Hikaye / Anı Hikayeler

Eklenme Tarihi : 13.01.2025
Okunma Sayısı : 251
Yorum Sayısı : 0
Balıkesirde Bir Kadın 9
BALIKESİR'DE BİR KADIN 9

"Balıkesir’i ister aşk dolu bir yavuklu gibi, ister dert ortağın kadim bir dost gibi bağrına bas; o, kalbine kök salar ve ruhuna hikâyelerini fısıldar." Evimden dışarıya çıktığımdan beri bir dua
gibi fısıdıyorum bu sözleri.
Ruhuma iyi geleceğini
düşündüğüm bu minik gezintiler tutkuya, bir kıvılcım gibi içimi ısıtmaya başladı. Yeniden bir rota belirlemeliyim diyorum. İç sesim
(Öncelikle bir dost ziyaretiyle başlamalı güne,) diyor. Kış
güneşine cakalı bir selam vererek yürüyorum...

Seri halinde yazdığım hikâyeler tavşanlar gibi ürüyerek çoğalıyor. Bu beni bir nebze endişelendiriyor sanki pazılların parçaları doğru yerleri bulamayacak gibi. Bahsini açmak kimine göre cesurca kimine göre üstünde durmam gereken bir ayrıntı. Keşfetmenin büyüsü, yalnızca bana değil, çevremdekilere de dokundu. Memleketimin yüzlerini, renklerini, kokularını tanıdıkça bu merak, bir salgın gibi yayıldı; ama bu salgın, öğrenme ve bağ kurma isteğiydi. Metin Savaş'la birlikte tarihi bir çanın peşine düşmemiz bir ilkti. Dostlarımın Balıkesir'e karşı bir sevgi hissiyatı vardı ama nasıl tutkuya dönüştüreceklerini bilmiyorlardı.

Çarşı merkeze yaklaşınca arıyorum "Kitap Kurdunu." Bir kahve içimlik olsa da görüşmek iyi gelecek ikimizede. Helvacı Adem buluşma noktamız.  Kucaklaşıyoruz özlemle iyi ki varsın sözleri dökülüyor dudaklarımızdan.
Zaman böyle anlarda dursun hiç akmasın istiyorum. Benim seyyah yanım ve yazılarım üzerine konu açılınca.
Flanör (Fr. flâneur), 'aylak kent gezgini' anlamında kullanılan kelimeyi lügatlatımın arasına katıveriyor Ebru. Yeni bir şey öğrenip ve keşfetmenin mutluğuyla dolup taşıyorum. 
Gezilere katılmak (Güneş gözlüklerini takıp hazırım dercesine gülümsüyor) arzusuyla içten bir yaklaşım sergileyince.
Aylaklığın bulaşı ve kabil
olduğuna da yeniden inanıyorum...

Yeni yol arkadaşıma hayırlı işler dileyip, gönderiyorum. Bu küçük mekanın verdiği huzur ortamı gelenlere kendini özel hissettiriyor. Bize güzel sunumlar yapan genç (limon konsepti) hanfendinin ilgisi karşısında burada biraz daha vakit geçirmeye karar verip. Son zamanlarda okuduğum kitabımın "Sessizliğe Hayranlık" kapağını açıp uzaklara dalıp gidiyorum.

Bir süre sonra gözlerimi kaldırıyorum. Bir Melodi gibi kulağıma hoş bir ses geliyor. Karşımda duran kız şapkama ve bana övgüler yağdırıp gidiyor. Bu arada şirinlik muskası taktığımı belirtmeliyim. Bu konuyla ilgili yine bir yerlerde okuduğuma göre. padişahın iltifatına mazhar olmak için sahiden de takarlarmış. "Padişah katına sıkça gidenlerin şirinlik muskaları peydahlayıp takınmaları kanundur ve de gözegelmeye karşı tetik durmaları kanundur."

Oturduğum sandalyeye kök salmadan kalksam iyi olur. Bir zamanların Ayı Gören
mahallesine yeniden döneyim. Yanlış duymadınız Aygören bir vakitler ayıların indiği bir yermiş.
Yine bu bilgiyi Aydın Ayhan hocamdan aldığımı belirtmeliyim.

Yazın her köşe başında yankılanan kahkahalar, havada uçuşan çocuk çığlıkları yerini derin bir sessizliğe bırakmış. Ocak ayının ayazı mahalleyi adeta içine çekmiş, kadınları sobalı odalarına, çocukları ise pencerelerin arkasına hapsetmiş. Sokaklar bomboş; sanki mahalle, uzun bir uykuya dalmış, gibi.

Bakıyorum da mahallede, sokaklara dizdikleri teneke kutulara dikilmiş çiçekleri korumak için, daha çok tedbir almışlar. Teneke kutularını sarıp sarmalamaları eski gazete kağıtları, üzerlerine giydirdikleri yün iplikler veya bez örtüler ne çok ihtimam göstergesi. Çiçeklerin donmasını önlemek için sulama işini sabahın erken saatlerine bıraktıkları, gün boyunca güneşin izini takip ettikleri ise aşikâr.

Mahalledeki kediler de değişmiş zamanla. Eskiden çöpleri karıştırıp, fare avlamak için geceleri sokaklarda dolaşan o vahşi bakışlı kediler, artık bu işlerle ilgilenmiyor. Gözleri iyice yumuşamış, hareketleri daha sakinleşmiş. Günü gün etmek için artık av peşinde koşmuyorlar; sadece bir zamanlar kaybettikleri o güveni yeniden kazanmış gibiler.

Hava yavaştan serinlemeye yüz tuttu. Eve dönüp doğru mutfağa koşup sonra sofra kurma faslına geçmeliyim. Kara kaşlı kocam aç kurtlar gibi bekliyordur. Yüzümde tatlı bir tebessüm dilimde inceden bir şarkıyla seri adımlarla yürüyorum.

"Bu akşam gün batarken gel
Sakın geç kalma, erken gel
Aman geç kalma, erken gel
Tahammül kalmadı artık
Aman geç kalma erken gel
Sakın geç kalma erken gel..."

H. Çiğdem Deniz
( Balıkesirde Bir Kadın 9 başlıklı yazı çitlembik tarafından 13.01.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu