BALIKESİR'DE BİR KADIN 21
31 Ocak 2025 Çarşamba
"Kendim ve dostlarım için ve zamanın akışını yumuşatmak için yazıyorum." – *Jorge Luis Borges*
Bugün annemi ve babamı ziyaret etmeye karar verdim. Annemi aradım, "Müsaitseniz size geleceğim," dedim. "Gel!" dedi mutlulukla. Ah, canım annem, her zaman olduğu gibi yolumuzu gözlüyor. Hemen börek siparişi verdi, beni her zamanki gibi sevgiyle karşılamaya hazırlanıyor.
Çıkmadan önce ortanca kız kardeşimi aradım. O da aynı düşüncedeymiş sanki; aramızda görünmeyen bir bağ var. Onunla bu şekilde iletişim kurmak, beni derinden mutlu etti. "Ev işlerini hallettikten sonra ben de gelirim," dedi telefonun diğer ucundan.
Küçük kız kardeşimi de aradım, ama cevap vermedi. "Daha sonra tekrar denerim," diye düşündüm ve hazırlanmak için soyunma odama geçtim.
Gardırobumdan siyah bir pantolon ve aynı renkte bir kazak seçtim. Üstüne mor bir hırkayla kombinimi tamamladım. Sadelik ve doğallık, günlük hayatımın bir parçası. Yalnız, renk renk şapkalarım olmazsa olmazım. Çevremdeki insanlar, şapkalarımın bana yakıştığını söylüyorlar. Bugün mavi üstüne kırmızı minik detayları olan bir bere taktım. Aynalarla her zaman barışığımdır.
Sevgili eşim bugün evde vakit geçireceğini söyledi. Biraz da keyifsiz. Onu anlıyorum; biraz dinlenmesi hiç fena olmayacak. Beni kapıdan uğurluyor. Şefkatle asansörden "Bay bay!" yapıyorum. O da bana aynı karşılığı veriyor. Arabama binip yola koyuluyorum.
Hava bahar günü gibi olsa da, bu mevsim için hiç de normal değil. Barajlarımızda su yok. Bu durum beni çok üzüyor. Doğanın dengesinin bozulması, gelecek için endişelendiriyor beni.
Tam arabayı park etmeye hazırlanırken küçük kız kardeşim Yasemin arıyor. "Ben annemlere geldim. Mine de işini halleder etmez gelecek derken." O da heyecanlanıp "Ben de gelirim," diyor.
Bugün ailecek güzel bir gün geçireceğimizi düşünüp heyecanım bir kat daha artıyor. Annemlerin bahçesi yine yeşilin tonlarıyla bezenmiş, yağlı bir tablo gibi. Ağaçların tomurcuklandığını görüyorum. Ah, yine aldanacaklar. Bu sene meyvelerden mahrum olacağız diye üzülüyorum. Pazara gittiğimizde el yakacak fiyatlar. Vah vah, yine karalar bağlamaya hazırım deyip silkelenip kendime gelmenin yolunu arıyorum. İnsanoğlu olarak ne değişken ruh halleri barındırıyoruz içimizde, inanılır gibi değil.
Annem kapıda heyecanla karşılıyor. İçeri giriyorum, üstümdeki montu ve şapkamı misafir odasına bırakıyorum. Sonra annemle oturma odasına geçerken babamı görüyorum. Yine uykuda, her zaman olduğu gibi. İnsan yaşarken ölüyor bazen. Babam artık yaşamın zul olduğunu ve ölümü beklediğini bana çok yakın zamanda dile getirdi. Zaten her zaman böyle değil miydi?
Kısaca hal hatır soruyoruz. Annem, "Kirlendik," diyor. "Güç ver." Tek söylediğim, "Anne, hadi ilk önce sen gir banyoya." Her gün balık gibi suya dalıp çıkan annem ne ara banyo yapmaya erinir olmuştu? Çok yorulmuştu zannımca, hayatın yüklerinden.
Bir süre sonra sırtını keselemek için girdim buhar dolu banyoya. Sonra babamı yıkadım, aynı bir çocuk gibi. Uzayan sakalını sevdim doya doya. Dualar döküldü ikisinin dudaklarından. O arada kızlar geldi; küçük kız kardeşimin büyük kızı Nihal de. Sevinçle kucaklaştık, hâl hatır sorduk. Ocağa çay koydular. Annemin ve babamın tırnakları kesildi bir yandan.
Gelecekten ve geçmişten birçok konu konuşuldu. Kâh güldük, kâh hüzünlendik çaylarımızı içerken. Babama Şekerci Orhan'ın dükkanına gittiğimi, onu hatırlayıp hatırlamadığını sordum. "Evet," diyerek başıyla onayladı. Orhan amcanın doksana merdiven dayamasına rağmen hâlâ çalıştığını söyledim. Babamı kimseyle karşılaştırmak gibi bir çabam yok. Sadece, "Niye bu kadar bıraktın kendini?" sözleri döküldü dudaklarımdan. Bir ağacın dallarında tek bir kuru yaprak gibi bekliyor. Bir rüzgâr çıksa bırakıverecek kendini.
H. Çiğdem Deniz
(
Balıkesirde Bir Kadın 21 başlıklı yazı
çitlembik tarafından
30.01.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.