BALIKESİR'DE BİR KADIN 22
06 Şubat 2025
Balıkesir ile ilgili yazılarımı yazmaya devam ediyorum. Birçok yazar gibi ben de kendim için yazıyorum. Bir yandan okumak, diğer yandan yazmak insanı geliştiriyor.
Kar yağışı kısa sürdü. Bugün sert havayı soluyup düşüncelerimi gezintiye çıkarıyorum. Soğuk hava, zihnimi açıyor sanki. Şehrin sokaklarında yürürken, geçmişin izleriyle bugünü harmanlıyorum. Her bina, her cadde bir şeyler anlatıyor. Belki de yazmanın en güzel yanı bu; gördüklerin ve hissettiklerin kelimelere dönüşerek bir iz bırakıyor.
Derken kendimi yeni açılan bir müzenin önünde buluyorum: Keşşaflar Müzesi. Bu bina, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ile Balıkesirliler Derneği'nin iş birliğiyle açılmış. İsmi ilgimi çekiyor. “Keşşaf” kelimesi, bilinmeyeni ortaya çıkaran, yeni şeyler keşfeden insanları çağrıştırıyor. Acaba içeride neler var? Balıkesir’in unutulmuş hikâyeleri mi, yoksa burada doğmuş bilim insanlarının, sanatçıların izleri mi?
Giriş kapısına doğru ilerlerken benimle birlikte bir karı koca da içeriye giriyor. Birbirimize sıcak bir tebessümle “Merhaba” diyoruz. Kış günü bir müzeye gelmek, demek ki onları da cezbetmiş. Belki de onlar da Balıkesir’in geçmişine dair bir şeyler öğrenmek istiyordur.
İçeriye girdiğimde tanıdık bir yüz karşılıyor bizi. Gökmen Bey’le tanışıklığımız olmasına rağmen pek baş başa oturup sohbet etmişliğimiz yoktur. Müzeyi adım adım bize o gezdirecek. Ne mutlu bana! Onun engin tecrübesini bildiğim için daha da keyifle dinleyeceğimi düşünüyorum.
İçerisi yüksek tavanlı. Giriş katta iki oda var; bunların ofis olarak kullanıldığını öğreniyoruz. Bulunduğumuz yerden başımızı yukarı kaldırdığımızda 94 "keşşafın" adını taşıyan yıldızları görüyoruz. Balıkesir Lisesi’nin savaş zamanında hiç mezun vermediğini ve bu yıldızların onların anısını temsil ettiğini öğreniyorum.
Bu yıldızlardan altı tanesi kırmızı, diğerleri beyaz renkte. İçim titreyerek dinliyorum hikâyelerini. Kırmızı yıldızlar evine dönebilen gazileri, beyaz yıldızlar ise vatan için şehit düşen o kınalı kuzuları temsil ediyormuş. Bir an için zaman duruyor sanki. O yıldızlara bakarken, yüzlerini hiç görmediğim ama ruhlarını hissettiğim gençleri düşünüyorum. Ömürleri baharında toprağa düşen bu yiğitlerin hatırasına duyduğum saygı, içimde derin bir sessizliğe dönüşüyor.
Tam karşımızda, Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen askerlerin isimlerinin yazılı olduğu künyeler, yıldız şeklinde sıralanarak tek bir toplu fotoğrafın üzerine monte edilmiş. Fotoğraf, savaşa gitmeden önce Balıkesir Lisesi'nin önünde çekilmiş.
Genç yüzler… Omuz omuza vermiş, henüz hayata tam başlamadan veda eden gencecik bedenler… O yıllanmış fotoğrafa eklenen künyeler, onların yokluğunu daha da hissedilir kılıyor. Sanki o an, yıllar öncesine gidip onlarla aynı karede duruyorum. Gözlerimde bir hüzün, içimde tarifsiz bir minnet duygusu… Balıkesir Lisesi’nin mezun veremediği o yıl, sadece bir eğitim kurumu için değil, tüm ülke için büyük bir kayıptı.
Gökmen Bey anlatmaya devam ederken, bu sessiz kahramanlara içimden bir selam gönderiyorum. Onlar, yıldızlara isimlerini değil, ruhlarını kazımışlar…
Tarihte yaptığımız yolculuğu bitirip, üst kata son bir kez göz gezdiriyoruz. Bu müze sadece bir bina değil, aynı zamanda bir hafıza mekânı. Geçmişin izlerini, kahramanlarının hatıralarını taşıyor.
Ayrılmadan önce Gökmen Bey, Mehmet Akif’ten bir şiir okuyor bize. Onun sesi, müzenin duvarlarında yankılanıyor. Sözcükler, ruhumuzda derin bir iz bırakıyor. Vatan sevgisiyle yoğrulmuş bu dizeler, burada gördüğümüz her şeyle daha da anlam kazanıyor.
Gökmen Bey’e tekrar tekrar teşekkür ederek ayrılıyorum Keşşaflar Müzesi’nden. Derin bir soluk çekerek yeniden insanların arasına karışıyorum. Ama içimde hâlâ o müzenin sessizliği var. Yürürken fark ediyorum ki, ben artık biraz daha suskunum…
H. Çiğdem Deniz
(
Balıkesirde Bir Kadın 22 başlıklı yazı
çitlembik tarafından
7.02.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.