Kelâbâzî Ve Et Taarruf Li Mezhebi Ehlit Tasavvuf
KELÂBÂZÎ ve et-TA’ARRUF Lİ-MEZHEBİ EHLİ’T-TASAVVUF
İlk tasavvuf
klasiklerinden et-Taarruf’un müellifi Ebû Bekir Muhammed b. Ebû İshâk b. Ya’kub
el-Buhârî el-Kelâbâzî, yaşadığı asırda (hicrî IV. Asır) sûfî, şeyh, ârif, imam,
muhaddis, hâfız, fakîh, usûlcü, zâhidlerin kutbu, sâlihlerin kutbu ve
Tâcu’l-İslam gibi sıfatlarla vasıflandırılmış, fıkıh, hadis, kelâm ve tasavvuf
ilimleriyle meşgul olmuş, çok yönlü bir alim ve sufidir.
Ta’arruf
ilk üç asır İslam tasavvufunu anlamada temel bir kaynak durumundadır. Hadis,
fıkıh ve kelâm ilimlerine vakıf olan Kelâbâzî özellikle sûfi akaidini açıklayan
imanî konularda sufilerin düşüncelerini derli toplu bir biçimde sunma
başarısını gösteren biri olarak Ta’arruf’la, alanında kendisinden sonra izlenen
ve önemsenen bir çığır açmıştır. Bir taraftan ibâhiyeci, hulûlcu, ittihadcı
diye nitelenen şeriat dışı tasavvuf cereyanlarının faaliyetlerini
yoğunlaştırdıkları, diğer taraftan tasavvufun kökten reddedildiği bir dönemde
yaşamış olan müellifimiz bu çalışmasıyla Sünnî tasavvufla Sünnî akideler
arasında bir aykırılık olmadığı gerçeğini ortaya koymayı amaçlamıştır.
Ta’arruf, sahasında ilk sistematik eser olma özelliği yanında daha sonra da
tasavvuf ve tarihi konusunda kaynak kabul edilen önemli bir tasavvuf klasiği
olma özelliğini kazanmış olan ölümsüz bir eserdir.
Ona
göre bu dönemde tasavvufa rağbet azalmış, tasavvufun hakikati ve özü
yitirilmiş, manası yok olmuş, ismi kalmıştır. Şekilcilik öne çıkarılmış ve o
yaşanılan bir hayat tarzı olmaktan ziyade hakkında sorular sorulan, cevaplar
verilen, kitap ve risâleler yazılan ve bunlarla sınırlı sayılan bir disiplin
haline dönüştürülmüştür. Bu alanda ehil olan gerçek sûfiler köşelerine
çekilmiş, cahiller bilginlerin yerine geçmiş, sözleriyle bu hareketi
savunanlar, davranışlarıyla, yaptıklarıyla onu yalanlar olmuşlardır. Özellikle
bu alanda itikadî bir takım sorunların da yaşandığı görüşünde olan Kelabâzî, bu
konuda doğruları ortaya koymak, gerçek tasavvufu anlatmak, yanlış anlamayı
önlemek, sûfilerin üzerinde oluşan şüpheleri izale etmek, kuşkuları dağıtmak
için bu yola girmek isteyenlere rehberlik etmek amacıyla bu eserini kaleme
almıştır.
Kelabazi Kur’an ve
Hadis çizgisinde bir tasavvuf anlayışına sahipti. Meşhur Nakşibendi
şeyhlerinden müderris ve sufi Hace Muhammed Parsa (ks) (ö. 1419) “şeyh, arif, imâm, Ebûbekir İshâk-ı
Kelâbâzî, meşâyihin büyüklerinden, zâhidlerin kutuplarından olup, ehl-i ilim
arasında Bahru’l-fevâid adıyla
bilinen Ma’âni’l ahbâr’ı telif
etmiş, ahir ömrünü zühd, mücâhede ve riyâzatla geçirmiş, Ta’arruf kitabını ikmal eylemiş olup,
meşâyihin telif sahibi olanlarından ve sâlihlerin kutuplarındandır”. ifadeleriyle bu durum teyitt etmiştir.
Tasavvuf tarihinin birinci derece kaynak eserlerinden olan
et-Ta’arruf’un önemi bütün ulema ve sufiler tarafından kabul edilmiş, eser
hakkında “Ta’arruf olmasaydı, tasavvuf
bilinmezdi”, “Ta’arruf olmasaydı
Tasavvuf yarım kalırdı.” veya Ta’arruf
olmasaydı tasavvufun ne olduğunu bilemezdik” denilmiştir.
Kelâbâzî, eserinin ilk bölümünde İslam
akaidinin güzel bir özetini vermektedir: Mahiyeti ve niteliği bilinmeyen konularda, Allah’ın sözüne
Allah’ın muradı üzere iman ettik, Allah Resûlü’(sav)’nün sözüne Allah
Resûlü(s)’in muradı üzere iman ettik‛ demesi ve bu sözü ile kelâmî tevillerden kaçındığını belli
etmesi, Onun selef akaidine ne kadar yakın olduğunu göstermektedir.
Kelâbâzî bu
eseriyle, tasavvufu asıl çizgisine yerleştirerek sapmaları önlemiş ve bu
bakımdan da Kuşeyrî ve Gazâlî’ye öncülük etmiştir. Ta’arruf, şeriat dışı
tasavvufa bir tepki olarak yazılmış bunun yanında tasavvufu kökten reddedenlere
de cevaplar vermiştir. Bu bakımdan eser, hakiki sûfîleri överek ve sahtelerini
yererek başlar ve tasavvufu şeriat çizgisine çekmeyi amaçlar.
Kelabazi’nin
talebelerinden Müstemlî, samimi bir şekilde tasavvufu taleb edenlere bir ışık
olmak, bu yolun sahtekarlarını rezil etmek, bidatçilerinin kökünü kazımak,
mü’minlere ve ehl-i sünnete delil olmak amacıyla yazdığı Ta’arruf şerhinin
yazılış sebebiyle ilgili, şerhinin mukaddimesinde şöyle demektedir: “Dostlarım, benden tevhid içerisinde
hata yapmak küfür olduğu için, onların anlayabileceği ve kendilerini hatalı
ifadeden kurtaracak diyânât, muâmelât, hakâyık, müşâhedât ve işârâtı ihtiva
eden Farsça bir kitap cem etmemi rica ettiler. Ben de gücüm ölçüsünde kabul
ettim ve şeyhimiz Ebû Bekr b. Ebî İshak Muhammed b. İbrahim b. Yakub el-Buhârî
el-Kelâbâzî’nin telif ettiği Kitâbü’t-ta’arruf
li-mezhebi’t-tasavvuf kitabından başladım. Bu kitapta tevhide, diyânâta,
ahvâle, makâmâta, hakâyıka, müşâhedâta, rümûza, işârâta ve meşâyih sözüne
itikadı ve sünnet ve cemâat yoluna dair hikâyatı zikrettim.” Ta’arruf ve
şerhleri önce Ehl-i sünnete uygun olan tasavvuf anlayışını ortaya koymak, bu
anlayışa ters; dış mihraklı bazı fikirlere de cevap vermek maksadıyla
yazılmıştır.
Alaeddin Konevi (1270-1329) şerhinin mukaddimesinde Akıl ve düşünce ile kazanılan diğer ilimler, ilm-i verâset değil ilm-i dirâsettir. Tahsil yoluyla elde edilir. Bu manâdaki tasavvufu öğrenmeyi en iyi şekilde temin eden, en açık şekilde izah eden, faydalarını en iyi şekilde toplayan ve menfaatlerini en iyi şekilde ihtiva eden eser, Kitâbu't-Ta'arruf li-mezhebi ehli't-tasavvuf’tur. ifadelerini kullanır.
KELÂBÂZÎ’NİN ET-TA’ARRUF Lİ-MEZHEBİ EHLİ’T-TASAVVUF ADLI ESERİNİN ŞERHLERİ VE ŞÂRİHLERİ
Vahit GÖKTAŞ Dr., Ankara
Ü. İlahiyat Fakültesi, Kelâbâzî’nin et-Ta’arruf li-Mezhebi Ehli’t-Tasavvuf Adlı
Eserinin Şerhleri ve Şârihleri Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi,
2008/2, c. 7, sayı: 14
SÜLEYMAN ULUDAĞ DİA
https://
acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php//mod_resource/content/0/Tasavvuf%20Klasikleri-et-Taarruf%20li-Mezhebi%20Ehlit-Tasavvuf.pdf
Erhan YETİK Prof. Dr.,
Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi. TASAVVUF KLASİKLERİ Editor Prof. Dr. Ethem CEBECİOĞLU Ankara,
2010 EBÛ
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.