Hikaye / Efsane Hikayeler

Eklenme Tarihi : 24.03.2025
Güncelleme Tarihi : 24.03.2025
Okunma Sayısı : 147
Yorum Sayısı : 7
Peygamberler  Arası  Aşk İlişkileri-2.bölüm-


''EY  KURBAĞA KIZI  KURBAĞA!''  FASLI

Yalancı Peygamberlerden  ikincisi  Talha  bin  Huveylid  idi. Ancak Hz.  Muhammed, (S.A.S) kendisi hayattayken peygamberliğini  ilan  eden  bu  şahsı  aşağılamak  için asıl  adı Talha olan  bu herife Tuleyha ( Talhacık )  dediği  için  adı  Tuleyha  olarak  kaldı.

Tuleyha'nın  öyle  aşk  meşk  işleriyle  işi  olmamıştı.  O daha  çok  kendi  ümmeti için  namazlardaki  rüku  ve  secdeyi  bir  de  zekatı  kaldırması  ile  bilinir. 

Hz. Ebubekir  döneminde üzerine  gönderilen  Halid bin  Velid  karşısında  tutunamayacağını  anlayan  Tuleyha,  savaş  meydanından  kaçtı ve  eşi  Nevvar  ile  birlikte  Şam'a  yerleşti. 

Daha  sonra  tekrar  Müslümanlığa  dönen  Tuleyha  642  Yılında  öldü. 

Evet,  onunla  ilgili  yazacak  çok  şey var aslında  ama  bizim  konumuz  peygamberler  arası  aşk  ilişkileri  olduğundan  ve  dahi  Tuleyha  bin  Huveylid'in  bu  taraklarda  bezi  olmadığından  onu  pas  geçip  aralarında  aşk  ilişkisi  olan...  (Pardon  yahu. Aralarında  bir  ilişki  var  ama  aşk  mı  değil  mi  siz  karar  verin. ) biri  erkek  diğeri  kadın iki  peygamberin hikayesine  geçelim. 

*****
Efendim, bugün  az  buçuk  mürekkep  yalamış  her  kime  sorarsanız  sorun ''  Dünyanın  bilinen  ilk  feministi kimdir?''  Diye,  size ''Lilith ''  diyecektir. '' Ondan  sonra?''  Diye  soracak  olursanız  da 1748-1793 Yılları  arasında  yaşamış  olan Olympe de Gouges diyecektir  ama  hemen  söyleyeyim:  Lilith'i  saymazsak  dünyanın  ilk  feministinin Secah binti  Haris  olduğunu  rahatlıkla  söyleyebilirim. ( Lilith zaten bir efsane  kahramanıdır.  Oysa  Secah  Binti Haris varlığı  kesin  olan  bir  insandır )

Secah  Binti  Haris  kim  mi?

Secah  binti  Haris ''  Erkekten  peygamber  oluyor  da  kadından  neden  olmasın? ''  diyerek  dünyada  ilk  feminizm  hareketini  başlatan kadındır. 

Evet, peygamberliğini  ilan  ederek  erkek  egemen  toplum  düzenine  ilk  baş  kaldıran kadındır o. 

Peygamberlik kolay iş değil. Hele de kadınsan. Hele de 25-30   yaşlarında taze bir dul isen. Ne yapmak lazım? Millete göstermek lazım değil mi?

Yahu fesatlık yapmayın. Göstermek dediysek kastımız mucize.  Mucize  göstermesi lazım.

Uyanık Secah, çölün ortasında bir yere bir küp ziynet eşyası gömer. Daha sonra ‘’ Eğer benim peygamberliğime inanmıyorsanız falan yeri kazın bakın. Orada bir küp mücevherat var’’ der. 

İşin içinde mücevherat olunca bedevi Araplar koşarlar. Orayı kazarlar ve mücevheratı çıkarırlar. Eh o kadar mücevherat çıkar da millet Secah’a ‘’ Peygamberim çok yaşa  ! ’’ demez mi? Der.  Demesine der de yine de erkek egemen Arap toplumunda... 

[ Bu ‘’erkek egemen toplumda’’ lafına bayılıyorum. Sıkışık zamanlarda çok işe yarıyor. Kadınımız olsun erkeğimiz olsun her yerde bunu kullanıyor. Mesela sivrisinekten mi rahatsızsınız? ‘’Erkek egemen bir toplumda sivrisineklerin sıtma mikrobu taşımasını şiddetle kınıyorum’’ Ya da ‘’ Erkek egemen bir toplumda babalarımızın  erkek  olmasına  daha  ne  kadar  katlanacağız?''  gibi  ne  kadar  saçmalık  varsa  salla  gitsin.]

Neyse, konuyu dağıtmayalım. Erkek egemen bir toplumda Secah, poposunu yırtsa da öyle çok taraftarı olmaz. Hele hele bir de aynı anda bir başkası. Yani bir erkek, peygamberliğini ilan etmişse işi daha da zordur.

Evet aynı anda o sıralarda seksen beş yaşlarında olan Müseylemet'ül Kezzap da peygamberliğini ilan eder.

Asıl adı Ebu Sümame olan Müseylemet’ül Kezzab'a bu adı Hz. Muhammed(S.A.S) vermişti. Müseyleme ‘’ Müslümancık’’, Kezzab ise ‘’Yalancı-sahtekar’’ anlamına geliyordu.

İşin ilginç tarafı Müseyleme, Hz. Muhammed’in(S.A.S) peygamber olduğuna inanıyordu ama ‘’ Ben de peygamberlik işinde sana ortağım.’’ diyordu. Günümüzün amiyene tabiriyle ‘’ Hoop birader, sana o peygamberliği tek başına yedirmezler.  Gel  yarı  yarıya kırışalım’’ diyordu. Hele de Hz. Muhammed’in artık mescide gelemeyecek kadar hasta olduğunu öğrenince bu peygamberlik işine daha da hız verdi.

Oldukça müthiş bir şair ve hatip olan Müseyleme’nin ırkçı Arap kabilelerini Kureyş aleyhine kışkırtması, dolayısıyla da öteden beri ( Hatta Müslüman oldukları halde ) Kureyş’e diş bileyen kabilelerin onun yanında yer alması neticesinde peygamberliğini kabul ettirmesi zor olmadı. ( Peygamberimizin ‘’ ben Arabım ama Arap benden değildir’’ şeklinde bir hadisine uydurma derler lakin ben şu tutumlara bakınca o hadisin uydurma olduğu konusunda şüpheliyim.)

Evet, Müseylemet’ül Kezzab da Peygamberlik işine soyunmuştu ama çok ciddi olmasa da bir rakibi vardı: Secah Binti Haris.

Secah Binti Haris kendisinin  peygamber olduğuna zamanla  kendisi de o  kadar inanmıştı  ki  , Müseylemetü’l Kezzab’a bir elçi göndererek ‘’ Madem peygambersin, bana, Allah'tan sana vahiyle gelen bir ayet gönder bakalım.’’ dedi. 

Secah,  aklınca  ''  Bu  yaşlı  bunak  aha  da  şimdi  şapa  oturdu. ''  Diye  düşünüyordu ama  yaşlı  kurt  Müseyleme'de  hiç  de  şapa  oturacak  göz  yoktu.  Hele  de  konu  Allah'tan  vahiy  yoluyla  gelen  ayet  olunca  denizde  kum,  Meseyleme'de  ayetti. Hemen  oturdu  çadırında ve yedi  ayetten  müteşekkil Kurbağa  Suresinin  tüm  ayetlerini  yazdı: 

KURBAĞA  SURESİ 

"1-Ey kurbağa kızı kurbağa!
2-Ne diye ’nak nak, vak vak’ edip duruyorsun?
3-Yukarın suda, g.tün balçıkta.
4-Sen ne suyu bulandırırsın, ne de içene engel olabilirsin.
5-Yarasa sana ölüm haberini getirinceye kadar yerde bekle!"
6-Toprağın yarısı bizim yarısı Kureyş’in
7-Ama Kureyş saldırgan bir toplumdur.”

Şimdi  eminim  hepiniz ''Secah,  Müseylime'nin  kendisine  Kurbağa  kızı  kurbağa  dediğini  görünce  küplere  binip  ordusuyla  onun  üzerine  yürümüştür  garanti.''  Diye  düşünüyorsunuz  değil  mi?  Yani  normal  şartlarda  öyle  olması  lazım. Ama  öyle  olmadı. 

Nasıl  oldu  peki?

Gelecek  bölümde  şenlik  daha  da  büyüyor  ))))))

( Peygamberler Arası Aşk İlişkileri-2.bölüm- başlıklı yazı Sami Biber tarafından 24.03.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu