
Bir acının reşit bildiği dizelerden
sesleniyorum yine göğü mimleyen, tetikteki ateşin haznesinde bir ölçüt kadar
maharet sahibi de değilim hani.
Zaman fukarası yorgun cümleler aslına
ihanet eden nidaların tefekküre daldığı bir demlik aşk kadar da hicabın ayak
sesi.
Zaman bir teferruat tıpkı gün sayar üzünçlerin
istikrarsız yükselişleri yine anlık bir kıtadan ömürlük bir romana uzanan yine
yüreğin diyeti.
Haykırmakla susmak arasında gidip
geliyorum belli ki yoksunluğumun tutuklusuyum yine nükseden yürek sesimde bir
badire daha atlatırken.
Gecenin kurmacısı; yüreği de
ıskartaya çıkaran asıl yürek dağlayan asıl ölümü mimleyen bir sancı.
Gün alçalıyor.
Aşk sancılanıyor.
İnsan hep mi hüzün taşır hep mi
yorgunluğu baş tacı eder?
Bir detayda saklıyım aslında bir de
yüreğime teyellediğim.
Gün özürlü düşlerimden kuru sıkı
tebessümler çoğaltıyorum ve sonramı ıskalıyorum her yazdığım güne çentik
attığım.
Sahibem pek bir mızmız.
Sahibim-bir önceki dolgun vücudumla
nasıl da yakışırdım bodur parmaklarına.
Sahibi olduğum sadece lügatlerin
arasına sıkışmış kelimeler.
Kelimelerin tuzağına düştükçe ömrüm
eksiliyor.
Bir doluyorum bir boşalıyorum.
Ne kırık ne kırgın ne de yanlı.
Ben bir kelime sayarım.
Ben bir rugan atlasım.
Ben bir çeşmeyim musluğundan
kelimeler damlayan.
Bir baş ağrısıyım ne zamanki atılsam
bir köşeye.
Utkumda hazan var; ufkumda masallar
ve doğurgan kimliğimle hep geceye gebeyim aslında gebe kaldığım pek bir sıra
dışı eylem hoş görünen köye yakışan bir kalem iken görünmeyene de meyledip
haykırıyorum oysaki sahibim sanıyor ki; elzem olan onun yazdıkları.
Ben olmasam neye yarar ki?
Ne yazanın hüviyeti; ne yazdıran
sebepler…
Aslında aşkın dik alasıyım ve yüce
Yaratıcı tarafından kutsanmışım oysaki yazan kişiler pek bir havalı.
Cüsseme bakıyorlar da…
Bir de yazılanlara bakıyorum da.
Baka kalan hulasası ömrün aslında
teğet geçen ne çok kelime ve ben bu musluğun tek sahibiyim.
Ne ay sonunda bitiyorum ne de gün
sonunda ne de olsa gelecek benim haznem ve hazinem.
Tekeri kırık ne çok dünya ben ise bir
sefil kahraman.
Ah, bir de mutlu satırlara vesile olsam…
ölsem de gam yemeyeceğim o zaman.
Ne zamandır canım sıkkın aslında
terli elleri yazan kişinin-sanırım sahibim deyip de çıkmalıyım işin içinden.
Sahibem.
Sahibim.
Oysaki kalemin cinsiyeti olmaz ki
hele ki yazan kişi tam anlamıyla uçarı ve hayalperest iken
Ne o öyle?
Tüm gün koştur dur ve gece oldu mu;
yazar kesil başıma. Tam uykuya dalacağım ki… makamsız oysa yazan sahibim bozuntusu
hangi çılgın kimlik ise…
Soytarı ve yutkundukça söz düellosu
yapıyor benimle sonra da fırlatıp atıyor beni odanın en uzağına hatta defalarca
çöpten topladı beni: neymiş efendim, morali bozukmuş.
Sıka sıka suyumu çıkardı çılgın
yazar/şair bozması.
Sümkürüp boca ediyor gözyaşlarını
sonra benim de gözlerim doluyor ve ıslak bir zeminde kayıp duruyorum. Reva mıdır,
söyleyin?
Aşka biat susup.
Öfkeme inat çığlık atıp.
Ne yapsam olmuyor oysaki önceden öyle
miydi?
Eline alır, üç beş hesap yapar da
çekilirdi köşesine malikim ya da hâkimim hangi aklı evvel ise.
Sonradan dolduruşa geldi: neymiş
efendim, ben olmasam yaşayamazmış?
Ey, aklı yitik zat-ı muhterem, ben
var mıydım da öncesinde üstelik kaç okul kaç yüz kitap yalayıp yutmuşsun… asla
böbürlenme güzelim-yoksa yakışıklım mı demeliydim?
Nerede tutarsız fikir ve cümle varsa
bir bir döküyorum eteğimdeki taşları. Rengim de pek bir uyumsuz.
Bazen yazılanlara mahsus renklerle
cafcaflı yazılar yazıyorum: kâh mavi kâh pembe kâh siyah: bir de geceye ayrı
mizansen gündüze ayrı serenat…
Şimdi çekilse de köşesine ben de
sıladaki akrabalarıma, eşe dosta üç beş satır yazsam.
Ah, anam ah!
Ben bu hallere düşecek kalem miydim?
İyi kötü bir çevrem vardı ve herkes de sayardı beni. Şimdi gel de çık işin
içinden.
Tozutmadan gideyim de saklanayım
çekmeceme. Allah vere de yarın dokunmaz bana: ne o öyle? Tüm gün ayaklarıma kara
sular iniyor sonra da sulu sepken misali zırlıyorum her şiire dize olduğumda
oysaki bilmiyorlar; diz dize olduğum hep bu acılar. Ne zaman gün yüzü görürüm
ki artık?
Yarın geceye kadar bir ayaklarımı
uzatsam da hokkamda misler gibi uyusam. Yarına Allah kerim. Hem belli mi olur;
benim mürekkebim sahibimin de ilhamı söner de bir ömür rahata ererim. Şimdilik
hoşça kalın.