Kussar Krallığından Metin Hoca'ya Sandıklı'nın Meşhurları 1 Bölüm
KUSSAR KRALLIĞINDAN METİN HOCA'YA SANDIKLI'NIN MEŞHURLARI.--1. BÖLÜM --
1- FASIL: KISA TARİHÇESİ - TÜRK TARİHİNDE İLK KEZ BİR MAHKEMENİN BİR HAYVANA GIYABINDA CEZA VERMESİ- KUBBESİ OLMAYAN KUBBELİ CAMİİ VE DÖRT YÜZ NÜFUSLU KÖYDEKİ DÖRT MİNARELİ CAMİ
Efendim, geçenlerde hayat hikayesinden bir kesiti şiir olarak yazdığım Metin Hoca'nın memleketi ve benim 1996-2004 Yılları arasında görev yerim olan Sandıklı'nın, bazı Sandıklılılar tarafından bile pek bilinmeyen hikayelerini anlatmaya çalışacağım sizlere.
Bu arada hemen belirteyim ''Adı Metin'di '' Başlıklı şiirimin kahramanı olan Metin Hocanın tam adına da fotoğraflarına da ulaştım ( Yayınlayacağım inşallah )
Şimdi en baştan başlayalım.
Sandıklı, Anadolu'muzun en eski yerleşim yerlerinden biri. Tarihi Milattan önce taaa 2700 Yıllarına kadar uzanıyor.
Bugün Sandıklı'ya bağlı bir köy durumunda olan Kusura ( Sandıklıda genelde Kusura Kasabası denir. Köy demez kimse ) daha sonraları karşımıza Hitit Krallı olarak çıkacak olan Kussar Krallığının merkeziymiş.
Frigler döneminde onların Pentapolis ( Beş Şehir ) dedikleri yerler de bugünkü Sandıklı topraklarıymış. { Otrus (Çorhisar), Bruzus (Karasandıklı), Eucarpeia (Emirhisar), Hierapolis (Koçhisar) ve Stectorion (Menteş) }
Fazla uzatmadan devam edecek olursak: 1071'de Anadolu'yu yurt edinmeye başlayan Türkler, 1076 Yılında Sandıklı'yı ele geçiriyorlar ve şehri feth eden komutan Alparslan'ın komutanlarından Emir Sanduk Bey olduğu için şehre Sanduklu ( Sandıklı ) Deniyor.
Sandıklı, Türklerin Anadolu'da ilk feth ettikleri yerlerden birisi olmasının yanı sıra 1176 Yılında Bizans ile Anadolu Selçukluları arasında yapılan ve kazandığımız zaferle Anadolu'yu Türk Yurdu yapan Miryokefalon Savaşı da Çivril'in Homa köyünden Sandıklı'nın Kızılören Kasabasına doğru gelen Düzbel geçidinden sonra Sandıklı Ovasına kadar uzanan Durucasu Deresini de içine alan bölgede cereyan etmiş.
Osmanlı'nın Evliya Çelebi'si Sandıklı için aynen şöyle diyor seyahatnâmesinde:“ Sandık dolusu mallı ve mahsulatlı kazadır. Cümle 350 toprak örtülü evdir. 3 mahalle 4 mihraptır. 40 leblebici dükkanı vardır.
Milli Mücadele yıllarında ( 1918-1922 ) Sandıklı'da üç taburlu bir piyade alayı, üç bölüklü bir süvari alayı, iki toplu bir dağ bataryasından meydana gelen ''Sandıklı Müfrezesi '' adlı bir Kuvay-i Milliye teşkilatı kurulmuştu. Bu müfreze daha sonra düzenli orduya katıldı ve İzmir'in geri alınmasına kadar düşmanla savaştı.
Şimdi gelelim şu ilginç bir hayvana gıyabında ceza verilmesi davasına.
******
1912 Yılında ( Yani Osmanlı Devleti’nin İtalya ile Trablusgarp Savaşını yaptığı yıllarda ) Sandıklı’da, Tokatlızade Ahmet adındaki bir çiftçinin tarlasına köstebekler dadanmış. Adamcağızın patateslerini mahvediyorlarmış hain köstebekler.
Adam o kadar bunalmış ki, sonunda gitmiş Sandıklı kadı naibine ( Yani vekil hakim ) köstebeklerden şikayetçi olduğunu belirten bir şikayet dilekçesi vermiş.
Kadı naibi ciddi ciddi bu dilekçeyi incelemiş ve hatta hüküm bile yazmış.
Yazdığı hükümde Köstebekleri bir daha tarlaya zarar vermemeleri konusunda uyaran kadı naibi '' Bundan böyle bir daha yapmamaları hususunda köstebekleri uyardığı gibi ve o güne kadar verdikleri zarardan dolayı da hepsini Allah’a havale ediyor. Sonra, mahkeme kararını dört nüsha çoğaltıp Tokatlızâde Ahmet'e veriyor ve '' Bunları tarlanın dört bir tarafına göm.'' Diyor.
Vallahi ben Murat Bardakçı'nın yalancısıyım ama yalan da değil. Onun Hürriyet Gazetesinin eki olarak yayınlanan bir tarih dergisinde okumuş hatta o mahkeme kararının fotokopisini de görmüştüm.
*****
Peki Kubbesi olmayan Kubbeli Camii'nin hikayesi nedir?
Efendim Sandıklı'da Kubbeli Cami adıyla bilinen caminin bir kubbesi yoktur.
Yanlış anlaşılmasın caminin üstü açık değildir elbette ama üstünde olan şey bir kubbe değil bir kiremit çatıdır.
Eee o halde neden bu camiye '' Kubbeli Camii '' Denmiş?
Onu az sonra anlatacağım ama Kubbeli Camiinin bir başka ilginç özelliği daha vardır. Caminin giriş kapısı Kıble'ye yönelik değildir. İçeri girince yaklaşık 45 Derece sola dönmeniz gerekir. Mihrap da o yöndedir. Cuma günleri ise minberdeki imamı -görerek- dinlemek için 45 derece sağa dönmeniz gerekir zira Minber sağ taraftadır.
Evet, kubbesi olmayan bir caminin adı neden Kubbeli Cami'dir?
Sandıklı'nın Fethi sırasında Türk ordusu içinde yer alan maneviyat erlerinden biri de Kabuli Baba adındaki bir Allah dostudur. Kabuli Baba fetih esnasında şehit düşer ve öldüğü yere, yani bugün Kubbeli Camiinin bulunduğu yere defnedilir. Daha sonra da buraya bir mescit yapılır ve mescide '' Kabili Mescidi '' denir. Ancak '' Kabuli '' Halkın dilinde zamanla Kubbeliye dönüşür ve en azından benim ayrıldığım 2004 senesine kadar bir kubbesi olmayan bu camiye Kubbeli Cami denir.
Ama bu Camiye '' Zeynep Camii '' de deniyormuş ( Ben yeni öğrendiğim için ''deniyormuş.'' diyorum.
Peki neden Zeynep Camii?
Çünkü yılların tahribatıyla defalarca yıkılan bu camiyi 1957 yılında zamanımızdaki haline getiren ( ya da gelmesinde çok büyük katkısı olan ) kişi fotoğrafta gördüğünüz Zeynep adındaki kadınmış.
Ben görmesem de Kabuli Baba'nın, hatta Bayezıd-ı Bestami'nin türbeleri de bu caminin civarlarındaymış.
Ama Yunus Emre ve Tapduk Emre'nin türbelerini bizzat gözlerimle gördüm Sandıklı'da. Bir de 300-400 Nüfuslu bir köy olan ( O yıllarda nüfusu öyleydi şimdi nasıldır bilemiyorum. ) Kızılca Köyünde 2001 Yılında yapılan üç katlı, dört minareli camiyi gördüm. Sanırım dünya üzerinde böylesine küçük bir köyde dört minaresi olan üç katlı tek cami Sandıklı / Kızılca Köyü Camii'dir.
****
Gelecek bölümde Sandıklı'nın Yunus Emre, Tabduk Emre ve Kızılca Köyü Camii ile ayrıca Sandıklı Tayyaresi, Sandıklı Altınından bahsedelim.
Ondan sonraki bölümde ise Sandıklı'da hiç kimsenin deli demediği, diyemediği iki garip insandan bahsedeyim size. Evet, Sandıklı halkı bunlardan birincisi olan Metin Arık'a ( Şiirimle tanıtmaya çalışmıştım.) hep '' Metin Hoca '' derken yukarıda bahsini ettiğim Kızılca Köyünden olup müzmin bir belediye başkanı adayı olan Menderes Koçak'a da - Hiç bir şekilde koltuğu vermeseler de - hep '' Menderes Başkan '' derlerdi.
Bu arada antiparantez belirteyim: Sandıklı'nın meşhurları say say bitmez, ben sadece en ilginç bulduklarımdan bir kuple sunuyorum sizlere.
Kussar Krallığından Metin Hoca'ya Sandıklı'nın Meşhurları 1 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
12.05.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 9
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.