Sami Hocamın Yazısına Nazire Bir Kazak İçin Bir Kız Kaçırılır mı
Efendim sitemizin editörü Sami Hoca'm dünkü paylaşımında bir kız kaçırma olayından bahsetmişti. Ona benzer bir olay da benim başımdan geçti. O'nun yazısını okuyunca bu hatıram aklıma geldi. Sizinle paylaşayım istedim.
Yalnız ben Sami hoca'm gibi kızı kendime değil başkasına kaçırdım.
Yıl takriben yetmişli yılların sonlarıydı. KTÜ kimya mühendisliği bölümünde öğrenciydim.Okul yurdunda kalıyordum önceleri sonra o zamanki öğrenci olaylarından bıkıp, usanan ve her an bir kurşun yiyerek acı haberimin gitmesinden endişe eden babam "İlla devlet yurdundan çıkacaksın"dedi tutturdu. Neyse o yurttan çıktık daha emin olduğunu söylenen öğrencilerinin siyasi olaylara bulaşmadığı özel bir yurda geçtim. Oradaki öğrenciler ne sağcı ne solcu hepsi futbolcuydu. Futbolcu olmaya futbolcular da beni asla futbolcu yapamazlardı.Sırf babamın gönlü olsun diye o yurda geçmiştim fakat arkadaşlarımın hepsi yine eski yuttaki arkadaşlarımdı.
Yıl takriben yetmişli yılların sonlarıydı. KTÜ kimya mühendisliği bölümünde öğrenciydim.Okul yurdunda kalıyordum önceleri sonra o zamanki öğrenci olaylarından bıkıp, usanan ve her an bir kurşun yiyerek acı haberimin gitmesinden endişe eden babam "İlla devlet yurdundan çıkacaksın"dedi tutturdu. Neyse o yurttan çıktık daha emin olduğunu söylenen öğrencilerinin siyasi olaylara bulaşmadığı özel bir yurda geçtim. Oradaki öğrenciler ne sağcı ne solcu hepsi futbolcuydu. Futbolcu olmaya futbolcular da beni asla futbolcu yapamazlardı.Sırf babamın gönlü olsun diye o yurda geçmiştim fakat arkadaşlarımın hepsi yine eski yuttaki arkadaşlarımdı.
Derken bir gün yeni yurttan edindiğim X ismindeki arkadaşımın bir köşede kara kara düşündüğünü gördüm Yanına yaklaşarak "Karadenizde gemilerin mi battı ne öyle atmaca kumrusu gibi düşünüyorsun? Suratından düşen yüz parça "dedim.
Arkadaşım "münasip bir yere gidelim bir çay içelim de sana anlatırım "dedi.
O zamanlar kafe yoktu kahvehane vardı. Bir kahvehaneye vardık, birer bardak çay söyledik ve başladı bizim arkadaş anlatmaya:
-Bunlar üç kardeşlermiş. Bir ağabeysi bir de kız kardeşi varmış. Anne babaları yıllar önce ölmüş. Çok fakir bir aileymiş. Çocukları dedeleri büyütmüş.Ağabey okuyamamış bir fabrikada işçi olarak çalışıyormuş. Kendisi de üniversiteyi kazanınca bu özel yurtta parasız kalıyormuş.Kız kardeşi de aynı yurdun kız öğrencilere özel dersler veren bölümünde öğrenciymiş. O da parasız kalıyormuş. Yurt halkın ve zengin iş adamlarının yardımı ile bu fakir öğrencileri okutuyormuş.Kızlara özel o kısmında da liseyi bitirmiş kız öğrencilere biçki, nakış, ev işleri, çocuk bakımı, terzilik gibi mesleki dersler öğretilip sertifika veriliyormuş. Bir nevi akşam kız liseleri, veya kız enstitüleri gibi. Yurdun öğretmenlerinden birisi bir kaza geçirmiş ve eşi vefat etmiş kazada. Sonra da yurdun müdürüne "Hocam ben evlenmek istiyorum. Bu yurdun kız bölümünde okuyan ve evlilik çağına gelmiş birisi varsa beni onunla evlendirin" demiş. Müdür bey de kız bölümünün idarecisi müdüre hanıma haber vermiş. O da bizim arkadaşın kız kardeşini sesleyerek "Bak kızım sen yetimsin, hem de fakir bir kızsın. Bizim burada bir öğretmenimiz vardı. Yakında trafik kazası geçirdi. Eşi ve çocuğu öldü. Şimdi evlenmek istiyor. Seni onunla baş göz edelim" demiş.
-Bunlar üç kardeşlermiş. Bir ağabeysi bir de kız kardeşi varmış. Anne babaları yıllar önce ölmüş. Çok fakir bir aileymiş. Çocukları dedeleri büyütmüş.Ağabey okuyamamış bir fabrikada işçi olarak çalışıyormuş. Kendisi de üniversiteyi kazanınca bu özel yurtta parasız kalıyormuş.Kız kardeşi de aynı yurdun kız öğrencilere özel dersler veren bölümünde öğrenciymiş. O da parasız kalıyormuş. Yurt halkın ve zengin iş adamlarının yardımı ile bu fakir öğrencileri okutuyormuş.Kızlara özel o kısmında da liseyi bitirmiş kız öğrencilere biçki, nakış, ev işleri, çocuk bakımı, terzilik gibi mesleki dersler öğretilip sertifika veriliyormuş. Bir nevi akşam kız liseleri, veya kız enstitüleri gibi. Yurdun öğretmenlerinden birisi bir kaza geçirmiş ve eşi vefat etmiş kazada. Sonra da yurdun müdürüne "Hocam ben evlenmek istiyorum. Bu yurdun kız bölümünde okuyan ve evlilik çağına gelmiş birisi varsa beni onunla evlendirin" demiş. Müdür bey de kız bölümünün idarecisi müdüre hanıma haber vermiş. O da bizim arkadaşın kız kardeşini sesleyerek "Bak kızım sen yetimsin, hem de fakir bir kızsın. Bizim burada bir öğretmenimiz vardı. Yakında trafik kazası geçirdi. Eşi ve çocuğu öldü. Şimdi evlenmek istiyor. Seni onunla baş göz edelim" demiş.
Demesine demiş buraya kadar niyyetler iyi ama hiç kızın fikrini soran , ikisini birbirine gösterip tanıştıran yok. Her şey bir emri vaki ile olmuş bitmiş sanki. Kızcağız hem yetimliğin ve fakirliğin verdiği eziklikle, hem de son derece utangaç olduğu için bir şey diyememiş bunu da bizimkiler olumlu cevap olarak algılamışlar. İş ciddiye binince kızcağız da uzaktan da olsa damat adayını görüp de en az aralarında iki kat yaş farkını anlayınca olmaz diye diretmeye başlamış.
Fakat bu diretme sadece içinde kalmış, dışa yansıyan bir şey yok. Durumu ağabeysine anlatmış. Ağabeysi de "İkimiz de burada parasız kalıyoruz. Eğer bu işe olmaz dersek ikimizi de yurttan atarlar" diye kara kara düşünmeye başlamış .Atmaca kumrusu gibi düşünmesinin sebebi buymuş.
Fakat bu diretme sadece içinde kalmış, dışa yansıyan bir şey yok. Durumu ağabeysine anlatmış. Ağabeysi de "İkimiz de burada parasız kalıyoruz. Eğer bu işe olmaz dersek ikimizi de yurttan atarlar" diye kara kara düşünmeye başlamış .Atmaca kumrusu gibi düşünmesinin sebebi buymuş.
Durumu bana anlatınca "O iş kolay kardeşinin kalacağı bir yer var mı?" diye sordum. Dedesinin yanında kalacağını söyledi.Anne ve babaları öldüğü için haliyle barınacakları bir evleri de kalmamış.
"Tamam" dedim öyleyse "kardeşini yurttan kaçıracağız.
" Yav dedi sen aklını mı yitirdin? Bizi yuttan atarlar.Para yok pul yok. Biz nerede kalacağız neyle okuyacağız?
"Sen kaçırmayacaksın ki ben kaçıracağım Güçleri yeterse atsınlar bakalım beni o yurdu başlarına yıkarım" dedim.
"Tamam" dedim öyleyse "kardeşini yurttan kaçıracağız.
" Yav dedi sen aklını mı yitirdin? Bizi yuttan atarlar.Para yok pul yok. Biz nerede kalacağız neyle okuyacağız?
"Sen kaçırmayacaksın ki ben kaçıracağım Güçleri yeterse atsınlar bakalım beni o yurdu başlarına yıkarım" dedim.
Hemencecik bir taksi bulduk. Durumu anlattık.Ertesi sabah taksiyi yurdun yakınlarında bir sokak başına zulaya yatırdık. Kardeşini yurda gönderdim kız kardeşi ile görüşmek bahanesiyle onu ve eşyalarını taksinin olduğu yere getirecekti. Plan gereği bir gün önceden kız kardeşine haber vermişti. Aynen de öyle yapıldı. Kız yurdunun görevlisi olan ve danışmada kalan yaşlı bayana kardeşini görmeye geldiğini haber vermelerini söylemiş bizimki. Tabii kız yurdu olduğu için erkekler yukarıya çıkamıyorlar ancak danışma dediğimiz bir odada görüşüyorlardı. Kızcağız haberi alınca aşağı inmiş. Ağabeysi ile anlaşmalı olduğu için kimseye göstermeden hemen özel eşyalarını da indirmiş. Ben de şöför ile beraber takside bekliyorum. Bir de baktım kapıdan çıkıyorlar. "Şöför bey hemen taksiyi kapının önüne çek" dedim. Onlara yanaşınca bavulu kaptığımız gibi bagaja kızı da taksiye attık. Son sürat yuttan uzaklaştık. Sonra da ver elini filan şehir.
Kızı götürdük dedesine teslim ettik.
Kızı götürdük dedesine teslim ettik.
Sonra ne mi oldu?
Kızın yurttan kaçırıldığı duyuldu. Ağabeysi müdüriyete seslendi. O da önceden anlaştığımız gibi bütün suçu bana attı. Beni seslediler. Öyle bir savunma yaptım ki gıkları bile çıkamadı. Oldu bittiye getirerek kızı istemediği birisiyle evlendirmeye kalkıştıkları için hepsini savcılığa vereceğimi söyleyerek tehdit ettim.
Yurttan atmak şöyle dursun kendileri kapattılar işi.
Hiç bir şey olmadı bize.
Yurttan atmak şöyle dursun kendileri kapattılar işi.
Hiç bir şey olmadı bize.
Bir sene sonra kızcağızı sevdiği amcasının oğluyla evlendirdiler. Düğünlerine gittim. Bir de küçük altın taktım. Tabii parasını arkadaşlardan topladık.
Arkadaşım elimde bir paket bana yanaştı ve sessizce "Kız kardeşim mutluluğunu sana borçlu. Bunu eliyle örmüş sana hediye olarak gönderdi lütfen kabul eder misin?"dedi.
Arkadaşım elimde bir paket bana yanaştı ve sessizce "Kız kardeşim mutluluğunu sana borçlu. Bunu eliyle örmüş sana hediye olarak gönderdi lütfen kabul eder misin?"dedi.
Açıp baktığım da bir kazak olduğunu gördüm.Kızcağız minnet borcunu ödemek için kendi elcağızıyla aylarca uğraşarak o kazağı örmüş.
Yıllarca giyindim kızcağızın elleriyle ördüğü o kazağı.
Kazak eskidi yıprandı gitti. Ama bu hatıra ne yıprandı ne gitti aklımdan.
Nuri Baş
Kazak eskidi yıprandı gitti. Ama bu hatıra ne yıprandı ne gitti aklımdan.
Nuri Baş
Sami Hocamın Yazısına Nazire Bir Kazak İçin Bir Kız Kaçırılır mı başlıklı yazı Nuri Baş tarafından
17.07.2024 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 15
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.