civarına geldiklerinde üzerlerine ateş edilip katledilmiş filan değillerdi. Ya da  Polatlı’ya  kadar varabilenleri(!) de  buralarda telef  olup  gitmiş  değildi.

10 Aralık 1918 den itibaren Akmeşe Ermenileri artık İngiliz Kocalarının  himayesindeydi. (  Rus  kocaları 3 Mart 1918’de Brest-Litowsk  Antlaşmasıyla  savaştan çekilmişti Bolşevik  Devrimi  sebebiyle )

İngiliz Koca döneminde Akmeşe Ermenileri  hangi Türk’ü ‘’ Bu bize kötülük yaptı.’’ Diye gösterse İngilizler o Türk’ün anasından emdiği sütü burnundan getirdi. Hapisler, işkenceler ve hatta idam cezaları.

6 Temmuz 1920’de İzmit’i  resmen  İşgal  eden  İngiltere  himayesinde  mutlu  bir  hayat yaşayan  Akmeşe  Ermenileri, 27  Ekim  1920’de bir  başka kocaya  devredildi.

15  Mayıs  1919’da  İzmir’i  işgal  etmiş  olan Yunan  ordusu 27 Ekim  1920’de İngiltere’nin  izin  ve  desteği  ile İzmit’in  yeni  işgalcisi  olunca  haliyle  Akmeşe  Ermenileri bu sefer de  Yunan  kocalarının  yatağını  ısıtmaya  başladılar.

Yunan ordusunun  9.  Girit  Alayı  geldi  Akmeşe’yi  üs  olarak  kullanmaya  başladı.

Yunanlıların  himayesinde  Akmeşe  Ermenileri  daha  da  küstahlaştı,  zorbalaştı,  iyice  haddini  aşmaya  başladı ancak  1 Nisan  1921’den  itibaren  de  yüreklerine  bir  korku  gelip  yerleşti  çünkü  Türk  kuvvetleri İzmit’i  Yunanlılardan  geri  almak  için  harekete  geçmişti.

İşte  bu  aşamada tüm  Ermeniler  gibi  Akmeşe  Ermenileri  de iyice  çirkinleştiler ve  artık  Türk  köylerine  saldırılar, yaşlı ve  çocukları  katletmeler,  kadınlara  tecavüz  etmeler   gibi  her türlü  pisliği  şerefsizliği  yapmaya  başladılar.

Evet,  sözde  1915’de  sürgüne  gönderilmişlerdi,  soykırıma  uğramışlardı ama  her  nasılsa İzmit  ve  Adapazarı’nda  saldırmadıkları,  talan  etmedikleri  köy  kalmamıştı ve  bu  saldırıları esnasında  kendilerinden  yaralananlar için  kullandıkları  hastane  yine  Akmeşe  Manastırı, yetimhanesi  ve ruhban  okuluydu.

Haziran  ortalarında  artık  İzmit’te  tutunamayacağını  anlayan  Yunan  kuvvetleri  geri  çekilmeye  başladı. Tabii  ki Ermeniler de başladı  geri  çekilmeye Yunanlılarla  birlikte.

Ancak Yunanlılar da  Ermeniler  de  İzmit’i  Türklere ‘’ Ben  sahip  olmayı  beceremedim,  buyur  al  senin  olsun ‘’  Diyerek  bırakmak  niyetinde  değillerdi.

Sonra?

Sonra  Türk  ordusu  21  Haziran 1921’de Akmeşe’ye  girdi.

Daha  sonra?

Daha  sonra üç ihtimal  var:

1- Ya  Akmeşe Ermenileri  ‘’ Bana  yar  olmayan  Türklere de yar  olmasın ‘’  Diye  Akmeşe’yi  yaktı,  yıktı  yerle  bir  etti.

2-  Ya  Türkler ( Türk  ordusu  ya da çevredeki  Türk  Köylüleri )  Akmeşe’ye  girdikten  sonra bunca  ihanetin karşılığı  olarak bu  köyde  taş  üstünde  taş  bırakmadılar ( Ermeniler  bir daha  geri  dönmesin  diye )

 3- Ya da yine  Türkler  ama İzmit’te  Yunanlıların ve Ermenilerin  yaptığı katliama  şahit  olduktan  sonra  artık  dayanamadılar, Akmeşe’yi  yerle  bir  ettiler.

‘’İzmit  Katliamı mı? ‘’ Dediğinizi duyar  gibiyim.

Evet bir de  İzmit Katliamı  var.  Ama  onu  gelecek  bölümde  anlatalım. 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (3 oy)
  • Yorumlar 10
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 11 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 11 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber