Unutulmuş Bir Senfoni
Unutulmuş Bir Senfoni
Rüzgâr, düşen bir yaprağının suskun kıvrımına sardı
Orada senin adınla titreyen bin yıllık bir sır vardı
Bir gölgenin hafızasıydı belki o yer,
Saklı bir geçmişin silinmemiş harfi vardı.
Ah ben hep mi böyleyim
Kelimelerin arasında sıkılmış kalmış
Anlamam ben kendimi sensizlik var iken
Gelmezsin bilirim yorar bu aşk seni
Sisle kaplı
yamaçlardan inerken
Sana dair düşünceler koyulaştı
Her iz bir soruydu gökyüzünde
Her sessizlik bir cevaptı kalbime
Ah yollar sessizliğinizle yanarım
İçimdeki kelimeler volkan olmuş
Söndürecek nehir dere de kaybolmuş
Bir ben kaybolamadım içimdeki ezik cümlelerle
Unutulmuş bir senfoni gibi salındı kelâm
Kehkeşan’ın ıssızlığında kayboldu ilk nota
Zaman bir düğüm gibi çözülüyor
Gönlümde çınlayan sonsuzluk sesiyle
Yıldız haritalarında geçmiyor kaderim
Taşralı kıvrımlarda yürüyen bir ben var
Sürgün edilmiş suretimin izini
Ancak gölgelerden tanıyabilirim
Sırtımda ayrılığın tabutu sırtlanmışım
Taşımak tek başına zor zorun içindeyim
Bir kuş ol gel al sırtımdaki yükü ne olur
Yoksa yıkılacağım yarı yolda kan kusarak
Bir serçe
sustu avuçlarımda
Sesi değil gözleriyle konuştu aşk
Titrek bir “sen” serpildi taşların arasına
Gönlümde yankılanan hatırlayışla
Kelâm eğildi rüzgâra,
Adını fısıldadı bir iğde dalına
Sen bilmedin,
Ama ben duydum içimde, seni beni güldüreni.
Mehmet Aluç
Unutulmuş Bir Senfoni başlıklı yazı kul mehmet tarafından
13.07.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.