Gurbetin rüzgarında
savrulan bir yaprağım,
Her esintide kökümden
bir parça kopar.
Memleketimin türküsü çınlar
uzaklardan,
Sızlatır her yanımı ciğerimi lime lime parçalar.
İçime çekerim hayalini
taşını toprağını özlerim,
Dağlarında kalmış
çocukluğumun neşesi.
Baba ocağında sıcak
bir çorba bekler belki,
Anılarım yanar
küllenmiş közünde ocağının.
Anne, senin ellerinde
çiçek açan bahar,
Şimdi gurbetin soğuk
ellerinde solgun.
Arkadaşlarım seslenir
boş sokaklarda,
Gözlerimde tüten
duman, yüreğimde kor.
Gurbet, seni anlatmak
zor,
Hangi kelimeler
yeter,
Hangi cümleler doğru?
Yüreğimin yarısı
memlekette kaldı,
Diğer yarısı burada,
Boş bir kadehte
boğulmuş.
Sıla hasretiyle içim
yanar, gözlerim dolar,
Gurbette günler,
yıllar birbirine karışır.
Her gece rüyalarımda
dolaşırım sokakları,
Issızlığım,
yalnızlığım kollarında sarar.
Gurbetin pençesinde
bir kuş gibi biçare,
Dönmek istesem de,
Yollar uzun
Ve yollar dikenli.
Zaman, gurbetin
içinde ağır ve yaralı,
Her anı, her saniyesi
içimde bir hançer.
Evim, yuvam, ailem,
dostlarım,
Sizden uzak geçen her
gün bana zindan.
Gurbetin soğuk
duvarlarında yankılanır,
Sıla özlemiyle
titreyen yüreğim.
Bir gün kavuşmak
ümidiyle yanarım,
O gün geldiğinde,
Sarılmak isterim sımsıkı.
Gözlerimdeki yaşlar
diner belki,
Memleketimin
toprağına kavuştuğumda...
Ben gurbetin yüreğinde,
Gurbet benim içimde...