Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
5 (2 oy)

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 16 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 16 Bölüm

AKMEŞE YOLLARINDA / BİR  ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -16. BÖLÜM

‘’Bizde de  Vanlı  Seher  anlatır.’’  demiştim.  Bakalım  Seher Nenemiz  ne  anlatmış:

“Akşam oldumu bizim içimize Ermeniler gelirdi. 150 tane kadar kadın içinden 10-11 tanesini seçip götürürlerdi. Sabaha kadar bu kadınlara tecavüz ederlerdi. Bu kadınlar öyle olurdu ki kan revan içinde kalır, bırakıldıklarında bacaklarını gere gere yatar, oturamayacak durumda kalırlardı.

7 yaşındaki Fatma ve 9 yaşındaki Gülfaz defalarca tecavüze uğramıştı. Zahide ve Fatma adlı iki gelin zorla götürülürken kendilerini Mermit Çayına atmışlardı.

Van’lı Derviş Efendinin kızları Hayriye ve Şadiye, babalarının gözü önünde tecavüze uğradı.

 Van Şehrini basan Ermenilerden kaçabilmek için Van Gölü’ne yönelen Türkler çareyi vapurlara atlayarak Akdamar adasına gitmekte buldular ama bu vapurları yine Ermeniler işletiyorlardı. Onlara çok para verdiler kendilerini adaya götürmeleri için. Ermeniler onları adaya götürdü ama daha sonra Ermeni komitacıları da getirdiler oraya. O kadınlar orada Ermeniler tarafından defalarca ve günlerce tecavüze uğradılar. Bir grup kadın da ( Kırk ya da elli kişilik bir grup ) Başlarına gelecekleri anlayınca kendilerini Van Gölüne atarak intihar ettiler.

Dikkat edilecek olursa Ermeni anlatımında da Türk anlatımında da namuslarını korumak için kendini suya atan kızlar, kadınlar vardır ( Ermeni Fırat’a atar kendini, Türk Van Gölüne., Mermit Çayına... )

Peki başka benzerlikler var mıdır?

Olmaz mı?

Bir Ermeni olan Muşlu Şoğer Tonoyan (1901 doğumlu) şöyle bir hikaye anlatır:

“1915 yılının Vardavar günü katliam yapıldı. Türk askerleri Dağıstanlı Çeçenler getirip bizi katlettiler. Bizim köyü yağmalamaya geldiler; koyunları, mandaları ve malları alıp götürdüler

Halamın bir oğlu vardı; o gece gündüz benim
yanımdaydı; onu da götürdüler. Erkek kalmadı. Küçük büyük herkesi toplayıp, Avzut köyünün ahırlarına doldurdular, ateşe verip yaktılar.

İnsanları Malkhas Mardo ahırlarına doldurdular; ahırların etrafını ot yığınlarıyla çevirdiler; üzerlerine de petrol döküp ateşe verdiler. Ailemizden 60 kişi o ahırlarda yandı. O gördüğüm günü düşmanım görmesin. Sadece ben ve erkek kardeşim kurtulduk.

Önce, güzel gelinleri ve kızları götürüp Türkleştirdiler; ne kadar genç erkek-bebek var idi ise annelerinin kucağından kapıp zaptiye yapmaya götürdüler. Duman ve ateş ahırı sardığında, millet başladı öksürmeye ve boğuldu. Anneler çocuklarını unuttu gerçek bir Sodom-Gomor durumuydu. Yanan insanlar koşuşturup, duvarlara çarpıyorlardı; yere düşen kendi çocuklarını ayakları altında çiğniyorlardı. O gün kendi gözlerimle gördüğümü dağlardaki kurtlar görmesin.

…Diyorlar ki, o günü gören bir Türk molla, dayanamadı, kendini astı. O karışıklıkta insanların büyük bir kısmı boğularak öldü. Ahırın çatısı çöktü; çöktü, ölülerin üzerine düştü…[ Ermeni’nin  yaptığı  vahşet  karşısında  utancından  kendini  asan  bir Ermeni papaz da  var  mıdır  acaba? ]

Keşke ben ve küçük kardeşim de yanan 60 kişi gibi yansaydık da o imansız insanların acımasız ve Allah’sız kanununu görmeseydik. Köyümüzü,Vardenis,Mışakhışen, Ağbenis, Avzut, Khıvner ve çevredeki diğer köylerin bütün sakinlerini ahırların içinde yaktılar. O gördüğüm günü benim düşmanım görmesin…

Ahırın kirişleri yanınca, dam çöktü; ahırın üstünde bir gedik oluştu; alev ve duman o delikten dışarı çıktı; bize de hava geldi. Artık hava alabildiğimizden, ben ve amcamın kızı Areg bilincini kaybetmiş olan erkek kardeşimi elinden kolundan tutarak kaldırıp dama çıkardık. Ben ve Areg de yanmış kirişlerin, cesetlerin üzerine basarak o gedikten dışarı çıktık. Dışarı çıktığımızda, Türk askerlerinin çember oluşturmuş dans edip eğlenmekte olduklarını gördük. Onların söylediği şarkı bugüne kadar kulaklarımda çınlar:’’Yori yavrum yori! ’ [yürü yavrum yürü] deyip kılıçlarını birbirlerine çarptırarak dans ediyorlardı”

Muşlu  Şoğer  Tonoyan uzun  uzun  anlatır.  Buna  karşılık bizim 106  yaşında  olan  Binnet  Karaduman ninemiz  öyle  uzatmaz,  kısa  keser  hikayeyi  zira  Türk  Milleti  uzun  yazıları  okumayı  sevmez.

Evet, Binnet  Karaduman  kısaca  şöyle  anlatır  yaşadıklarını: ‘’

’’Bizim köyde herkesi camiye toplayıp toplu halde öldürdüler. Genç kız ve gelinleri de Ermenistan’a kaçırdılar.’’

Fevzi Leventoğlu ise Dayısı Bekir Höyük’ün anlattığı ve Van’ın Özalp İlçesinde cereyan eden bir olayı ballandırmadan, kısacık, az ve öz cümlelerle aktarır:

’’Dayımın anlattığına göre, Ermeni çetelerinin köye yaklaştığını duyan ve köyden uzaklaşmaya hazırlanan hamile bir kadın, tandırda ekmek pişirdiği sırada Ermeni çetelerinin saldırısına uğruyor. Kadının tandırda ekmek pişirdiğini gören çete üyeleri, ’Ekmeğin yanında kızarmış et ister misin?’ diyerek kadını tandıra atıyorlar.’’

******

Peki sadece  hikayeler  mi  birbirine  çok  benzer?

Hayır.

Aynı  fotoğraf  Türkler  tarafından da  Ermeniler tarafından  da  kullanılır

Üstteki  fotoğrafı Ermeniler  ‘’ Ermeni  Seks  Köleleri ‘’ Diye  paylaşırlar ( Yani  Türklerin,  soykırımdan (!) sonra  genelevlerde  seks  işçiliği yapmaya  zorladıkları  Ermeni  Kızları)  olarak,  Türkler  ise ‘’  Ermeniler tarafından  namuslarına  tasallut  edilen  Türk  kızları ‘’ Olarak…

Fotoğraf  eminim  ki  her  ikisi  de  değil çok  farklı  bir  şey  ancak  kesin  olan  bir  şey varsa  bu  ülkede Türklerin,  Ermeni  kızlarını  çalıştırdıkları  bir  genelev  olmadı  ama  bir  Ermeni’nin  Türk  kızlarını  çalıştırdığı  37  genelev  oldu.  Üstelik  bu  genelev  patroniçesi  öyle Türk adı  taşıyarak  kimliğini gizleyen  Ermenilerden  değildi.

Kimdi  Peki?

5 Mayıs  1925’de Atatürk’e  suikast teşebbüsü  sebebiyle  idam  edilen  Ermeni  Terörist  Manok  Manukyan  ile aynı soyadını taşıyan Matild  Manukyan’dı.

Evet,  araştırın  bakalım  maması ( patroniçesi ) Türk,  sermayesi ( çalışanları ) Ermeni  olan  tek  bir  genelev hiç  olmuş  mu  bu  ülkede?

GELİNİMİN YORUMU : Türkler,  genelevlere verip  de  bir  Ermeni’yi  ülkenin  en  zengini,  altı defa vergi  rekortmeni  yaptıkları parayı kitaba  vermiş  olsalardı, bugün  Ermeni  sorunu  diye  bir  sorunumuz olmazdı.

Doğru  söze ne denir  ki?

*****

Ha  bu  arada hiç  merak  ettiniz  mi?  Ermenistan’ın Erivan  şehrinin  belediye  başkanlarından  herhangi  birisi ‘’ Andranik  Ozanyan’ın  adını  bu  şehirden  sileceğim. ‘’  Demiş  midir?

Andranik Ozanyan  mı? 

Geçen  bölümlerde  adı  geçmişti.  Gelecek  bölümde  biraz daha  bahsedelim.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (2 oy)
  • Yorumlar 5
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 16 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 16 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber