Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 18 Bölüm
AKMEŞE YOLLARINDA / BİR ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -18. BÖLÜM
30 Ekim
1918’de imzaladığımız Mondros
Ateşkes Antlaşmasıyla I.
Dünya savaşı Osmanlı
Devleti için de
sona ermişti ve Dünyada
hiç bir ateşkes
antlaşmasında göremeyeceğiniz şekilde
Osmanlı ülkesi-başkenti de dahil
- işgal
edilmekteydi.
13 Kasım
1918’de İstanbul’a giren İşgal
kuvvetlerinin ilk işi İttihatçıların peşine düşmek
oldu. Osmanlı Devletini I. Dünya
Savaşına sokup dört
sene boşu boşuna bir sürü
İngiliz’in, Fransız’ın, Anzak’ın kanının dökülmesine
sebep olan bu
insanları cezalandırmak istiyorlardı ( Özellikle
İngiltere istiyordu )
Bu konuda hükumete ve
Padişah Vahdeddin’e baskı
yapmaya başladılar.
Bu arada sadrazamlık makamında
bulunan İzzet Paşa, Sürgündeki Ermenilerin, yurda
dönmelerine izin veren
bir kararname çıkardı
ve özellikle Der-Zor’da ( Suriye
) bulunan Ermeniler geri
döndüler. Bu arada gerek Türkler,
gerek Ermeniler kendilerine çok
çektiren İttihatçıların bir an
önce yargılanıp en
ağır şekilde
cezalandırılmasını istediler.
İşte bu
istekler İngiltere’ye
aradığı bahaneyi vermişti.
Öyle ya
İttihatçıları yargılayacaktı ama
adamlara ‘’ Sen niye Almanların
yanında oldun da bize savaş
açtın?’’ diyemezdi. Onun yerine
‘’ Sen niçin Ermenileri
katlettin?’’ Dedi ve olay
bir anda Ermenilere karşı
içlenen katliam ve diğer suçların yargılanması
davasına dönüştü.
Geçen bölümde yazmıştım. İngilizler, Malta
Adasına götürüp yargıladıkları 144
kişinin hiç birinde Ermenilere karşı işlenmiş
bir suç bulamadı. Öyle ki
bırakın katliamı, Ermeni
mal ve mülklerini yağmalanmak,
hırsızlık gibi bir
suç işleyen de
yoktu. İki senelik bir
uğraşının sonunda hepsini
serbest bırakmıştı. [ Ermenilere
göre bu serbest bırakma, o insanlarda bir suç
bulamamaktan değil, Türklerin
elinde bulunan İngiliz
esirleriyle takas sebebiyleydi ]
Türkiye’de ise 21 Kasım 1918’de
Tahkik Heyetleri oluşturuldu,
bu heyetler pek çok
isim tespit ettiler
yargılamak üzere ve bu isimleri
16 Aralık 1918’de İstanbul’da kurulan
Divan-ı Harbî-i Örfî Mahkemesine
gönderdiler. ( Namı diğer Nemrut
Mustafa Paşa Divanına )
Bu kapsamda en
bilinenleri aşağıda
listesini verdiklerim olan
davalar görülmeye başlandı (
Yanlış anlaşılmasın sadece
13 Dava değil.
Daha çok var
ama en bilinenleri
bunlar.)
1- Yozgat Tehciri Davası 2- Trabzon Tehciri Davası
3-İstanbul/ Büyükdere 4- Elazığ(Mamuretü’l Aziz )
5- Der-Zor 6- Erzincan 7- Urfa
8- Amasya 9- Edirne 10- Karamürsel 11- Sivas
ve Koçhisar 12- Adapazarı 13 Harput Tehciri Davası.
Efendim bu mahkemelerde
kimler yargılandı tek tek
isim isim yazmam
mümkün ama bunu
çok da gerekli görmüyorum.
Evet, bu mahkemelerde pek
çok insan yargılandı
ama her türlü Nemrutluğuna rağmen
Nemrut Mustafa Paşa
da Malta’daki mahkeme
gibi fazla bir
şey bulamıyordu. Öte taraftan
adı mahkemeye gelen İttihatçıların neredeyse tamamı yurt dışına kaçmışlardı.
Bunlar içinde Ermenilerin en
nefret ettikleri isimlerden biri
olan Bahattin Şakir bile Malta’daki
mahkemede suçsuz bulunmuştu.
Ama İstanbul’daki Divan-ı Harbî-i Örfî
onu gıyabında idama
mahkum etmişti. ( Mamuretü’l Aziz
Tehciri Davasında )
[ Bahattin Şakir, Teşkilat-ı
Mahsusa’nın kurucularından olup
Ermenilerin en nefret
ettikleri isimlerin başında
geliyordu. Malta’daki yargılanmasında suçsuz
bulunup serbest bırakılınca Berlin’e
gitti. Orada Ermeni teröristlerce 17 Nisan
1922’de öldürüldü. Türkiye’de Adlî
Tıbbın kurucusu da
odur. ]
Evet, ne
kadar uğraşırsa uğraşsınlar Nemrut Mustafa Paşa
dahi mahkeme huzuruna
çıkanları suçlayacak ciddi
bir delil bulamıyordu
ama Ermenilerin yüreğini
soğutmak için kurban
gerekiyordu.
İlk Kurban Yozgat
Tehciri Davasından çıktı
ve Yozgat Mutasarrıfı- Boğazlayan
Kaymakamı Kemal Bey, 10
Nisan 1919’da İstanbul -
Bayezıd Meydanında idam edildi.
Son Sözleri: ‘’ "Ecnebi devletlere
yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun böyle
adalet! Çocuklarımı asil Türk milletine emanet ediyorum. Borcum var, servetim
yok. Üç çocuğumu millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın millet!". Olmuştu.
Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’in idamı
TBMM’de büyük bir
tepkiye yol açmış
ve 1922 Yılında Kemal
Bey ‘’ Milli Şehit
ilan edilmişti.
********
Şimdi Boğazlayan Kaymakamı Kemal
Bey üzerinden biz davamıza
ne kadar bağlıyız (!) Hep
beraber görelim.
En sıradan Ermeni
bile bugün bizim
Boğazlayan Kaymakamımız Kemal
Bey hakkında çok olumsuz da
olsa bir bilgiye sahiptir ama bir başbakanımızın haberi yoktur
Milli Şehidimizden. O
sebeple de Ermenilerin
yine ‘’ Ermeni Soykırımı ‘’ diyerek Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya
çalıştıkları 1996 Yılında
aynen şöyle der sayın Tansu Çiller: ’’ "Bazıları boğazlanan Kaymakam
Kemal Bey'in utancını Türkiye'nin üzerine damgalamak istiyorlar"
Bu ülkenin başbakanı
bile Bozağlıyan Kaymakamını
‘’ Boğazlanan Kaymakam ‘’ yapmışsa
sen haklı olduğunu,
soykırım yapmadığını kime
anlatırsın?
********
2021 Yılında MHP
İstanbul Milletvekili Feti Yıldız’ın,
Boğazlıyan’ın adının ‘’ Şehit Kemal ‘’ Olarak
değiştirilmesi ile ilgili
kanun teklifi TBMM genel
kuruluna bile gelmeden İçişleri Komisyonunda
bekletilmiş ve sonuçta
HÜKÜMSÜZ Olmuştur.
******
Peki diğer diğer idam cezası
alıp da cezaları infaz edilenler?
Onları da anlatacağım inşallah. Tabii ki
gelecek bölümde.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.