Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
5 (1 oy)

Edebiyat Evi Şairlerinin Issız Ada Macerası 14

14.Bölüm 

Ertesi sabah herkesin aklında tek bir şey vardı:

Eski kamp.

Kahvaltıdan sonra hazırlıklarını yaptılar. Bu kez amaçları sadece keşif değildi. Yıllar önce o koyda yaşamış insanların nasıl hayatta kaldığını anlamaya çalışacaklardı.

Sami Hoca yine küçük defterini cebine koyunca Gülüm Hanım dayanamadı.

"Sami Hocam, araştırmaya mı gidiyoruz yoksa tarih kongresine mi?"

Sami Hoca ciddi bir ifadeyle cevap verdi:

"İkisi arasında büyük fark yoktur."

"Nasıl yok?"

"İnsan geçmişi anlamaya çalışıyorsa her yer bir araştırma alanıdır."

Gülüm Hanım başını salladı.

"Tamam hocam, ama bulduğumuz ilk şey yemek olursa önce onu araştıracağız."

Herkes güldü.


Koya vardıklarında önce mağarayı incelediler.

Önceki gün buldukları tahta kutunun içindeki kâğıtları güneşte kurutmaya çalıştılar.

Sayfalar çok yıpranmıştı.

Bazı kelimeler okunmuyordu.

Ama ingilizce yazılmış birkaç cümle seçilebiliyordu:

"Adanın doğu tarafında tatlı su bulduk..."

"Balık çok..."

"Kuzey kayalıklarından geçen gemiler olabilir..."

Kaptan dikkatle düşündü.

"Demek ki bu insanlar de aynı şeyleri yapmış."

Gökdeniz heyecanlandı.

"Su bulmuşlar, balık tutmuşlar. Belki bizim bilmediğimiz yöntemleri de vardır."


Mağaranın arka tarafında küçük bir oyuk fark ettiler.Şampiyon elindeki feneri tuttu.

"Buraya bakın."

İçeride eski eşyalar vardı.

Bir metal kap...

Paslanmış bir tencere...

Kırık bir bıçak...

Ve hâlâ kullanılabilecek durumda olan kalın bir ip.

Herkes sevindi.

Ama en çok Sami Hoca heyecanlandı.

"İşte asıl değerli şey bu."

Elindeki eski not defterini gösterdi.

"Yazılar."

Bahtinur Cano gülümsedi.

"Hocam, herkes tencereye bakıyor, siz kâğıda."

"Çünkü tencere karnı doyurur, bilgi ise insanı yaşatır." Gülüm Hanım hemen cevap verdi:

"Ama hocam, aç insan bilgi okuyamaz."

Sami Hoca kahkaha attı.

"Bu yüzden ikisini de alıyoruz."


Kampın çevresini araştırırken önemli bir şey daha buldular.

Kayaların arasında küçük bir oyma işareti vardı.

Bir ok işareti...

Ve yanında birkaç çizgi.

Şampiyon eğilip baktı.

"Bu ne olabilir?"

Sami Hoca incelemeye başladı.

"Bir yön işareti olabilir."

"Yani?"

"Belki bir yere götürüyordur."

Herkesin merakı arttı.

Ok işareti adanın iç tarafını gösteriyordu.


Öğleden sonra yeni yolu takip etmeye karar verdiler.

Çok uzaklaşmadan küçük bir açıklığa ulaştılar.

Orada şaşırtıcı bir şey gördüler.

Yabani bitkilerin arasında düzenli sıralar vardı.

Sanki biri zamanında burada bir şeyler yetiştirmeye çalışmıştı.

Kaptan eğildi.

"Bu tarla mı?"

Redfer toprağı inceledi.

"Öyle görünüyor."

Gülüm Hanım şaşkınlıkla sordu:

"Yani burada kalan insanlar tarım mı yapmış?"

Sami Hoca gülümsedi.

"İnsan nereye giderse gitsin, bir süre sonra düzen kurmak ister."


Akşam üzeri kampa dönerlerken herkesin kafasında yeni düşünceler vardı.

Artık ada sadece hayatta kalmaya çalıştıkları bir yer değildi.

Geçmişte başka insanların da mücadele ettiği bir yerdi.

Belki onların hatalarını yapmayacaklardı.

Belki onların bulduğu yolları kullanacaklardı.

Ateşin başında Kaptan günlüğüne yazdı:

"Bugün geçmişten bir iz bulduk.

Anladık ki biz bu adada ilk değiliz.

Belki de burada kalmanın yolu, bizden önce kalanları anlamaktan geçiyor."

Tam o sırada Sami Hoca sessizce gökyüzüne baktı.

"Yarın kuzeye gitmeliyiz."

Herkes ona döndü.

"Neden hocam?"

Sami Hoca elindeki eski kâğıdı gösterdi.

"Çünkü burada bir cümle var."

"Neymiş?"

Sami Hoca yavaşça okudu:

"Kuzey kayalıklarının ardında denizi gören yüksek bir yer var..."

Bir an durdu.

"Belki de oradan yardım işareti göndermek mümkündür."

Ve ertesi gün için yeni bir keşif planı başladı.

Buna göre yarinki gidecekleri yol hem tehlikeli hem de uzun ve sıkıntılı olduğu için bayan ve yaşlıların kampta kalmasını teklif etti Çerkezoğlu kaptan ama Gülüm Hanım,
"Ben asker kızıyım ne tehlike beni yıldırır ne yolun uzun ve sıkıntılı olması, ben burada kalamam ben de geleceğim "deyince çaresiz kabul etmek zorunda kaldı Kaptan.Diğer bazı hanımlar da gelmekte ısrar edince isteğe bırakıldı. İsteyen kampta kalacaktı, isteyen de yarinki yolculuğa gelecekti.
Akşam yemeği erkenden yenildi ve gece nöbetçileri nöbete geçerken diğerleri de istirahata çekildiler.Biliyorlardı ki yarin uzun ve yorucu bir gün kendilerini bekliyordu.

Devam edecek

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Edebiyat Evi Şairlerinin Issız Ada Macerası 14

Nuri Baş Nuri Baş