Bu Dünya Çocuklar İçin Çok mu Fazla
Düşlerim, tekbir
getiren…
Ve düşüyorum içime.
Buğulu bir
tedirginlik sersemleştiğim ipe sapa gelmez cümleler kuruyor insanlar aslında
insanlar hayatlarını kurguluyor bense üşenmeden sevip ümit besliyorum insanlık
adına.
Bir kere hüznün
tetiği çekilmiş israf ediyorum bilumum duyguyu ithaf ediyorum ölü çocuklara ima
ediyorum ruhsuz bedenlere ve ifşa ediyorum hem hüznümü hem öfkemi.
Edebiyat iken tek
sığınağım Allah’tan sonra…
Bir şekilde ihya
ediyor iken yüreğimi…
İnfaz ediyorum iç
sesimi ve ölü çocuklar şehrinde, yalnızlığın voltasını atıyorum aslında racon
kesiyorum insanlı adına daha doğrusu yiten insanlık adına.
Çürüyen bir dünya
çürüyen ruhlar ve çürümeye yüz tutmuş ölü bir çocuğun o ufacık bedeni ve
dünyalara denk düşen çalınmış iken hayalleri.
Ölü çocuklar
cenneti aslında dünyanın da cehenneme tekabül ettiği ve istifli acılar ve isyan
ediyorum kılıksız gölgelere paye vermediğim kadar artık ne hayata ne umuda ne
de yarınlara paye veriyorum:
Bir çocuğun
hayalleri çalınmış iken ve de o ufacık bedenine değmişken elleri bir katilin
aslında nice katilin:
Öfkeliyim.
Ve yenik.
Ve de yanık kokan
şiirlerim yerlerde sürünüyor aslında çivisi çıkmış dünyanın karanlık gölgeleri
iken her birimiz yazmakla da bir yere varamıyorum içimin hengâmesi ve yüreği
Çıfıt çarşısı iken yenik düşen insanlığın…
Şair önümden giden.
Şiir peşini
kovaladığım.
Hikâyelerim alın
terim.
Keşke yazmaya da
yaşamaya da hiç mi hiç bulaşmasaydım.
Sobelendiğim değil
lades diyen hiç değil kor bir şehit ve kör iken insanlık tek kozum iken de
sevgi parçalıyorum yüreğimi cebelleşiyorum kendimle ve lanet okuyorum
insanlığa.
Metruk ve kaçkın
ruhlar şehri.
Tek şehir ya da tek
şair ne de binlerce şiir kesmiyor artık beni bense kestirmeden gitmek istiyorum
kabrime:
Yeni acılar
duymadan.
Yeniden çocuklar ölmeden.
Yinelediğim
dualarım ve dileklerim.
Umarsızım artık
kendi adıma.
Çocuklara değil mi
ki cennetten bir dünya bırakacaktır!!!
Gülüp geçiyorum
aslında gülmeden geçiyorum aslında geçebildiğim hiçbir yer hiçbir makam yok
ölümden gayrı.
Bir zamanlar ölümsüzlüğü
dilediğimde yalan artık bu saatten sonra ve insanlar ketum ve insanlık sırra
kadem basmış:
Neymiş efendim?
Bir eksik bir fazla
ne çıkacak ki?
Çıkarcı gölgelerin
kumpası.
Çıbanbaşı acıların
ve ölümlerin en acısı çocuksu düşlerimi de noktalayıp içimdeki çocuğun sesini
kısıyorum:
Bu dünya çocuklar
için çok mu fazla?
Cennet bildiğimiz
çocuk yürekleri körpe bedenleri bu kadar mı kolay koparılır hayattan?
Tayini çıkmayan
duygularım ve terk ettiğim makamlarım ne ki?
Oysaki…
Oysaki ben henüz
çocuktum.
Çokluğun değil
azınlığın sesi olsam da…
Bir çocuğa nasıl
dokunabilir ki bir ya da nice yabancının kirli eli ve küf kokan nefsi ve
nefesi?
Oysaki o, henüz bir
çocuktu…
Biz olmaya meyledemediğimiz
kadar da kendimizi insanlıktan men ettiğimiz…
O sadece ve sadece
bir çocuktu aslında sırf Narin de değil:
Narin ve nicesi…
Yazıklar olsun
hayat, sana verdiğim emeğe ve sevgiye!
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.