Balıkesirde Bir Kadın 20
BALIKESİR'DE BİR KADIN 20

28 Ocak 2025

TTM'de bulunan On On da bir üçlemenin Safiye Sultan ilk kitabını okuyorum. Hadım Edilmiş Aşk, bir aşk hikayesi; tarihi bir kadının dilinden anlatılıyor.

Kitapta yer alan şu sözleri okuyunca gülümsüyorum:
"Elbisesi, kahverengiye olgun portakal kızıllığı arasındaydı ve üzerinde şeftalimsi, altın boyamalar vardı. Saten kumaş, aşığının kollarında kıkırdayan şehvetli bir zampara gibi bu zenginliğin pırıltılarıyla sanki yaramazca fingirdeşiyordu."

Bu betimleme, hem bir dönemin ihtişamını hem de tutkunun dilde nasıl güzel bir şekilde canlandırıldığını gösteriyor. Okurken hayal dünyamın canlandığını hissediyorum.

Günümüze dönüp, kitapta anlatılan tarihi bir kenara koyuyorum bir süreliğine. Kendime bir çay ısmarlamanın hiç de fena bir fikir olmadığını düşünerek kasaya gidip siparişimi veriyorum. Gerçi karton bardakta içmeyi hiç tercih etmem ama elden de bir şey gelmiyor.

Biraz önce eşim ve ben oğlumuzu tarihi garımızdan trene bindirip yolculadık. Bir annenin evlatları gelince bir sevinç kaplıyor içini, sonra da yaşadığı yere gönderirken o sevincin yerini bir hüzün sarıyor.

Şehrimizin birçok kolaylığı var, ama park sorunu gerçekten büyük bir dert. Yolcular ve karşılamaya gelenler için büyük bir zorluk teşkil ediyor. Ne yazık ki, bu soruna dikkat eden birileri yok. Bu kadar kolaylık içinde, küçük ama önemli bir sorun göz ardı ediliyor.

Ama ben çok kuvvetli bir inanca sahibim; bu eksikliğin bir an önce giderileceğine inanıyorum. Belki de bu yakarışım, yaşadığımız evren gibi gerekli birimlerin kulağına gider.

Evden çıkmadan önce yakın arkadaşlarımı aradım ve onların gelmesini beklerken yeni başladığım kitabın elli ikinci sayfasına gelmişim bile. Böyle olunca o hüzün havasını üstümden bir nebze attığımı hissediyorum. Oğlum canımın içi sen iyi olda derdimiz hasret olsun diye iç geçirirken, Cemile geliyor. Ter içinde, telaşla anlatıyor; hava sıcak olunca eve geri dönüp daha ince bir gocuk giymiş, sonra da otobüse koşarak zor yetişmiş. Tıka basa dolu olan otobüste üstüne afaganlar basmış. TTM'ye varmadan inmiş, bir nefeste anlattı yaşadığı her şeyi. Onun bu hallerini her zaman çok sevmişimdir.

Bir süre sonra telefonum çaldı, ahizenin diğer ucunda Gülseren ablam: "Neredesiniz?" diye soruyor. "Hemen içerdeyiz," diyorum. "Ben dışarda yer buldum, buraya gelin," diyor. Cemile'nin terinden bahsediyorum, "Biraz soğusun, geliriz." diyorum. Telefonu kapatıp bu sefer dışarıya yani yanına koşup sarılıyorum. "Ne içmek istersin?" diyorum. "Çay," diyor.

Daha çayımdan bir yudum bile almadan, maviş arkadaşım Neriman geliyor. Sarılıyoruz. Masaya oturur oturmaz çayı ona ikram ediyorum, o da kibarca reddediyor. "Çok fazla çay içtim, şimdi bir kahve hiç fena olmaz," diyor.

Balıkesir'in en köklü korosunda pekişti bu dostluğumuz. Müzik, bir şekilde bizi bir araya getirdi; notalar arasında kurduğumuz bağ, zamanla derinleşti. Birbirimizi tanıdıkça, sadece seslerimiz değil, kalplerimiz de uyum sağlamaya başladı.

Şimdi, her bir araya geldiğimizde, bu dostluğumuzun melodisi kulaklarımda çalıyor. Bir şarkı gibi, her notası farklı ama her birini bir arada seviyorum.

Koyu sohbetimiz ve bahardan kalma bu günü biraz da çarşıyı gezerek tamamlamak istedik. Gülseren ablayla, arada takıldığımız tostçumuza götürdük kızları, onlar da çok beğendiler. Sonra da, daha önce bahsettiğim Balıkesir'in meşhur şekercisine gittik. Şemsiyeli şeker almak, bahane tabii...

Şekerler, tıpkı çocukluğumun hatıraları gibi tatlıydı. O şemsiyeler, sanki zamanın durduğu anları sembolize eder gibi üst üste dizilmiş, kahveli şekerlerle birleşince başka bir dünyanın kapılarını araladık. Bu küçük ama anlamlı ziyaret, günün yorgunluğuna iyi geldi.

Şekerci Orhan amcaya yaşını sordum, gururla "1938" dedi, doksana merdiven dayamış. Geçen günde evlilik yıldönümlerini kutlamışlar sevgili eşiyle. Günümüz gençliğini gördükçe, onlar adına üzüldüğünü belirtip, "Ah o eski günler" diye hasretle uzaklara daldı.

Şimdiki zamanla eski zamanları karşılaştırdı, komşuluk ilişkilerinden tutun da okul yıllarına kadar, adeta birlikte yolculuk yaptık zamanda. O kadar derin bir sohbetti ki, sanki geçmişin izleriyle bir köprü kurarak, her anı yeniden yaşıyor gibiydik.

Yeniden görüşmek üzere diyerek ayrıldık yanından ve çocuklar gibi şen yürüdük. İçimde birikenleri yazmak için sabırsızlandığımı kimse anlamazdı, ama önemli olan o anı, o neşeyi yaşamak ve her anı hatırlamaktı.

H. Çiğdem Deniz
( Balıkesirde Bir Kadın 20 başlıklı yazı çitlembik tarafından 28.01.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu