Sandıklı'nın Meşhurları 5 Bölüm Leblebinin İcadı Menderes Başkan Ve Metin Hoca
SANDIKLI'NIN MEŞHURLARI-5. BÖLÜM-LEBLEBİNİN İCADI- MENDERES BAŞKAN VE METİN HOCA
Efendim, bugün Sandıklı'nın en ilginç camilerinden biri olan Muradın Camii ve leblebiciler pîrî Şeyh Nureddin ile başlayalım.
Muradin Camiini kim, ne zaman yaptırmıştır?
Bulabildiğim bilgilere göre bu camiyi Deli Yusuf Oğullarından Murat bin Murat Yaptırmış.
Kim bu Deli Yusuf Oğulları derseniz bu konuda bir bilgi bulamadım. Murat bin Murat hakkında da bir bilgi bulamadım.
Zamanla cami çeşitli sebeplerle bayağı bir tahrip olunca 1876 Yılında Hacı Veli İbni Osman tarafından tamir ettirilmiş
Hacı Veli İbni Osman kim? Onu da bulamadım.
Ancak Muradin Camii ile ilgili başka hikayeler de var. Mesela Bu cami civarında hem kendisi, hem ailesi ve yoldaşları defnedilmiş olan Şeyh Nureddin..
Şeyh Nureddin, Hacı Bayram-ı Veli'nin halifelerinden. Hacı Bayram-ı Veli onu Sandıklı'ya gönderiyor insanları irşad etin diye 1370 Yılı civarında.
Şeyh Nureddin Sandıklı'ya gelip halkı irşad ederken bu ilçede bol miktarda nohut üretildiğini görüyor ve '' Bu nohutu, yemek dışında nasıl kullanırım'' Diye kafaya takıyor. Ancak ne yaparsa yapsın nohutun kabukları soyamıyor. Böylece bir sürü denemeden geçirdiği bir çuval nohutu bir köşeye koyup başlıyor ağlamaya.
Evet, hikayenin burası bana bayağı saçma gelse de böyle hikaye. Koskoca Şeyh, ''nohutun kabuğunu soyamadım. '' diye ağlıyor. Göz yaşlarından nohutlar sırılsıklam oluyor. [ Hacı Bayram-ı Veli bu manzarayı görseydi Şeyh Nurettin'i sopayla döverdi sanırım. ]
Sonra bu göz yaşlarıyla sulanmış nohutların olduğu çuvala kafasını koyan Şeyh Nureddin, derin bir uykuya dalıyor. Uyanınca ne görsün tüm nohutların kabukları soyulmuş.
Sonra bu kabukları soyulmuş nohutları kavuruyor ve böylece leblebiyi icat etmiş oluyor. [ Leblebi yapımı bildiğim kadarıyla bu kadar basit değil. Bayağı uğraştırıyor insanı. Yani haşlanmış, kabuğu soyulmuş nohutu kavurarak leblebi imal edilmiyor. Ben kaç kez denedim olmuyor öyle. Daha başka işlemler de gerekiyor.]
Her ne ise. Sözün özü öyle ya da böyle leblebinin ilk kez Sandıklı'da yapıldığına inanılıyor tabii ki bu hikayeyi bilenler tarafından..
Sandıklı'da '' Muradin Türbesi '' Denilen yerdedir Şeyh Nureddin'in Türbesi.
*****
Gelelim Menderes Başkan'a...
18 Nisan 1999'da Türkiye'de hem genel hem de yerel seçimler yapılacaktı ve her yerleşim yerinde olduğu gibi Sandıklı'da da seçim heyecanı vardı. Özellikle belediye başkanı adayları sık sık biz öğretmenlerin ziyaretine geliyorlar vaatlerde bulunuyorlardı.
İşte böyle seçimin iyice yaklaştığı günlerde, günlerden bir gün öğretmen arkadaşlarla bir kıraathanede okey oynarken içeriye hiç beklemediğim biri girdi. Bu şahsı daha önce defalarca Sandıklı Pazarında görmüştüm bulaşık bezi, küçük havlular, örme patik ve benzeri şeyler satıyordu.
''Agedeşler bir gaç dakika oyununuza ara verip beni dinler misiniz?'' Dedi.
Arkadaşlar hiiiç oralı olmadı.
'' Başga bir aday olsa dinleyonuz. Beni neden dinlemeyonuz? Ben de insan değil miyim?'' Diye sitem etti.
Arkadaşlardan biri '' Yahu Menderes, git işine Allah'ını seversen. Senin yapacağın iş değil Sandıklı Belediye Başkanlığı'' Dedi.
Gerçekten de öyleydi. Daha birkaç gün önce pazarda bulaşık bezi satan bir insan Sandıklı gibi bir İlçenin Belediye Başkanı olamazdı.
Sonradan öğrendim ki tam adı Menderes Koçak olan bu meczup ( meczup kesinlikle aşağılamak maksadıyla kullandığım bir kelime değil. Lütfen yanlış anlaşılmasın. ) 1994 Yerel seçimlerinde de adaymış.
1999 Yerel seçimlerini kazanan parti ve o partinin adayı 5834 Oy alırken Bağımsız aday Menderes Koçak 108 Oy almıştı ki aslında bayağı iyi bir oydu. Mesela ben aday olsaydım o kadar oy alamazdım kesinlikle. İşçi Partisi adayının 30 oy aldığına bakınca gerçekten de hiç de fena değildi Menderes Koçak'ın aldığı oy.
Menderes Koçak, Sandıklı Halkının Menderes Başkan'ı, 1999 Seçimlerinde umduğu (!) başarıyı yakalayamasa da 2004 Yerel seçimlerinde oyu 64'e inse de bir önceki seçimin galipleri tarafından seçim kampanyası sırasında dövüldüğü için ve bu olay Sandıklı Halkının tepkisine neden olduğundan bir önceki seçimin galiplerinin bu seçimde kazanamamalarında önemli bir payı oldu.
O değil de diğer adaylar yüzlerce arabalık konvoylarla seçim turları atarken Menderes Koçak'ı bir kamyonet kasasına koyup Sandıklı sokaklarında dolaştıran kimdi hâlâ merak ederim
Evet, 1994 Yılında kendi köyü Kızılca'nın ( Hani şu dört minareli caminin olduğu köy. ) muhtarlığına aday olmakla başlayan Menderes Başkan'ın siyasi hayat hikayesinde 2024 Yılı yerel seçimleri dahil şu adaylıklar var:
5 kez bağımsız Sandıklı belediye başkan adaylığı,
1 kez bağımsız Afyonkarahisar milletvekili adaylığı,
1 Kez Sandıklı Çay Mahallesi muhtar adaylığı,
Kızılca Köyü’nden ayrı dönemlerde 2’si ara seçim olmak üzere toplam 10 kez muhtar adaylığı
31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde yine Sandıklı Belediye Başkanlığına aday olan Menderes Koçak bu seçimde 65 Oy almış.
Rabbim sağlıklı ömürler versin.
*****
Metin Hoca'ya gelince...
Hakkında çok fazla bir şey bilmiyorum aslında. Bildiklerimi de '' Adı Metin'di'' şiirimde dile getirmiştim. Ancak o şiirimde Metin Hoca'nın bir fotoğrafını bulamamıştım. Sonra buldum.
Sandıklı'da hiç kimsenin ''Deli '' demeye kıyamadığı. Hiç bir çocuğun '' Deliiii '' Diye arkasına takılmadığı Metin Hoca'nın tam adı Metin Arık imiş. Kardeşi olup bizim İmam- Hatip Lisemiz mezunlarından( Benden önceki dönemde mezun olmuş. ) ve Askerlik şubesi memurluğundan emekli Ramazan Arık'ın Face Book sayfasında buldum Metin Hoca'nın fotoğraflarını.
Evet, şimdi bir kez daha hem gençlik ve sağlıklı günleri hem de son dönemlerinin fotoğraflarıyla '' Adı Metin'di '' Şiirim.
ADI METİN'Dİ
Adı Metin'di.
Afyon ili, Sandıklı ilçesinde yaşardı.
Ağzında bir sigara,
İki tanesi de burun deliklerinde,
Bazen de kulak deliklerinde olmak üzere,
Ciğerlerini nikotinle doldurur,
Akabinde İstasyon Caddesinde,
Şarkı söyler coşardı.
Adı Metin'di.
Hacı Murat'tan Mersedes'e kadar,
Tüm arabaların seslerini.
Tam hakkını vererek çıkarırdı.
Gözlerini kapatırdılar,
Yanından geçen arabanın,
Markasını mutlaka bilirdi.
Evet, adı Metin'di.
Sandıklı'da yaşardı.
Bazen kabına sığmaz taşardı.
Bazen İstasyon Caddesi yetmez,
Ta Hüdayi Kaplıcalarına kadar,
Yalınayak, başı kabak koşardı.
Adı Metin'di.
Karacaören Köyündendi.
Sandıklı'da pazar kurulunca,
Diğer köylüler gibi o da düşerdi.
Acayip bir beşerdi.
Bazen en zor Matematik sorularını,
Birkaç saniyede çözerdi.
Bazen elinde bir çöp, toprağı eşerdi.
Adı Metin'di.
Bildiğin divaneydi,
Bildiğin delinin önde gideniydi.
Ama kimse ona deli demezdi saygıdan.
Metin Hoca derdi herkes.
Eski bir öğretmendi çünkü.
Bir Matematik öğretmeni...
Tayin olduğu bir yurt parçasında,
Karşıt görüşlüler öylesine dövmüşlerdi ki
Sonunda aklını yitirmişti.
Daha yeni duydum:
Rahmetli olmuş kısa süre önce
Adı Metin'di.
Afyon ili Sandıklı İlçesinde yaşardı.
Ağzına ve burun deliklerine soktuğu sigaralarla,
İstasyon Caddesinde,
Habire vites değiştirip,
Düütt, düüütt diye sesler çıkararak koşardı.
Adı Metin'di.
Öğretmenliğe başlamadan önce bir hayali varmış:
Önce bir araba almak,
Daha sonra da evlenip yuva kurmak.
Araba sevdasının sebebi buymuş.
Bazen kabına sığmaz taşardı.
Duydum ölmüş.
Andım, gözlerim yaşardı.
Allah gani gani rahmet eylesin. makamı cennet olsun.
--------------BİTMEZ AMA BİTTİ--------
Sandıklı'nın Meşhurları 5 Bölüm Leblebinin İcadı Menderes Başkan Ve Metin Hoca başlıklı yazı Sami Biber tarafından
17.05.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 13
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.