Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 23 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 23 Bölüm

AKMEŞE YOLLARINDA / BİR  ERMENİ MESELESİ HİKAYESİ -23. BÖLÜM

Bu  bölüme  Van’dan  başlayacağım ancak  size anlatacağım  ilk  hikaye  Ermeni  Meselesi  ile  ilgili  değil  Van  Gölü  Canavarı  ile  ilgili  olacak.

Ermeni  Meselesi  ile  Van  Gölü  Canavarı  ne alaka?

Göreceksiniz  efendim  inşallah.

*****

28 Şaban 1306 ( 29  Nisan 1889 ) Tarihli  Saadet  Gazetesinde yer  alan  bir  habere  göre Van’da yaşayan  bir  vatandaş,  gölde  abdest alırken  aniden  bir  canavar  onu  kapar  ve  kaybolur.

O  günlerde  ülkemizde  bugünkü  gibi herbokaloglarımız  olmadığı  için  haber  biraz  heyecan  uyandırsa  da devletin  1878’den  beri  silahlanan  Ermeniler  gibi  bir  sorunu  olduğundan  üzerinde  durulmaz. Hem  üzerinde durulsa ne  olacaktır  ki?  Turizm henüz dünyanın  gündeminde değil.

Neyse efendim  aradan  yıllar  geçer.  İç  ve  dış  turizm  artık  ülkelerin  ekonomisi  için  önemli  bir  gelir kaynağıdır.

1933  Yılında İskoçya’nın Highland  denilen  bölgesindeki  Loch Ness gölünde adamın biri  dinozora benzer  bir  canavar  gördüğünü  söyler.

Hiç  bir  İskoç ‘’ Hadi yaaa  gölde  dinozor  gibi  bir canavarın  ne  işi  var?’’ demez.

‘’Dinozorlar gölde  yaşayamaz’’ diyen  olmaz.

Açık oturumlar  tertiplenip  ülkelerinin  uzman  canavar  bilimcileri  bu  çağda  dinozor  gibi  bir şeyin varlığına  inanmanın saçmalık  olduğundan  bahsetmez.

Gölde  herhangi  bir  canavarın  olmadığını  kanıtlamak  için  kıçını  yırtmaz.

Tam tersine  canavarlarına  bir  isim  verirler: Nessie.

Var  olmayan  canavarlarını  bağırlarına  basarlar.

Ve  ne  olur  bilir  misiniz?

20.000 Nüfuslu  bir yerleşim  yeri  olan  Loch Ness’e  bugün  halen  her  sene  1.5. Milyon  turist  gelir  sırf  Lochness Gölü  Canavarını  görebilmek  umuduyla.

Bizde ne  olur?

Bizde de  1993 Yılında bir vatandaş  Van  gölünde  yüzen  bir canavar  görür.  Hatta  fotoğraflarını  filan  çeker  yayınlar.

Hemen  peşi  sıra  tv  kanallarında  açık  oturumlar  düzenlenir.

Canavarlar  konusunda  uzman hakimlerimiz,  mühendislerimiz,  siyaset adamlarımız,  ilahiyatçılarımız, psikologlarımız,  sosyologlarımız, herbokaloglarımız,  Van  Gölünde  her hangi  bir canavar  olmadığını  bilimsel  olarak  kanıtlamak  için  kıçlarını  yırtarlar.

Neticede  göldeki  o  canlının  manda  olduğuna  karar verilir. Van gölünde  bir canavarın  olması  mantıklı değildir  ama  bir  mandanın   yüzerek  Van  Gölünü  boydan boya  kat etmesi  mantıklıdır.

En  son neticeye  gelelim:

Van  şehrimiz ve  dolayısıyla tüm Türkiye  aynen  Loch Ness  kasabası  gibi,  gölündeki  canavar ( olsun  ya da  olmasın ) sayesinde muazzam  bir  gelir  kaynağı, ayağına  kadar gelmişken  bu  fırsatı teper.

Çünkü  senin  inanmadığın  bir  şeye yabancı  hiç   inanmaz.

Ermeni  meselesinde de durum  böyledir.

Sadece  Ermeniler  ‘’  Türkler  bize  soykırım  uyguladı ‘’ Demiyor  ki.

Bakıyorsun  Kadının  adı  Ayşe. Peygamberimizin  eşinin  adı.  Türkiye’de  en  yaygın  isim  ama ‘’  Türkler  Ermeni  Soykırımı  yaptı’’  diyor.

Kadının  adı  Elif.  Allah’ın adını  onun  adı  olan  Elif ile  yazmaya  başlıyorsun ama o da  Türkler Ermenilere  soykırım  uyguladı  diyor.

Adamın  adı  Orhan. Osmanlı  Devletinin  asıl  kurucusunun  adını  taşıyor  ama  tam  bir  Osmanlı  düşmanı.

Adamın  adı  Yılmaz--- Mehmet  Akif İstiklal  Marşını  yazmasaydı bugün  Kazım  Karabekir’in  ‘’Türk Yılmaz Marşını ‘’ okuyor  olacaktık  İstiklal  Marşı  olarak. Ama  adam  Türk’ten  o  kadar uzak  ki. ‘’ Türkler,  Turan  sevdası  yüzünden  1.5 Milyon  Ermeni,  700.000  Kürt katletti.’’  Diyor.

Sonra da  biz  elin  yabancısına dert anlatmaya  çalışıyoruz
‘’Ermeni Sorunu  1915’de  birden bire  durup  dururken  ortaya  çıkmış  bir  sorun  değildir. İnanmazsan 1878 Berlin  Antlaşmasına  Ermeni  temsilcisi  olarak  katılan  eski  Patrik  Hırımyan’ın,  Ermenistan’a gitmeden  önce  Van’da yaptığı konuşmaya bak ‘’ Diye…

Ne demişti  Hırımyan  Ermenilere?

‘’ Biz  Berlin’e  elimizde  kağıtla  gittik  ama  orada gördük  ki  masada  oturanların  hepsinin  elinde  kılıç  vardı. Onlar her  istediklerini  aldılar, biz elimizdeki  kağıtla  kala  kaldık. Eğer  Büyük  Ermenistan’ı  istiyorsak  biz de elimize  kılıç  almalıyız.’’

Ellerine  kılıcı  aldılar  mı?  Aldılar.

Bu  kılıcı  kime  karşı  kullandılar?  Türklere  karşı.

Haydi anlat bakalım  bir  Amerikalıya,  Fransız’a,  Alman’a, İngiliz’e  vs.

Adam  demeyecek  mi : ‘’ Bana  anlatma.  Sen  önce  senin  Hasan  Cemal’ini,  Tamer Akçam’ını,  Ayşe  Hür’ünü,  Elif  Şafak’ını, Orhan  Pamuk’unu,  Yılmaz  Güney’e  adeta tanrıya  tapar  gibi  tapanlarını  ikna  et,  sonra  beni  ikna  edersin. ‘’

Ya  da mesela  bana  ‘’ Yahu sen  hele  yazdıklarını en  fazla 20 Kişiye  okut,  onlar  anlasın,  sona  bana  anlatırsın. ‘’ Demeyecek  mi?

Sormayacak  mı?  ‘’ Ermeni, taaa 1919’da  İstanbul’da, 1967’de  Erivan’da  Soykırım  Anıtı  dikerken sen  taaa  1999’a  kadar neyi  bekledin de  ancak  o  tarihte  Iğdır’da dikebildin  Türk  Soykırım  Anıtını?’’

*********

Ailemizin  4 Numarası  olan  kardeşim  Naci’nin  yorumu  ile  noktalıyorum:

Değerli  Abim.

Bugün  Türkiye Nüfusu üçe  ayrılmış  durumdadır.

1- Ülkemizin  kim/kimler  tarafından  yönetildiği,  nasıl  yönetildiği  zerre  kadar  umurunda  olmayan  kesim.  Ellerinden  bilgisayarlarını,  tabletlerini  akıllı  telefonlarını  alma da devleti  isterse  Yunan  ya da Ermeni  yönetsin  farketmez onlar için. ( Her ne  kadar genç  kesim  ise de  orta yaşlı ve  hatta  yaşlılardan da  bir hayli  var  bu  kesimde. Bu  kesim  nazarında  isterse dünya  yıkılsın  yeter  ki  akıllı  telefonlarına,  tabletlerine,  bilgisayarlarına  bir  zeval gelmesin,  hiç  kimse  onları  bu  üçlüden  mahrum  etmesin.

2- ‘’Yahu  sen Türk’sün  Türk davasına  hizmet  etsene,  neden  elin  gavurunun borusunu öttürüyorsun ‘’ diye  sorduğunuzda  size ‘’ Türkiye bana ne verdi ki ben Avrupalı gibi Avrupa'ya tatile gidebiliyor muyum? Bir aylığımı cebime koyup Akdeniz sahillerinde Bodrum'da Alanya'da Fethiye'de tatil yapabiliyor muyum? Yapamıyorum.  O  halde ne  diye  Türkiye  davası  göreceğim  ki?  ‘’ Diyen  grup

3- Geriye  kala  kala  bir  avuç  gerçek vatansever kalıyor. Diğerlerinin gürültüleri  içinde  onların  da sesi duyulmuyor.

*****

Pardon. Akmeşe ile  başlamıştım  Akmeşe  ile  bitirecektim  değil  mi?

Yazacak  bir  şey  yok  Akmeşe  hakkında.

Son  aldığım  haberlere göre  parsel  parsel  Yahudilere  satılıyormuş.

Akmeşe,  eski  Akmeşe  olmaktan  çıkıp  tamamen bit  tiny  house  şehri  olma  yolunda  hızlı  adımlar  atıyormuş. ( Tiny  House ne  demekse  artık )

----------------------BİTTİ -------------

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 7
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 23 Bölüm

Akmeşe Yollarında Bir Ermeni Meselesi Hikayesi 23 Bölüm

Sami  Biber Sami Biber