
Başımız Sağ Olsun
"Gözlerin İstanbul Oluyor Birden
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.
Yavuz Bülent Bakiler"
Seninle yürürken yağmur yağıyor,
sokak lambaları titriyor,
bir çocuğun ıslak ayakkabısı gibi
kalbim sende yankılanıyor.
Tüm Ankara sen kokuyor,
Kızılay’da bir simitçinin gülüşü,
Ulus’ta bir yaşlı kadının duası,
hepsi sende toplanıyor.
Bir güzellik doğuyor şehrimize,
bir çınar gibi gözlerinden,
bir türkü okuyorum Ankara’nın dilinde.
Bir anda gözlerine bakınca Ankara oluyorum,
tüm meydanlar içimde açılıyor,
tüm suskunluklar konuşuyor,
tüm geçmişler affediliyor.
Cebeci’de bir apartman boşluğu gibi
sessizliğe yaslanıyor kalbim.
Bir zamanlar burada sevilmişim,
bir zamanlar burada unutulmuşum.
Seninle yürürken,
bir posta kutusuna bakıyorum,
adımı hâlâ hatırlayan bir mektup var mı diye.
Bir çay ocağında oturuyoruz,
çay değil, geçmiş içiyoruz.
Senin gözlerin,
bir zamanlar bana bakan başka gözleri siliyor.
Bir anda gözlerine bakınca Ankara oluyorum,
ama bu kez Cebeci’nin yalnızlığıyla.
Bir aşkın unutulmuş haliyle,
bir şehrin hatırlamak istemediği sesiyle.
Mamak’ta bir duvar yazısı gibi
Yüreğime kazınıyorsun.
“Sevgi emektir” diyor bir duvar,
Seninle yürürken anlıyorum ne demekmiş.
Bir mahkûmun mektubunu okur gibi
Dudaklarını okuyorum,
Her kelimen bir özgürlük,
Her suskunluğun bir direniş.
Seninle yürürken,
Bir halk oluyorum,
Bir türkü, bir ağıt, bir haykırış.
Bir anda gözlerine bakınca Ankara oluyorum,
Ama bu kez Mamak’ın sabrıyla.
Bir milletin bekleyişiyle,
Bahçelievler’de yürürken,
Bir çiçek açıyor içimde.
Senin gülüşünle başlıyor mevsim,
Bir serçe gibi konuyor omzuma umut.
Kaldırımlar bile hafif,
Ağaçlar seni tanıyor,
Bir çocuk gibi koşuyorum sana,
Düşsem bile gülerek kalkıyorum.
Seninle yürürken,
Bir bahar oluyorum,
Bir ilk gün, bir ilk öpüş,
Bir ilk defa sevilmiş gibi.
Bir anda gözlerine bakınca Ankara oluyorum,
Ama bu kez Bahçelievler’in neşesiyle.
Bir parkın salıncağı gibi,
Bir gençliğin başı gibi,
Bir şiirin ilk dizesi gibi.
Tandoğan’da saatler duruyor,
Bir tren geçiyor içimden,
Seninle yürürken
Geçmişin raylarına basıyorum.
Bir miting kalıyor aklımda,
Bir haykırış, bir suskunluk,
Bir gençliğin kaybolmuş sesi
Senin gözlerinde yankılanıyor.
Seninle yürürken,
Bir zaman oluyorum,
Bir takvim yaprağı,
Bir eski gazete,
Bir unutulmuş şarkı.
Bir anda gözlerine bakınca Ankara oluyorum,
Ama bu kez Tandoğan’ın kayıp saatleriyle.
Bir halkın bekleyişiyle,
Bir meydanın boşluğu ile
Bir geçmişin özlemiyle.
Bir annenin oğluna kavuşma duasıyla.
Mehmet Aluç
Not: Başımız sağ olsun… Üstat Bülent Yavuz Bakiler’in vefatıyla Türk şiiri büyük bir sesini yitirdi. Onun şiirinden bir dizeyle başlamak, hem bir vefa hem bir dua olur. Onun cümlesini hem duygusal hem edebi bir biçimde genişleterek yazdım.
Bugün, Türk şiirinin mahzun bir günü…
Üstat Bülent Yavuz Bakiler Hakk’ın rahmetine kavuştu.
Onun şiirinden bir dizeyle başladım yazmaya;
Bir ağıt gibi, bir dua gibi,
Bir milletin kalbinden süzülen kelimelerle.
Her harfimde onun sesi yankılanıyor,
Her hecede onun izini sürüyorum.
Bir dizesiyle açıldı kalemim,
Bir dizesiyle sustu Ankara’nın rüzgârı.