Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

15 Mayıs 1919'dan 19 Mayıs 1919'a 1 Bölüm '' Paşa Paşa Devleti Kurtarabilirsin ''

15 Mayıs 1919'dan 19 Mayıs 1919'a 1 Bölüm '' Paşa Paşa Devleti Kurtarabilirsin ''
15 MAYIS 1919'DAN 19 MAYIS 1919'A-1. BÖLÜM '' PAŞA PAŞA ! DEVLETİ KURTARABİLİRSİN.''
Türk tarihinin en kara günlerinden biriydi 15 Mayıs 1919. O tarihte günün ilk ışıklarıyla İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmişti.
Aynı gün Yıldız Sarayında Padişah Vahdettin ile Mustafa Kemal Paşa arasında şöyle bir konuşma cereyan ediyordu:
Bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın kendi hatıralarından dinleyelim: [ 1926 Yılında yani yurdumuz düşman işgalinden kurtarıldıktan sonra Falih Rıfkı Atay'a anlatmış.]
“...Yıldız Sarayı’nın ufak bir salonunda Vahideddin’le âdeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında dirseğini dayamış olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi’ne doğru açılan penceresinden gördüğümüz manzara şu: Birbirine müvazi (paralel) hatlar üzerinde düşman zırhlıları! Bordalarındaki toplar, sanki Yıldız Sarayı’na doğrulmuş! Manzarayı görmek için, oturduğumuz yerlerden başlarımızı sağa-sola çevirmek kâfi idi.
Vahideddin, hiç unutmayacağım şu sözlerle konuşmaya başladı:
- Paşa, paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir. Elini demin bahsettiğim kitabın üstüne bastı ve ilâve etti: Tarihe geçmiştir.
O zaman bunun bir tarih kitabı olduğunu anladım. Dikkatle ve sükûnla dinliyordum:
- Bunları unutun, dedi. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, devleti kurtarabilirsin!
Bu son sözlerden hayrete düştüm. Acaba, Vahideddin benimle samimi mi konuşuyor? O Vahideddin ki ecnebi hükümetlerin yüzüncü derece aletleri ile temas arayarak devletini ve saltanatını kurtarmaya çalışıyordu. Bütün yaptıklarından pişman mı idi? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat böyle bir tahmin ile başka bahislere girişmeyi tehlikeli addettim. Kendisine basit cevaplar verdim:
- Hakkımdaki teveccüh ve itimada arz-ı teşekkür ederim. Elimden gelen hizmette kusur etmeyeceğime emniyet buyurunuz.
Söylerken, kafamdaki muammayı da halletmeye uğraşıyordum. Çok iyi anladığım, veliahdlığında, padişahlığında bütün his ve fikirlerini, temayüllerini, sahtekârlıklarını tanıdığım adamdan nasıl yüksek ve asîl bir hareket bekleyebilirdim? Memleketi kurtarmak lâzımdır, istersem bunu yapabilirmişim. Nasıl hemen hüküm veririm? Vahideddin demek istiyordu ki hiçbir kuvvetimiz yoktur. Tek mesnedimiz (dayanağımız) İstanbul’a hakim olanların siyasetine uymaktır. Benim memuriyetim onların şikâyet ettikleri meseleleri halletmektir. Eğer onları memnun edebilirsem memleketi ve halkı bu siyasetin doğru olduğuna inandırabilirsem ve bu siyasete karşı gelen Türkleri te’dib edersem (cezalandırırsam) Vahideddin’in arzularını yerine getirmiş olacaktım.
- Merak buyurmayın efendimiz, dedim. Nokta-i nazar-ı şâhânenizi (görüşünüzü, düşüncenizi) anladım. İrâde-i seniyeniz (emriniz) olursa hemen hareket edeceğim ve bana emir buyurduklarınızı bir an unutmayacağım. ‘Muvaffak ol!’ hitâb-ı şahânesine mazhar olduktan sonra, huzurundan çıktım.''
Mustafa Kemal Paşa ileride çok farklı şekillerde yorumlanabilecek bu anıyı niçin anlatmıştır bilemiyorum zira bu anıdan anladığımız kadarıyla Mustafa Kemal, Padişahın '' Devleti kurtarabilirsin.'' Sözlerini hiç de samimi bulmamış, hatta '' Beni ve Saltanatımı kurtarabilirsin'' şeklinde yorumlamıştır. Mustafa Kemal o şekilde yorumlayınca haliyle bugün pek çok vatandaşımız ve dahi tarihçimiz de Padişah Vahdettin'in '' Paşa Paşa ! Devleti kurtarabilirsin.'' derken kendisini ve saltanatını kastettiğine inanırlar. Dahası ben gibi '' Padişah Vahdettin o sözleri asıl anlamında söyledi. Yani o da vatanın kurtarılmasını istiyordu ve Mustafa Kemal'i de vatanı kurtarabilecek yegane komutan olarak görüyordu. Samsun'a da vatanı kurtarsın diye gönderdi. '' Dediğimizde bizleri ağızlarından salyalar akan gerici yobazlar olarak nitelerler.
Şimdi tekrar yukarıdaki hatıraya dönelim.
İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edildiği gün Padişah Vahdettin çok yakın zamanda sıranın kendisine geleceğini, saltanatının da sultanlığının da İngilizlerini iki dudağı arasında olduğunu bilmiyor muydu? Mustafa Kemal Paşa düşman zırhlılarındaki topların namlularının sarayın pencerelerine doğrultulmuş olduğunu görüyordu da padişah Vahdettin görmüyor muydu? Düşman gemileri Marmara'da, Boğazda öylece demirli oldukları müddetçe kendisi için saltanat sürmek diye bir şeyin söz konusu olamayacağının farkında değil miydi? Düşmana karşı direnen insanların ellerindeki silahları toplayarak devletin kurtarılamayacağını bilmiyor muydu ki Mustafa Kemal Paşa'ya '' Saltanatı ve hilafeti kurtarabilirsin.'' değil de '' Devleti kurtarabilirsin.'' Dedi. [ Falih Rıfkı Atay- Çankaya ]
Bir diğer husus: Padişah, düşmana ve Rum çetelerine karşı direnen insanların ellerinden silahlarını almak için bula bula Mustafa Kemal Paşa'yı mı buldu? Öyle ya böyle bir işi ancak İngiliz sever bir paşa canla başla, gönüllü olarak yapabilirdi. Padişah Vahdettin, Mustafa Kemal Paşa'da nasıl bir İngiliz severlik gördü de vatandaşın elinden silahlarını almak, direnişi sona erdirmek gibi bir görevi Mustafa Kemal gibi hep '' Anafartalar Kahramanı '' diye övdüğü, İngilizlere kök söktürmüş bir komutana verdi? Mustafa Kemal'in Anafartalar Kahramanlığı mıydı yalan olan yoksa padişahın hainliği mi?
*****
İyi de Samsun'a gönderilen Mustafa Kemal'e verilen dört maddelik yazılı talimatta neden '' Mustafa Kemal Paşa, vatanın kurtarılması ile görevlendirilmiştir. Kendisine her türlü yardımın yapılması, kolaylığın sağlanması emrolunur.'' Diye bir padişah buyruğu yoktur da tam tersine tüm maddeler Anadolu'daki direnişin sona erdirilmesi ile ilgilidir?
Mesela neden Mustafa Kemal'in elindeki resmi görevlendirme belgesinde görevinin açık bir şekilde
A. Bölgede iç güvenliğin sağlanarak yerleştirilmesi ve bu
asayişsizliğin ortaya çıkış sebeplerinin tespiti.
B. Bölgede, ötede, beride dağınık bir hâlde varlığından söz
edilen silah ve cephanenin bir an evvel toplattırılarak uygun yerlerde toplanması ve muhafaza altına alınması.
C. Çeşitli yerlerde birtakım komitelerin bulunduğu, bunların asker toplamakta oldukları ve ordunun resmî olmayan bir şekilde bunları koruduğu ileri sürülüyor. Böyle komiteler mevcut olup asker topluyor, silah dağıtıyor ve ordu ile de münasebette bulunuyorlarsa kesinlikle men edilerek bu çeşit bağımsız komitelerin de kaldırılması.
Olduğu belirtiliyordu da görevinin vatanı kurtarmak olduğu yazmıyordu?
Evet, gelecek bölümde bu saçmasapan soruya ve başka sorulara cevap arayalım.
RESİM: Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'daki görevinin ve yetkilerinin ne olduğunu içeren Harbiye Nazırı Mehmet Şakir Paşa'nın imza ve mührünü taşıyan talimat.
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 7
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
15 Mayıs 1919'dan 19 Mayıs 1919'a 1 Bölüm '' Paşa Paşa Devleti Kurtarabilirsin ''

15 Mayıs 1919'dan 19 Mayıs 1919'a 1 Bölüm '' Paşa Paşa Devleti Kurtarabilirsin ''

Sami  Biber Sami Biber