Gün Doğmadan Evvel Sen Tut Hayatın Elini
Henüz gün doğmadan, şafak sökmeden önce,
o her zaman geçtiğiniz sessiz sokağa ilk adımı atarsın,
Mor bir gökle örtülür kaldırımlar bu erken saatte,
soğuk bir tatlı serinlik değer usulca yüzüne.
Her köşe başında eski bir hatıranın gölgesi fısıldar,
adımların söyler kalbin o en bildik dilini,
Tüm şehir derin bir uykudayken sen çoktan yola çıkmışsın,
kendi iç sesinin peşine düşmüş gibi.
Sokak henüz uyanmamıştır ama içindeki o eski sevinç
fener gibi aydınlatır yürüdüğün her yeri,
Bir çocuk saflığıyla bakarsın etrafına,
dünyanın bütün yorgunluğu geride kalır o ilk adımlarla,
İşte böyle başlar insanın kendi gününe merhabası,
kendi hikâyesi.
Açılmamış kepenklerine baktığın dükkânlar durur yan yana;
kasabın, manavın, mahalle bakkalının camı,
Sanki dün gece yarıda kalmış da
zaman bu sokakta bir anlığına duruvermiş gibidir öylece.
Tahta tezgâhlarda dün akşamdan kalma eski kokular,
yaşanmış günlerin o sıcak, tanıdık izleri var.
Günün ilk ışığı henüz vurmamışken o soğuk kilitlere,
sanki hepsi teker teker selama durur gibi.
Sessiz ve derin bir duadır aslında bu
erken vakitlerde aşina olduğun sokakları tek başına yürümek,
Her kilitli kapının arkasında bir ömrün rızkı bekler,
her camda bir evvelki günün yorgun aksı durur,
Geçerken bir bir önlerinden,
içinden koca bir bereket dileği gönderirsin o kapalı tezgâhlara.
Bağlandığı ipleri henüz çözülmemiş,
gazete kümeleri yığılmış kaldırımların en köşe başlarına,
Dünyanın bütün telaşı,
haberi ve kederi taze mürekkep kokusuyla uykuda bekler öylece.
Henüz kimsenin eli dokunmamış,
kimse okuyup da iç geçirmemiştir o ilk taze sayfalara,
Sen geçerken yanlarından sakince,
yürüyüşünü bozmadan hafifçe öne eğ başını ve ver selamını.
Günün ilk tebessüm yükü düşsün yollara,
kâğıt tomarına bile hürmet eden bir yürekle yürü,
Dünya daha uyanıp da hengâmesine başlamadan evvel,
sen hayatın en masum haline tebessüm et,
Bırak o gazete paketleri de şahit olsun
senin bu sessiz,
karşılıksız ve derin nezaketine.
Sonra takılsın gözlerin birer birer o gri kaldırım taşlarına,
kimbilir kaç kez bastı buraya ayak izin,
Hangi sevinçlerin, hangi içli dertlerin
ve telaşlı adımların izi kalmıştır bu taşların bağrında.
Kaç mevsim geçti bu yoldan,
kaç yağmur yıkadı üzerini de yine aynı vakur duruşla beklediler seni,
Bakıp da her birine sakın derin bir ah çekme,
yalnızca el salla geride kalan güzel günlere.
Her bir taşın üzerinde senin gençliğin, senin adımların,
senin özene bezene yaşadığın ömür var,
Basıp geçtiğin o sert zemin
aslında senin geçmişindir, çocukluğundur,
aşındırdığın yollardır,
Gülümse ki taşlar bile ısınsın
senin bu sıcacık, vefalı
ve derin bakışının ilk dokunuşuyla.
Sokak lambasına, o demir elektrik direklerine
göz kırpmayı sakın unutma geçerken yanlarından,
Kaç koyu gecenin tek dostu,
kaç yalnız yürüyüşün,
kaç neşeli sarhoşluğun tek ışığı oldu onlar.
Kaç gecenin vedalaşmasına,
sevdiğinle son bir sarılıp da bir türlü ayrılamayışına şahittir bağrı.
Işığın altında nihayet bulan o uzun sohbetler,
fısıltıyla söylenen o en güzel aşk sözleri.
O demir direkler hâlâ saklar adınızı,
gecenin en derin sırrını unutmaz, saklar gövdesinde usulca,
Bir dostu selamlar gibi bak onlara,
kır gözünü, hatırla o günleri ve yoluna öylece devam et,
İnsan geçmişine sadık kaldığı kadar insandır şu koca dünyada,
unutma o lambanın sarı ışığını.
Köşe başında uykudan yeni uyanan bir kediye yanaş,
kuyruğunu dostça sallayan o köpeğe seslen,
Dallardan üzerinize doğru süzülen sabah kuşlarına
fısıltıyla da olsa mutlaka güzel bir kelam et.
İnsan olmak dedikleri şey
öyle büyük laflarda değil,
kalp ile her canlıya incelikle dokunmaktadır.
Hani o güzel insan Sadri Babanın söylediği
tatlı söz çınlasın kulağında:
"Gülümseyip merhaba de,"
Sevgiyle, sözle ve selamla başlar
insanlığın o en duru, en hakiki ve en güzel yolculuğu,
Bir kuşa selam vermekle güzelleşir mahalle,
bir köpeğin başını okşamakla aydınlanır bütün sabah,
Söyle sözünü eksik etme,
can olan her şeye yaşamın sıcaklığını taşı kendi sesinin tonuyla.
Sen o ilk adımı at ki sokak usulca uyansın seninle,
gün doğmadan evvel sen tut hayatın elini,
Yaşam seni görsün bu erken saatte,
desin ki "İşte bak, bir can daha yürür umutla yollarımda."
Sana kocaman bir selam vermeye,
bilmukabele karşılık vermeye önünde bolca zamanı olsun hayatın,
Erken kalk ki zaman seni bollukla, cömertçe kucaklasın;
her anın içine yeni bir ümit eksen sen.
Işık çoğalsın göğün en berrak yerinde,
karanlık dağılsın sen yürüdükçe şu dar sokaklar boyunca,
Güne erken başlayan kazanır hayatın en taze neşesini,
en temiz havasını ve en saf huzurunu,
Bırak sabahın ilk muştusu senin adımlarınla yayılsın caddelere,
evlerin kapalı pencerelerine.
Huzur dolsun içinize, gülümseyin bugün,
gönlünüzce ve kederden uzak yaşayın her bir dakikayı,
Sevgi aksın kalpten kalbe,
hiçbir karşılık beklemeden
kurulsun o görünmez sıcacık köprüler.
Kötülük uzakta dursun sizden,
iyilik ve zarafet sarsın çevrenizi bir zırh gibi gün boyunca.
O eski mahallelerin samimi havası,
komşuluk kokan o ıhlamur kokulu sokakları sarıp sarmalasın,
Bir tatlı gülüşle başlasın sofralarınız,
bir güzel kelamla şenlensin çayınızın ilk yudumu,
Gününüz aydın olsun,
neşeyle, berekitle ve sağlıkla dolsun
yaşadığınız o güzelim haneler,
Gönlünüz neyi özlüyorsa, kalbiniz neyin hasretini çekiyorsa
bugün size misafir gelsin usulca.
Yarınlarınız daima aydınlık olsun,
yolunuza çıkan bütün engeller birer birer eriyip gitsin,
Gözlerinizde tüten o yaşama sevinci, o çocuksu umut
hiç ama hiç sönmesin içsel dünyanızda.
En zifiri karanlık gecelerin bile ardında
ak bir sabahın beklediğini hiç unutmayın yürürken.
Ufuktan süzülen o ilk parlak ışık gibi
yenileyin ruhunuzu her günün ilk erken saatinde.
Yürüyün korkusuzca, kendi doğrunuzla, kendi adımlarınızla
ve kendi hikayenizle hayata doğru,
Gününüz bereketle, huzurla,
sevdiklerinizin o paha biçilmez varlığıyla taçlansın her daim.
Karanlığa inat bir meşale gibi yakın lambanızı,
aydınlatın geçtiğiniz bütün yolları.
Ve nihayet yolunuz daima açık olsun
sonsuzluğa uzanan o engin ve mavi denizlere doğru,
Mavi ufuklarda kaybolsun içinizdeki tüm kaygılar,
tüm kırgınlıklar ve o eski yorgunluklar.
Dalgaların ritmik sesiyle tazelensin ruhunuz,
coşkun bir rüzgâr taşısın size en güzel haberleri.
Atın her bir adımınızı tıpkı bir şarkının
en musiki dolu mısrası gibi ahenkle ve gururla.
Her sabah yeniden doğun bu kadim kenttin sokaklarına,
yeniden sevin hayatı,
yeniden sarılın dostlarınıza.
Aydınlık yarınlara.
sonsuz maviliklere doğru yürüyün,
redfer
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.