Padişahım Çok Yaşa 4 Bölüm Fetvayla Geldi Fetvayla Gitti
PADİŞAHIM ÇOK YAŞA 4. BÖLÜM- FETVAYLA GELDİ, FETVAYLA GİTTİ
Çerkez Hasan olayından sonra padişah V.Murad iyiden iyiye meczup bir hal almış olsa da ilginç bir şekilde kendisinden çok beklenen Meşrutiyeti ilan etmeye de yanaşmıyordu. Meşrutiyeti ilan etse belki deliliği söz konusu olmayacaktı ama hem meşrutiyeti ilan etmeyen hem de deli olan bir padişahı ne yapsındı Sultan Abdülaziz’i tahttan indirip yerine Murad’ı getirenler?
V. Murad belki iyileşebilirdi ama bunu bekleyecek zaman değildi. Yerine geçici olarak birini tahta oturtmak gerekiyordu. İyi de kim olabilirdi bu?
Bu, olsa olsa veliaht şehzade Abdülhamit olurdu. Yalnız önemli bir sıkıntı vardı: Abdülhamit’i, amcası Abdülaziz ve ağabeyi Murat ile Avrupa ülkelerini ziyaret eden şehzade olarak biliyorlardı da başka da hakkında bir şey bilmiyorlardı.
V. Murat, şehzadeliğinde hayli haraketli, dışa dönük bir adamdı. Hatta İngiltere Kraliçesi Victoria, kızı Lousie ile onu evlendirmeyi düşünmüş ama sultan Abdülaziz bunu kabul etmemişti ama Abdülhamit öyle değildi. Tam bir kapalı kutuydu.
Mithat Paşa çekine çekine şehzade Abdülhamit’e ‘’ Geçici olarak ağabeyinizin yerine sizi tahta oturtmayı düşünüyoruz, ne dersiniz?’’ mealindeki soruyu sorduğu anda aldığı cevap şaşırtıcıydı.
Evet, şimdi II. Abdülhamit’i sevenler kızacak ama onlar kızacak diye doğruları yazmamak tarihçilik değildir düşüncesiyle devam ediyorum.
Şehzade Abdülhamit, 26 Ağustos’ta İngiliz Elçisi Henry Elliot’a adamını göndererek İngiliz hükûmetinin tavsiyelerini dinlemeye hazır olduğunu, Şark Meselesi konusunda İngiltere’yle iş birliği hâlinde çalışacağını ve devletin ekonomik durumunu düzeltip Avrupalı alacaklıları memnun edeceği konularında teminat verdiğini söyleyince Mithat Paşanın ağzı bir karış açık kaldı. İngilizler eğer Abdülhamit’i destekliyorsa karada havada padişah olurdu Abdülhamit’ten.
İyi de peki meşrutiyeti ilan eder miydi?
Çekine çekine onu da sordu Mithat Paşa.
Şehzade Abdülhamit tam olarak ne cevap verdi bilemiyorum ama sanırım ‘’ Meşrutiyet senin köpeğin olsun paşam. Ne demek, tahta bir oturayım ilk işim Meşrutiyeti ve Kanun-u Esâsîyi ilan etmek olacak ‘’ gibi bir şeyler söylemiş olmalıydı.
Geriye bir tek Padişah V. Murad’ı tahttan indirmek kalıyordu.
Yeni padişah adayı Abdülhamit’in tahta oturmak için ileri sürdüğü iki şartı vardı: 1- Padişahlığı geçici olmayacaktı 2- Kesinlikle hiç kimsenin kanı dökülmeyecekti. Yani ağabeyi Murad ve ailesinin kılına dahi dokunulmayacaktı.
Eh fetva ile padişahı tahttan indirme yolu açılmıştı bir kere.
Hasan Hayrullah Efendiye bir kez daha müracaat edildi.
93 Gün önce Padişah Abdülaziz’i tahttan indiren hal fetvasını hazırlayıp altını imzalayan Hasan Hayrullah Efendi bu sefer de Sultan V. Murad’ı tahttan indiren hal fetvasını yazdı ve altını imzaladı ama bu seferki fetva bir öncekinden çok daha kısaydı. Aynen şöyle:
SUAL: “İmâmü’l-müslimin cünûn-ı mutbik ile mecnûn olmağla imâmetden maksûd fevt olsa uhdesinden akd-i imâmet münhal olur mu? Elcevâb beyân buyrula.
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE: Müslümanların lideri (imamı) kalıcı bir delilikle deli olduğunda, liderlikten beklenen amaç ortadan kalkarsa, üzerindeki devlet başkanlığı (imamet) bağı düşer mi / makamı boşalır mı? Cevabının açıklanması rica olunur.
CEVAP: Allahü âlem olur. (En doğrusunu Allah bilir, olur. )
31 Ağustos 1876’da Mithat Paşa, Namık Kemal, Sadrazam Rüştü Paşa başta olmak üzere hal’ heyeti Topkapı Sarayı Arz odasında toplandılar. Önce sadrazam Rüştü Paşa, Padişah V. Murat’ın tüm çabalara rağmen hastalığının iyileşmediğini söyledi. Daha sonra hal fetvası okundu ve nihayet yan odada beklemekte olan Şehzade Abdülhamit’in huzuruna çıkıldı, eli öpülerek kedisine biat edildi.
V. Murat bir hal’ fetvasıyla gelmişti, gidişi de bir hal’ fetvasıyla olmuştu.
Ancak…
Ancak halk ve basın da Abdülhamit’i pek tanımıyordu. O sebeple V. Murat’ın tahta çıkışındaki coşku ve sevincin yarısı bile yoktu II. Abdülhamit’in tahta çıkışında.
II. Abdülhamit 7 Eylül 1876’da Eyüpsultan Camiinde kılıç kuşandığında da öyle olağanüstü bir coşku ile karşılanmadı ama yine de 7 Eylül 1876 önemli bir tarihti zira V. Murat tahta çıktıktan sonra kılıç kuşanma meresimi yapılmamıştı. Halk, ‘’Osmanlı’nın bu geleneği terk mi edildi?’’ diye düşünüyordu ki II. Abdülhamit terk edilmediğini gösterdi.
Evet, bundan sonra V. Murad, önce Topkapı Sarayında, hemen ardından da Çırağan Sarayında ikamete mecbur edilirken II. Abdülhamit söz verdiği gibi Kanun-u Esâsî(Anayasa) çalışmalarını başlattı.
7 Ekim 1876’da Mithat Paşa başkanlığındaki bir heyetin başlattığı çalışma sonucunda 23 Aralık 1876’da Kanun-u Esâsî hazırlandı ve ilan edildi.
Kanun-u Esâsînin ilan edilmesinden sonra yurdun her yöresinde iki dereceli seçimler yapıldı ve milletin vekilleri seçildi. ( mebuslar) Nihayet 19 Mart 1877’de milletin seçtiği vekiller (Mebusan Meclisi ) ve Padişahın belirlediği mebuslardan ( Ayan Meclisi ) oluşan Meclis-i Mebusan açıldı.
Ancak, Padişah II. Abdülhamit’in iktidarı başkalarıyla paylaşmak gibi bir niyeti asla yoktu. Hele de amcasının katilleriyle hiç…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.