EL FİLU MEL FİL BAHSİ
Mesaj kendisine gelince mest oldu Secah. ‘’ Lan bu gerçekten de peygamber zahir.’’ diye düşünmeye başladı. Dahası gözlerinden kırmızı renki kalp ikonları fırlamaya başladı.
Peki bir kadın, kendisine kurbağa diyen birine, üstelik de onu hiç tanımadan ve dahi kendisi 25-30, erkek 85 Yaşında ise böylesine aşık olur muydu?
Secah, bizim Kadıköy elitlerinden biri olsaydı parçalardı o herifi, peygamber değil isterse feriştahı olsun. Ama Secah, hep hafife aldığımız köylü ariflerindendi ve Kurbağa Suresinin 6. Ayeti mest etmişti onu. Ne diyordu 6. Ayet? ''Toprağın yarısı bizim yarısı Kureyş’in.''
''Toprağın yarısı bizim.'' Eğer Müseyleme'yi kafaya alıp onunla evlenirse ve dahi zaten gözü toprağa bakan Müseyleme çok yakın zamanda geberip giderse kimin olurdu Müseyleme'nin hak iddia ettiği topraklar?
Mevzuyu anladınız sanırım?
Sonra Secah , Müseyleme’ye tekrar elçi göndererek ‘’ Gel bi kahvemi iç hacı ‘’ dedi. ( Bu kısmı ben uydurdum ama sanırım buna benzer bir şey demiştir çağırırken.) Müseyleme ise ‘’ Gideyim bakalım. Bu Kurbağa suratlı karının derdi neymiş öğrenelim.’’ Dedi.
Sonunda iki peygamber (!) bir çadırda buluşurlar. Müseyleme bir baktı ki kurbağa dediği hatun piliç gibi. Secah baktı karşısında ahı da vahı da gitmiş bir herif. Ahı da vahı da gitmiş ama puştun gözler felfecri okuyor.
Müseyleme başladı lafa:
‘’ Tanrı sana ne dedi, ne söyledi?’’
Secah cevap verdi:
-Önce erkeklerin konuşması gerekmez mi? Asıl sen söyle Tanrı sana vahiyle neler söyledi?
Müseyleme Bu sefer Kadın Suresinden ayetleri okumaya başladı ( Okuyucuyu yanıltmayayım. Bu surenin adını bulamadım aslında ama olsa olsa kadın suresi demiştir diye düşünüyorum.)
''Baksana Rabbine, hamile kadına ne yaptı,
Vahşice vuruşların peşinden yılan gibi akan canlı bir varlık çıkardı.
Secah merakla sordu:
-Eeee daha sonra?
Müseyleme devam etti ayetlerine (!)
Allah kadınları öbek öbek yarattı
Erkekleri onlara eş yaptı
Onlara bir şey geçiririz
Dilediğimiz zaman da çekip çıkarırız
Bizim için yavru imal ederler.”
Secah mesajı gayet net bir şekilde anladı ve ‘’ “Senin peygamber olduğunu şehadet ederim!” dedi.
Müseyleme ‘’ Hatun tava geldi.’’ diye düşündü garanti ve hemen atıldı: ‘’ Matmazel bana verir misin elini’’ Yok yahuuuu. Elin Arabı ne bilsin matmazeli. Hem de o devirde. Kısaca ‘’ Benimle evlenir misin?’’ dedi.
Secah kikirdedi.
-Evlenirim evlenmesine de yüz görümlüğü, mihir? Onlar ne olacak? Ne vereceksin yüz görümlüğü ve mihir olarak?
Müseyleme coşmuştu.
-Mihir senin köpeğin olsun yavrummm. Bundan kelli sabah ve yatsı namazlarını kaldırdım. Nasıl beğendin mi?
Beğenmez mi? Bayıldı Secah. Onlara tâbi olan başta Beni Teymime olmak üzere diğer mürted ( dinden dönen) kabileler de bayıldılar peygamberlerinin( ! ) dinde yaptığı bumuhteşem reforma. Adam şak diye üç vakte indirmişti beş vakit namazı. ( Hay Allah ! Bana birini hatırlattı ya neyse. )
Sonra?
Bu evlilikten sonra Müseyleme’ye vahiyler sağanak gibi yağmaya başladı.(!) Müseylime ile evlendikten sonra Secah'a artık vahiy gelmez oldu doğal olarak. Hem ne gerek vardı ki aslan gibi (!) kocasına bol bol geliyordu nasılsa, ikisine de yeterdi gelen onca vahiy(!)
Haydi buyurun şimdi o vahiylerden(!) bir kuple geçelim.
Çok iyi bir şair olan Müseyleme'nin Kur'andaki Bakara Suresi 23. Ayete kafa tutması:
Evet, Bakara Suresi 23. Ayet der ki:
''Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).''
Müseyleme de kolları sıvar ve Kur'an'daki bir surenin aynısını yazar(!)
Kur'an'daki sure FİL Suresidir. Bu surenin okunuşu ve manası şöyledir.
OKUNUŞU:
Elemtere keyfe fe’ale Rabbuke bi-ashâbi’l-fîl.
Elem yec’al keydehum fî tadlîl.
Ve ersele ’aleyhim tayran ebâbîl.
Termîhim bi-hıcâratin min siccîl.
Fece’alehum ke’asfin me’kûl.
MEALİ:
Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?
Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı?
Onların üstüne sürü sürü kuşlar gönderdi.
O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu.
Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.
Şimdi de Müseylemet'ül Kezzab'ın yazdığı nazire. ( O da Fil Suresi demiş )
FİL SURESİ
OKUNUŞU
“El-Fîlu me’l-Fîlu ve mâ edrâke me’l-fîlu lehu zenebun kasirun ve hurtumun tavil.
MEALİ:
Fil
Öyle ya sen filin ne olduğunu nereden bileceksin onun uzun bir hortumu vardır!
Gelecek bölümde Müseyleme'ye vahiy yoluyla gelen (!) bazı sureler, ayetler ile yakın zamanımızın hem mehdisi hem resulu, hatta daha da ileri giderek kadir-i mutlakı, hakim-i Mutlakı olan( Hâşâ, sümme hâşâ) İskender Evrenosoğlu'nun ''Risalet Nurları '' adını verdiği kutsal(!) kitabından bir kaç sure ve ayet örnekleri verelim inşallah.