Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Statüko Din

STATÜKO-DİN

Statüko: Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “ Süregelen düzenin korunması durumu; sürer durum” anlamında kullanılan bir kavram. Algımdaki anlamı ise Statü sahibi kişilerin “Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu.” oluşturdukları nev’i şahsına münhasır gelenek.

Statüko eskiden beri herkesin bir tür hakaret için kullandıkları bir kelimedir.

Toplum içinde yaşayan insanlar yaptıkları iş, fikirleri, eğitimleri ve servetleri gibi bazı ayırıcı özellikleriyle kendilerine ve ya guruplarına özel bir gelenek oluştururlar. Mafya dilinde buna “racon” deniyor. Bu kapsamda değerlendirmek gerekirse dünyadaki tüm toplumsal ögelerin (dini, siyasi vb) kendi raconlarıyla oluşturdukları bir statükoları vardır.

İslam dininin de kendine özgü bir statükosu vardır. Bu statüko Peygamber Efendimiz tarafından Vahiy temellidir. Kur’an-ı Kerim esas alınarak oluşturulmuştur. Peygamber Efendimiz(sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: (“Dikkat edin, bana Kitap ve onun bir misli verildi. Dikkat edin, karnı tok bir adamın koltuğuna yaslanarak size; «Bu Kur’ân’a uymanız gerekir. Onda helâl bulduklarınız helâl, haram bulduklarınız haramdır (başka kaynağa ihtiyacınız yoktur!)» demesi yakındır. Dikkat edin! Allâh’ın Elçisi’nin haram kıldıkları, Allâh’ın haram kıldıkları gibidir.” (Ebû Dâvûd, Sünnet 6; İbn-i Mâce, Mukaddime 2; Tirmizî, İlim 10; Ahmed b. Hanbel, 6/8) Kur’ân Bize Yeter mi? | İslam ve İhsan (islamveihsan.com)

Peygamber Efendimiz’in (sav) dinde kural koyuculuğu Kur’an ayetleriyle sabittir. (O, nefis arzusu ile konuşmaz. (Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.” Necm 3-4) [De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. De ki: "Allah'a ve Peygamber'e itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez. ” (Âl-i İmrân 31-32)}; [“Kim Peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Kim de itaat etmez ve yüz çevirirse bilesin ki Biz seni onlara bekçi olarak göndermedik” Nisâ 80]

Bu ayetlere göre bir Müslüman İslam Statüko’sunun ikinci unsuru olan Hadis (Sahih) ve Sünnet’i inkar edemez. Hz. Peyamber(sav) fiziki olarak ümmetin başındayken sorun yoktu. Ashab merak ettiği her konuyu bizzat Hz. Peygamber (sav) den öğrenme imkanına sahipti. Sahabe duydukları her şeye imam ve itaat etti. Peygamber Efendimizin (sav) “Refik-i Ala” ya irtihalinden sonra, İslam coğrafyasının genişlemesine bağlı olarak insan fıtratı da devreye girince bazı şeyler değişti. İslam devletlerinde bir takım yeni ilim dalları, görevler ve görevliler-ücretli/meccani- ortaya çıktı. (Mezhep imamları, kadılar, müctehidler, müfessirler, hadis alimleri, kelamcılar vb.)

Bu ilim dalları ve ilim adamlarının etrafında Ehl-i Sünnet inancı dediğimiz statüko oluştu. Ehl-i Sünnet ekolü dediğimiz ekol İslam dininin hurafelere esir olmaması ve asli haliyle yaşanmasını esas alır. Modernistler, reformcular ve Kur’an’ın tarihselliğini iddia edenlerin yani İslam statüko’sunu kendi fikirlerine göre yeniden oluşturmaya çalışanların en argümanları uydurulmuş hadisler ve ikinci olarak ta mezhep imamları ve takipçisi İslam alimleridir. DİNDE REFORM İDDİASINDAKİ BİRİNİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL BUNLARDIR.

Uydurulmuş Hadis Sünnet konusunda insanlara hak veriyorum. Bu konuda iki örnek vermek istiyorum. Yıllar önce iş arkadaşım bir bayan bana hadis olarak duyduğu bir şey söyledi: Sevecekseniz erkek çocuğunu sevin, kız çocuğu kendisini sevdirir. Böyle bir hadis olmadığına kesin kanaatim var. Peygamber Efendimizin (sav) yaşam tarzını az çok bildiğimi düşünerek ayrımcılık kokan bu sözün hadis olmadığını düşünüyorum.

Pek çoğumuzun bildiği bir tırnak kesme şekli vardır. Sünnet olduğuna inanılan bu tırnak kesme şekliyle ilgili olarak İhya’da okuduğum bir bölüm var: İmam Gazali sahih hiçbir kaynakta bu tür bir rivayete rastlamadığını ama Peygamberimizin(sav) böyle tırnak kesmiş olacağını-yine Hz. Peygamberin (sav) yaşam tarzına göre- yazmaktadır.

Burada görev ilim sahiplerine düşer. Elimizdeki muteber hadis kitapları-Kütübü sitte- tarayarak tasnif edilebilir. Uydurma olduğu belli olan hadisler rahatlıkla ayıklanabilir. Bunu yapmak yerine tüm hadisleri inkar etmek “Hadsizlik” tir.

Yukarıda belirttiğimiz üzere toplumumuz içinde “Hoca” olarak bildiğimiz kişilerin kendi eğitim ve düşüncelerine göre itikadi olarak “tehlikeli” bir statüko oluşturdukları da bir gerçek.

Şu zikri şu kadar yaparsanız günahlarınız affolur veya her isteğinize ulaşırsınız veya zengin olursunuz gibi ifadelerin İslam statükosuna aykırı olduğunu düşünüyorum. Bu tür ifadeler (haşa) Allah-ü Teala’yı (cc) mecburiyetlerle sınırlamak anlamına geleceği için imana zarar verebilir. Allah-ü Teala (cc) bildiğim kadarıyla mahlukatın yalnızca “rızk”ına kefil olmuştur. Acizane “şu kadar zikir çektim cenneti hak ettim, zengin olacağım gibi beklentiler imana zarar verir kanaatindeyim. İslam statükosu’nun temeli iman’dır. Amasız, lakinsiz, fakatsız iman. Kulun görevi itaat, tevekkül ve dua etmektir.

Yine Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de kendisine en çok alimlerin saygı duyduklarını(haşyet-yahşa) bildirmektedir. (“Allah'a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar…”Fatır 28) Haşyet/yahşa: “büyüklük karşısında duyulan heyecan ve korku, zarar görmekten değil, hakkını verememekten kaynaklanan endişe” İslam statükosunun en önemli unsuru bu ayette bildirilir. Alim olmak ve haşyet (ayette aynı kökten türeme “yahşa” kelimesi kullanılır. Haşyet, sevgi ve saygı temelli, hayranlık içeren ciddi bir korku ve ürperti halidir.)

Ayette geçen alim ve ilimden de kısaca bahsetmek gerekirse: Ayette kast edilen Alimlerin, meslek olarak bilimsel faaliyet icra edenler veya birtakım bilgileri öğrenip belleklerine yerleştirmiş olanlar değil, zihnî çabalarını Allah’ın evrendeki kudret delillerinden sonuçlar çıkarabilme düzeyine yükseltebilmiş kişiler olduğu anlaşılmaktadır.  Günümüzde Ateist olduğu bilinen pek çok bilim adamı vardır. Bilimsel faaliyetlerde uzmanlaşmak iman etmekle doğru orantılı değildir maalesef. Toplumsal her gurubun bir raconu, statüko’su olduğu gibi “Din Adamlarının” da kendilerine özgü bir statükoları var. İslam statükosu ile din görevlileri ve halkın oluşturduğu statüko arasında benzerlikler ve ayrılıklar var.

Buna bir örnek vermem gerekirse, kılanlar bilir, Cuma namazının hemen ardından Zühri ahir diye dört rekatlık bir namaz-ben kılmıyorum-kılınır. Bildiğim kadarıyla bu namaz Asr-ı Saadet’ten sonra ihdas olunan bir namazdır. Cuma namazı kabul olmadıysa bari öğle namazını kılmış olalım mantığıyla kılınır. Ben ibadette şüphe olmaz mantığıyla kılmıyorum. Geçmiş yıllarda bir müftüye sorduğumda kılınsa iyi olur dedi.

 Diyanet tv de Din işleri yüksek kurulu uzmanı Zühri ahir namazının kılınmasına gerek olmadığını, kılanlara da kılmayanlara da bir şey denilemeyeceğini söyledi. Aynı şekilde Iskat-devir meselesi de bazı kişilerin ve “hoca” olarak bilinen insanların yaptıkları bir uygulama. Uzman “Namazın” fidyesi olmadığını açıkça belirtti. Statüko gereği pek çok bölgede bu uygulama devam ediyor.

Yine bildiğiniz üzere İslam dininde görevler, sorumluluklar, cezalar ve haklar kadın ve erkek için eşittir. Kuran-ı Kerim’de miras ayetleri son derece açık olmasına rağlen ülkemizde bazı bölgelerde kadınlara mirastan pay verilmiyor. Halkın örfle bağlantılı oluşturduğu statüko,

Ve yine bilhassa bazı ilahiyatçıların “En doğrusunu ben biliyorum mantığıyla oluşturdukları ve dine zarar verecek boyutlara gelmiş statüko. Bu statüko da söylenenleri kabul etmezseniz doğrudan şirk ile suçlanma ihtimaliniz var. Kendisine selefi diyen bir gurupta kendileri gibi düşünmeyenleri açıkça şirk ile suçlarlar. Velhasıl ülkemizde yaşayan Müslüman olan-olmayan 85 milyon kişinin algısında farklı-benzer bir İslam düşüncesi ve statükosu var. Bunların kaç tanesi geçekten İslami anlamakta zor. Vesselam.

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Statüko Din

Mustafa ESER Mustafa ESER