TÜRK SAĞI
TÜRK SAĞ’I
Sağcılık, toplumsal hiyerarşiyi veya toplumsal eşitsizliği kabul
eden veya destekleyen siyasal duruş veya etkinliktir. Toplumsal
eşitsizlik, sağcılar tarafından; ya milletsel /ırksal farklılıklardan, ya dini
ve inançsal farklılıklardan, ya kültürel ve sosyal farklılıklardan ya
da piyasa ekonomisindeki rekabetten kaynaklandığı
için kaçınılmaz, doğal, normal veya cazip bulunur. https://tr.wikipedia.org/wiki/Sağcılık
“Sağcılık” kavramı da tıpkı “Solculuk”
kavramı gibi Fransız ihtilalinin dünya literatürüne hediye ettiği bir kavram.
Sağcılık ta Solculuk gibi farklı fikir guruplarını içinde barındıran bir siyasi
görüş. Liberali var, Liberal Muhafazakarı var, Ülkücüsü var, Dindarı var, Irkçı
Milliyetçisi var. Bu guruplar içinde diğerlerine düşmanlık seviyesinde karşı
olanı var. Bu yazı biraz uzun olabilir. Acizane ben de kendimi “Sağcı” olarak
tanımladığım için biraz bilgi sahibiyim.
-Merkez Sağ/Liberaller: Ülkemizi 76 yıldır
yöneten siyasi görüş. Seçmenlerinin çoğunluğu Geleneksel Muhafazakar’dır.
Ortalama dindarlık, ortalama milliyetçilik, bolca para ve Kapitalist
Müslümanlık bu gurubun en belirgin özelliğidir. Merkez sağ partiler oy için
dindarları (cemaat ve tarikatları) potansiyel seçmen görme eğilimindedir. Bu
yüzden dini guruplarla yakın teması hiç kesmezler. Merkez Sağ partilerin
ekonomiye verdikleri önemi milli ve manevi değerlere tam olarak verdikleri
söylenemez. En büyük tabuları Menderes, Demirel ve Özal gibi ekonomik kalkınma
da kilit taşı durumundaki liderlerdir. Bir ideolojileri olduğu söylenemez. En
büyük ideolojileri “ Demokrasi” dir. Demokrasi araç mıdır yoksa amaç mıdır oda
belli değildir. Demokrat Parti’nin yılmaz savunucusu Yeni Asya cemaati olarak
bilinen küçük bir Risale-i Nur cemaatidir.
-Milliyetçiler-Türkiye
1938’e kadar Irkçı-Milliyetçi bir ulus devletti. Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938): Ziya Gökalp (1876-1924)Yusuf
Akçura (1876-1935) Nihal Atsız (1905-1975) Moiz Kohen (Munis Tekinalp
(1883-1961) Erol Güngör (1938-1983) Milliyetçiliğin en önemli
ideologlarıdır.
Kendi içinde farklı guruplar vardır.
MHP/Ülkücüler: Alparslan Türkeş’in liderliğinde örgütlenmiş devlete bağlı,
gerek A. Türkeş gerekse D. Bahçeli tarafından sokak olaylarından uzak tutulmaya
çalışılan meşru bir yapılanmadır. Tek istisna 15 Temmuz 2016 tarihinde
olmuştur. O gün D. Bahçeli tüm sevenlerine ve parti mensuplarını sokağa
çağırmıştır. Sanılanın aksine Radikal söylemleri azdır. Dini hassasiyetleri
vardır ve savunur.1991 yılında MHP’den ayrılan Muhsin Yazıcıoğlu (BBP) gurubu kendilerini
“Nizam-ı Alem” ci olarak tanımlar ve dindar Milliyetçiliği savunur.
MHP/Ülkücülerin en önemli kırmızı çizgisi “Devletin Bekası” dır.
-Atsız Gurubu: H. Nihal Atsız’ın fikirlerini
savunan ırkçı bir guruptur. Dine ve A. Türkeş’e bakışları “Solcu” lardan farklı
değildir. Hatta düşmanlık seviyesindedir. A. Türkeş Atsız’la yazıştığı için
“Tabutluğa” atılmış, 1970 li yıllarda Atsız Türkeş’i şeriatçı olmakla suçladığı
için araları açılmıştır.
-Dindarlar: Dindarlar 1950 seçimlerinde CHP
ye karşı blok olarak Demokrat Parti’ye oy verdiler ve desteklediler. N. Erbakan siyasete girene kadar böyle devam
etti. “Mili Görüş “ fikri ve MNP, MSP, Fazilet, Refah ve Saadet partileriyle
günümüze kadar gelen siyasi harekettir. Eskiden sık sık “biz ve onlar” gibi bir
söylemleri vardı. (N. Erbakan’ı evliya olarak gören insanlar vardı.) Erbakan’ın
M. Zahid Kotku ile olan samimiyeti sebebiyle “Dini “ bir siyasi oluşum gibi
değerlendirilse de Milli Görüş kanunlara göre kurulan ve çalışan siyasi bir
oluşumdur. Milli Görüş homojen değildir. Farklı dini görüşlere mensup insanlar
tarafından desteklenmiştir.
Nurcular: Kendilerini Risale-i Nur cemaati
olarak tanımlayan ve Bediüzzaman Said Nursi’nin fikirlerini benimsemiş dini bir
guruptur. 70’li yıllarda blok olarak hareket ederken 80’ lı yıllardan itibaren
siyasi anlaşmazlıklar sebebiyle kendi içinde bölünmüştür. Yazıcılar,
okuyucular, Zafer dergisi, Yeni Asya gurubu, Nesil gurubu olarak farklı siyasi
fikirleri vardır.
İskender Paşa gurubu: Alim ve Mutasavvıf M.
Zahid Kotku’nun İskender Paşa camiindeki sohbetleriyle oluşmuş dini bir
guruptur. Erbakan ve Özal’ın da aralarında olduğu pek çok siyasetçi
sohbetlerine katıldığı için bu siyasilere bağlantı kurulsa da bence mantıksız
bir iddiadır. Çünkü Ehl-i Sünnet tarikatlarda en büyük gelenek “ Siyasetten
Uzak Durmaktır.”
Altınoluk gurubu: 1980 yılında yayın hayatına
başlayan Altınoluk dergisinden dolayı bu isimle bilinmektedir. M.Esad
Erbili’den sonra M. Sami Ramazanoğlu 1983 yılına kadar şeyhlik yaptı. Altınoluk
gurubunun her hangi bir siyasi parti veya oluşumla bağlantısı yoktur. (Babam bu
guruba bağlıydı. Babam verilen ilk talimat “ siyasetten uzak durmak” olmuştu.
Mensuplarından dolayı her zaman partilerle bağlantı kurulmaya çalışılan bir
guruptur.
İhlas gurubu: Alim mutasavvıf Abdülhakim
Arvasi’nin iki yakın talebesi vardı. Hüseyin Hilmi Işık ve Necip Fazıl
Kısakürek. Oğlu Ahmet Mekki Üçışık’ın yaptığı açıklamaya göre Abdülhakim
Arvasi’nin halifesi yoktu. Bağlıları H. H. Işık’ın Abdülhakim Arvasi’nin
Halifesi olduğunu kabul ederler. Merkez/Liberal sağ partileri desteklerler.
(AP, ANAP, AK)
Menzil: S. Abdülhakim El Hüseyni, S. M. R.
Erol ve S. Abdülbaki El Hüseyni zamanında genel talimat “ Siyasetten ve
Siyasilerden” uzak durmaktı. 15 Temmuz’dan sonra Cumhur ittifakını (parti ismi
vermeden) desteklemişlerdir.
Yukarıda isimlerini andıklarımın dışında pek
çok dini gurup vardır. Cemaat olarak yapılanan gurupların siyasi bağlantıları
olabilir. Cemaatlerde “ Manevi Tasarruf yoktur. Bahsettiğim üzere Ehl-i Sünnet
tarikatların geleneğinde “ Siyasetten uzak durmak “ vardır. Mensuplarının
yaklaşımlarından dolayı Muhafazakar / Sağ partilerle bağlantı kurulsa da
ciddiye almamak gerekir. Mürid ve Muhib’lerin sözleri tarikatı bağlamaz. Ehl-i
Sünnet şeyhlerin bu güne kadar her hangi bir siyasi partiye doğrudan destek
açıkladıklarına ben şahit olmadım. Dindarlar inançları gereği “Sol ve Solla
bağlantılı her siyasi ve toplumsal fikre karşıdır. Farz ve Sünnet’e bağlılık
temel prensipleridir.
Her toplumsal gurup gibi “Sağcı” olarak
tanımlanan guruplarda etkileşim içindedir. Türk Solu “ Sağcı” ların demokrat
olmadığını her zaman iddia etmiştir. İddianın kastının ne olduğunu anlamış
değilim. Sağcılar seçime mi karşıdır? Sağcılar istemese de seçilenlere karşı
sokağa mı çıkmışlardır? Yoksa Sol siyasi aktörlere oy vermedikleri, oy vermeyi
reddettikleri için mi demokrat değillerdir? Tek parti iktidarına muhalif olmak
veya sevmemek anti demokratik midir?1923-1950 arasını herkes sevmek ve tabu
olarak kabul etmek zorunda mıdır? Binlerce yıllık geleneği olan bir kültürün mirasçısı
olarak tarihimizi reddetmek demokrat olmanın gereği midir? 13-14 asırlık
Türk-İslam geleneğini reddetmek demokratlık mıdır? Bu ülke de dindarlar,
milliyetçiler ve muhafazakarlar sıkıntı çekmemiş midir? Çektikleri sıkıntının
sebebi olarak gördükleri kişileri sevmek zorunda mıdırlar? Ateist söylemleri
olan kişilere rahmet okumak demokrasi midir? Mecburiyet midir? Binlerce şehidin
kanıyla kaşandığımız özgürlüğümüzü belirli kişilere indirgemek, kabul
etmeyenleri gayri meşruluk ve af edersiniz piçlikle suçlamak demokratlık mıdır?
Karşıt fikre sahip herkesi gericilikle suçlamak demokratlık mıdır? Herkes
solcu, laik Kemalist olmak zorunda mıdır? Bu ülkede yaşayan herkes ülkenin
sahibidir. Herkes bu sistemin kurucusudur. Hepimizin isteği dini ve milli değerlerimize
saygılı bir idare altında yaşamak ve suç işleyen herkesin vicdanları kanatmadan
cezalandırılmasıdır.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.