Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Eski Bir Sokağın Kıvrımında

Eski Bir Sokağın Kıvrımında


Bir üflesen, uçar gider
büyür de büyür cümleler
senden hem zamanını çalar hem emeğini
Kelimeler devleşir, pervane olur peşinde.
Gel dökelim ortaya desen,
haznede harf bile kalmaz.
Yığsan çok, 
bölsen az.

Daha nicedir insanın bir ömürde sakladığı bu dokunuşlar
İyisiyle kötüsüyle binlerce kez değiştirir 
bir kez dokundun mu,
bil ki bu etki sürer gider aylarca
Bir ekmek mi aldın fırından?
Kokusundan.
Elinde duruşundan,
her adım atışından sarsılır bir başka gönül.

Bu koku sanki yıllardır hiç gitmemiş, 
gecekonduların kömürü bacalardan 
hiç eksilmemiş gibi, 
semti karaya boyamış gibi.
Yoksulluğun kokusu gibi 
Gecekondu mu kaldı 
Kalmadı da. 
Kömürün kokusu kalmış ama 
aklımda.

Yoksulluk içimizde, 
Yoksul adamlar vaktini 
her daim kahve köşelerinde geçirirmiş
dün yola çıkmadan evvel 
bir kıraathanede oturmuşum.
Orada harcayacak vakit çoktu.

Herkes bilir mazlumun dostuyumdur. 
ihtiyar diyorlar bana şimdi 
ama bence öyle değil. 
Yaşım atmış diye 
mahallede kimse dilinden düşürmüyor. 
Kahvede ,köşede konuşuyorlar.

Dün berberde duydum ben de. 
E.. hastaneye yatmayacak mısın  
Tek başına ölüp gideceksin evinde, 
haberimiz de olmayacak sonra. 
Ulan yalnızlık ne zor be! 
Vallahi yalnızlık zor. 
Allah kimseyi yalnız bırakmasın . 

Bütün ömrünü fakire fukaraya harca
sonra gel hasta yatağında 
bakacak kimsen olmasın.
Dünya ne garip be. 
Kimsenin ne olacağı belli olmuyor, 
Allah sonumuzu hayreylesin… 

Akşama doğru, 
karanlık çöküyor.
Puslu bir hava var ortalıkta
Sanki her şey sözleşmiş gibi, kapkaranlık. 
Ya da elimde kör bir fener var da, 
tuttuğum yeri bile doğru düzgün aydınlatamıyor. 
Gördüğüm yer  
sadece feneri tuttuğum yerden ibaret. 
Gördüğüm, 
yalnızca içimdeki yoksulluktan ibaret. 

Taksim’deyim. 
Tarihî tramvayla yukarı çıkacak, 
oradan caddeye yürüyecek. 
Orta bir yerlerde dolaşacağım

Kalabalıkta yanımda yürüyen adama çarptım. 
Biriyle daha çarpıştım. 
Yaşam artık öylesine tekdüze ve öylesine bütün ki 
mekânları bile birbirinden ayıramıyorum. 
Her şey zıddıyla mümkündür der eskiler. 
Artık hiçbir şeyin zıddını bulamıyorum. 
Mahalledeki kör feneri burada da tutuyorum 
etrafa istemsizce.
Onun puslu gölgeleri 
hakikati eşyaya söyletiyor sanki. 

Yoksulluk içimizde diyordu ya biri, 
hatırlayamıyorum yahu kimdi. 
Her neyse. 
Kimse kim. 
Ne önemi var ki?

Yalan dünya değil mi be! 
Kimseye kalmıyor işte. 
Kim bilir biz ne hâllere düşeceğiz. 
Öyle vallahi. 
sinsi dönüşümlere gebe
Köpük köpük, damla damla eriyip gidiyor günler

Yerlerde gezinen bir gazetedeki,
haberden öğreniyorum.
mendireğe attığı çakıl taşıyla
ürken martıların
alkışa benzeyen kanat seslerini.

Vapur dumanının yüreği sıcak.
Sırtıma havlu koyan annemi hatırlıyorum.
Birde kanadı kırık martıları.
Caminin minaresine tüneyen martıları.
Eski bir sokağın kıvrımında,
yolun iki ucunu gösteren trafik aynalarında,
pinekleyen.

Soğuk bir oda ve yalnızlık.
Kalpte pişmanlık duygusunun izi.
Vecitli saatler yaşıyorum
Ne zaman kafamdakilere mâkes olacaklar.
Her nefesle.
Her gün yeniden .
Başlayacak yeni bir hikayem.

Bir şeyler yazarsın,
en derin acıları demlersin kaleminle
fark edemezsin.
Bir söz söylersin birine
bir yerlerde, 
bir vakitte…

O söz bir insanı yoğurur.
o insan bürünür bir duyguya .
o duygu dönüşür  bir eyleme,
o eylem  bir insana bulaşır,
o insan bir ihtilal gerçekleştirir.
İhtilaller memleketleri değiştirir.

Med vakti 
kaybeder rengini yalnızlık
depreşir boz bulanık, 
Çalkalanır 
Cezre dönüşür
Bir kanlı ihtilal de yüreğimde
Ruhum ağır ağır sallanır darağacında 
Tek suçlu benmişim gibi.

redfer

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Eski Bir Sokağın Kıvrımında

Eski Bir Sokağın Kıvrımında

redfer redfer