
‘’Hislerim, hissetmediklerim –
Onlardan doğup da birbiriyle
Çelişenler. Farkına varmıyorum
Hiçbir şeyin – yalnızca yaşıyorum ben,
Olmak istediğime kimsenin bir sözü yok.’’(Pessoa)
Işıldağı yüreğin…
Melun bir renksin, sen ey zifiri karanlık
Müstahdemi mevsimin kapandığım secdeme
Kapattığım kadar ruhumun düğmesini
Kordan bir güne merhaba
Ey, sevgili
Sen ki:
Aşkın mefkûresi…
Bir aşka denk
düştüm bir de zindana kondum konalı
Zikrine yenik
düştüm fikirlerimin
Sözcüklere
tapındığım mı yoksa tek doğru?
Firar ettiğim
takvimin kopuk ve yırtık yaprağıyım
Hamt ettim edeli
kor hecelerin tutsağıyım
Özüm de bir sözüm de
Algı eşiğimde
titrer sesim
Bazen mağdur bazen
mağlup düşerim
Varsın olsun aşk,
en büyük yenilgim
Zimmetliyim
toprağıma
Küf kokan dünüme ve
otağıma
Dadanan kuşlardan
hallice
Boynum kıldan ince
mademki Rabbin Dergâhında
Kılıksız bir
z/afiyet
Hüznün muadili
ruhumda saklı asalet
Ben ki:
Asi bir rüzgârım
meylettiğim yalnızlığımda saklı
Asası aşkın
Gaipten gelen
coşkum tepe taklak düştüğüm
Yalnızlığın
doğasında saklı
Hazin bir kuşum
Azadesi sevginin
Hasadı ölüm mü
yoksa çıktığım
Bu dik yokuşun?
Azığım sevgi
Atak geçiren
kalemin de sönmez iken feri…
Ben bir düş mahkûmuyum
Ufkuma bandığım
Ben gerçeklerin
dümen başındaki kaptanıyım
Yeri geldi mi
sevdası miçonun
Kapıldığım rüzgârınsa
ta kendisiyim
Kâh hüzün kâh toz
zerresi
Kayıpların ve
ayıpların Mısra’sıyım
Kaykıldığım şu mekân
Ulağı olduğum
yalnızlık denen makam
Uleması acıların
Tasnifli bir düzen
Aşka meyleden
hüsranın tutağınayım
Yana yakıla
sevdiğim…